Ebru’nun Yolculuğu…

teşekkürler hayat...

teşekkürler hayat…

Sevgili okurlarımız,

Bugün sizlerle, yine hem sevinç hem de duygularımla karışık bir takım arkadaşımın www.citymersin.com adresinde yayınlanan yazısını paylaşacağım. Kendisinin bir nevi yeniden doğuş öyküsünü anlatmaya başlayan sevgili Ebru, bu yolculuğundan benden ve birlikte çalıştığımız süreçten de bahsetmiş…

Kendisiyle ikinci tanışmamızda (ilk tanışmamızı saymıyorum) harika ve genç bir metabolizması olduğuna şahit oldum, özgür ruhlu ve dışa dönük bir kişiliği vardı, üstelik işinin en iyisi olan Diyetisyen hocalarımızla çalışmıştı… Ancak içinde “düğüm” diyebileceğimiz ve onu başarıdan alıkoyan bir eksiklik söz konusuydu. Buna disiplin de diyebilirsiniz, motivasyon da diyebilirsiniz ya da bir süreci içine sindirmek de diyebilirsiniz… işte bizim yollarımız bu anlamda kesişti… Bedenine olan borcunun basitçe zayıflamak değil, bir alışkanlık devriminden geçtiğini keşfetmemiz ve bunun meyvelerini alışımız gerçekten harika bir hikayenin başlangıcı oldu… Kısacası biz sadece 2 ayda 15 kg’dan arınmadık… Biz bir kıvılcımı ateşledik, içindeki irade gücünü, hareketlendikçe çiçeklenen ve cevap veren bahçeyi keşfettik….

Ebru için hazırladığı menülerle bizden desteğini ve ortaklığını esirgemeyen Sn. Dyt. Taylan Kümeli’ye de yeri gelmişken teşekkür ederiz.

İşte Ebru’nun kaleminden bizim hikayemiz… Pek çoğumuzun hikayesi…

“Çook cok uzun zaman olmuştu, kendimi ihmal edeli, unutalı. Karar vermiştim artık daha fazla geç olmadan biryerlerden başlamam gerekiyordu. İlk önce arınarak başlamalıydım, arınmalıydım beni yoran, hırpalayan üstümde ki tüm fazlalıklardan, etrafımdaki negatif ve samimi olmayan tum maskeli insanlardan. Arınmalıydım ki huzuru yakalayabilmeli ve kendime kavuşabilmeliydim. Yavaş yavaş acele etmeden…

Yıllarca ne çok uğraşmıştım birşeyleri değistirmeye, anlatmaya, düzeltmeye. Ne cok yormuştum, ne cok hırpalamıştım, ne cok ihmal etmiştim kendimi. Boğuldukca kalabalığın içinde, kaybettikçe kendimi, unuttukça değerimi, umursamazca biriktirmiştim de üstümde kiloları. Gün be gün, azar azar ama çoğalarak artmıştı onlar da. Artık tüm fazlalıklarla vedalaşma, onlardan da arınma zamanı gelmişti.

Hayatımın İlk ve en önemli devrimini, 2 sene önce, öylesine bir Eylül gününde, birden bire ve cok şükür başıma da henüz birşey gelmeden gerçekleştirebilmiştim. 20 yıldır içmediğim, nerdeyse yediğim, sigarayı aniden bırakarak yapabilmiştim bunu. Hani son bir veda sigarası derler ya, onu bile içmeden. Varlığıni bile unuttuğum irademle başarmıştım…” Vaay be” dedim “meğer benim de bir iradem varmış” İşte o zaman gördüm ve hatırladım içimdeki gücü. Öyle büyük, öyle güçlüydü ki, kendimi kaybettiğim yıllar boyu diplere ite ite unuttuğum gücüm, artık günyüzüne çıkmış ve bana neler yapabileceğimi hatırlatmıştı. Üstelik tonlarca sıkıntıyı, üzüntüyü de yaşarken başarabilmiştik bunu. İçimde ki gücüm ile ben buluşmuştuk yeniden…e tabii bu sefer sigara yemek yerine başka şeyler yemek gerekti, yedikçe de yedim…yine olsa yine yerim mutluluğu öyle yakalayabildim, sigaranın eksikliğini öyle kapatabildim kendimce. Sonunda 12 kilo da ordan geldi, vermem gereken onlarca kilo zaten üstümde varken hem de. Ama helal olsun dedim yine de içimde ki gücü gördüm yaa herseye bedeldi, artık yapamayacağım bir sey yoktu…

Ancak…

Birgün, birde baktım ki azar azar, umursamazca aldığım o kilolar almis başını gidiyor, dile kolay 90 kg olmuşum… Tartının üstünde o rakamı  gördüğüm an içimdeki gücün de sesini yeniden duydum “yeter artık ebru yeter, kendine gel, tünelin sonundasın, ilerisi zifiri karanlık, marş marş geriye dööön”  dedi bana. Ve ben iste o gün karar verdim kendimin elinden tutmaya, başkasına değil artık kendime yardım etmeye ve kendimle yeniden barışmaya. Diyetisyenle başladım ilk önce ama ne kadar sevdiğim, güvendiğim bir insan olsa da zaman geçiyor ve ben sonuç alamıyordum. Daha itekleyici, daha zorlayıcı ve daha sahip çıkacak bir güce, elimi sıkı sıkıya tutacak bir sisteme ihtiyacım vardı. Biliyordum kim oldugunu, ancak birkaç ay öncesinde henüz kendimle bu kadar barışık değilken kısa suren bir birlikteliğimiz olmuş ve benim disiplinsizliğim nedeniyle anlaşamayıp yollarımızı ayırmıştık. Aradım hiç gocunmadan ama ürkerek, rica ettim elimi tut, bana sahip çık dedim canım dostum sevgili Elif Ezgi Uzmansel’ime, güvendi bana ve öyle sıkı tuttu ki elimi, bir daha hic bırakmadı…

….devamını buradan okumaya devam edebilirsiniz.”

İçtenliği ve kendisiyle vazgeçmeden mücadele ettiği için Ebru’ya bütün kalbimle teşekkür ederim. Ayrıca yazın yolculuğunda da başarılar dilerim. Kendisinin de dediği gibi “insan yazdıkça iyileşir…”

Herkese sevgilerimle

Elif Ezgi Uzmansel

ezgikoroglu@gmail.com

BAŞLAMAK BİTİRMENİN TEK YOLUDUR!

image1

Sevgili okurlarımız,

Güzel bir yaz, keyifli ve dingin bir Ramazan geçirmekte olduğunuzu umuyorum… Bizler bu ayda sofralarımızda dinginliği, sadeliği ve paylaşımı yaşatmaya çalışıyoruz… Sahurdan iftara dek geçen uzun süreyi, sonrasında uzmanların önerdiği şekilde besleyicilik olarak zengin olmasına rağmen rahasız etmeyen, ağır olmayan gıdalarla takviye ediyoruz…

Blogumuzda da geçmiş postlarda Dyt. Taylan Kümeli’nin örnek Ramazan menüsünü paylaşmıştık. Siz de inceleyip fikir edinebilirsiniz… İşte bu linke tıklayabilirsiniz.

Gelelim Ramazan sonrasına…

“Etrafımda en sık duyduğum şey, ben Ramazan’da sıkça iftarlara davetli oluyorum… kontrolümü kurmam imkansız oluyor. Uzun bir açlığın ardından önüme getirilen yiyeceğe karşı kontrollü davranmam pek de mümkün olmuyor, kendim pişiriyor olsam yine nispeten dikkat ederdim ama misafirliklerde ikramları geri çevirmek çok zor…”

Bu durum oldukça anlaşılabilir, son derece yaygın bir “Ramazan’da neden kilo aldım, neden disiplinimi kaybettim? Yeniden motive olamayacak mıyım?” kaygılarını açıklıyor…

Biz de Ramazandan sonrası için 10 kişilik bir grup oluşturuyoruz,

  • Yeniden disipline olarak ve motivasyonunuzu tazeleyerek hedefinize ulaşmanız,
  • yeniden hareket kazanmanız,
  • Mutfağınızı ve mutfak alışkanlıklarınızı yeniden rayına oturtarak fazlalıkları atmanız için yeni takımımıza start veriyoruz.
  • Hedefimize ulaşmada 10 kişiden 9u başarılı, hedefimizi korurmada da 10 kişiden 8’i 1 yıl süre ile kusursuz başarı gösterdi…

Üstelik… Takımımıza erkenden kayıt olan üyelerimiz de pek çok armağan ve avantajdan faydalanabilecekler… Kaçırmayın derim…

En başta da dediğimiz gibi “başlamak bitirmenin yarısı mı bilmem ama başlamak bitirmenin tek yolu”

Sevgiler

ezgikoroglu@gmail.com

Deniz ve 373 günlük azim öyküsü…

Genç, disiplinli, azimli ve neşeli :=)

Genç, disiplinli, azimli ve neşeli :=)

Denizle tanıştığımızda karşımda 14 yaşında genç bir insan vardı… Yediği her lokma gelişimine destek vermeli, öte yandan da onu sahip olduğu fazla ağırlıklardan kurtarmalıydı. Bu anlamda her tükettiği her lokma ile yakından ilgilenen Dyt. Taylan Kümeli’ye çok teşekkür ederiz. Benim görevim ise onu daima sürece bağlı, motive ve disiplinde tutmaktı… Açıkçası başlarda tedirgindim, çünkü karşımda genç bir insan vardı, değişken ruh halleri olabilir, yetişkinlerin bildiği anlamda disiplin kurmaktan uzaklaşabilirdi. Ama dünyanın en memnun edici yanılgısını yaşadığımı söyleyebilirim. Elbette, burada sonsuz destek ve işbirliğini esirgemeyen Deniz’in annesi Hesna hanıma da teşekkür etmeliyim. Kendisi ile bir yazışmamızda, “evde zararlı olan ne varsa terk edildi, biz ailece tükettiklerimizden çok mutluyuz” demişti. Yani Deniz ile başlayan sağlıklı yaşam reformu aslında bütün ailenin iştirak ettiği bir değişime dönüşüyordu.

Peki beni Deniz’e bu kadar hayran bırakan neydi? Düşünün ki, başta günde 1 saat yani 60 dakika spor yapmak için sözleşiyorsunuz. Ertesi gün Deniz, 50 dakikasını spora ayırabiliyor… Bir sonraki gün ne mi yapıyor? 70 dakika sporunu yaparak kendisine borçlu olduğu bu hareket eksiğini telafi ediyor. Bir gün olsun o spor aksamıyor. Sonra kendisine hazırlanmış olan menüleri bizzat mutfağa girip kendisi hazırlıyor… Bu ne demek? Bu yemek pişirmeye sağlıklı tariflerle başlamak demek… Sonra biz Denizle gerçekten çok eğleniyorduk, aramızda kendimize ait bir dil oluşmuştu… Yani oflayıp poflamak yerine tadını çıkartarak öğreniyor, kendi alışkanlıklarımızla tanışırken bunu bir şölene dönüştürebiliyorduk…

Nihayetinde Deniz için ilk dönemeç sona erdi, Deniz 25 kg fazlalılığından kurtulurken, gelişimi son derece sağlıkla seyretti… Dahası ve benim için en önemlisi, Deniz ve ailesi mutfakta kelimenin tam anlamı ile devrim yaptılar… Hatta “bu yürüyüş bandı kullanılmaz sanmıştım” denilen yürüyüş bandını eskitecek şekilde spor alışkanlığı edindiler… İşte değişimin ve ileriye yönelik sağlıklı yaşam eğitiminin en önemli parçaları bunlar bana kalırsa…

Şimdi sizinle Deniz’in bana yazdığı mektubu paylaşmak istiyorum… Sadece koç ve öğrenci ilişkisi değil, abla ve kardeş ilişlisini kurabildiğimiz için çok şanslı hissediyorum kendimi. Denizcim, seni çoook seviyorum ve bütün kalbimle tebrik ediyorum.

iyi ki seni tanıdım Denizcim :)

iyi ki seni tanıdım Denizcim :)

“373 gün geçmiş.
Gözümü ovuşturarak kalkıyorum yatağımdan.Gene sevmiyorum uykusuzluğu ve gene alarmla uyanıyorum.
Çok farklı şeyler olmuş hayatımda.
Bedenimde, beni terk eden 25 kilonun hafifliği,
Aklımda, birbirinden değerli öğütler,
Kalbimde, tanıdığım mükemmel insanın samimiyeti var.
Yüzümü yıkamak için musluğu açıyorum. Suyun yüzüme çarptığı anda başrolü ben olan bir film kopuyor gözlerimin önünde.
Hayatımda neler değişmiş meğer.
Siyah çaylar, rezenelere; ekmekler, etimeklere; makarnalar kinoalara dönüşmüş. Bunlar hikâyenin tuzu biberi.
Bu filmin en etkileyici, ve beni cezbeden tarafının; özgüvenim, pozitif bakış açım, sınırlamadığım hayaller ve yaşama duyduğum istek olduğunu anlıyorum. Bunlar en güzeli, en değerlileri.
Kısa koridordan geçip mutfağa giriyorum.
Önüme tost yerine yulaf, kola yerine süt konulmuş. Başarının verdiği tatlı hisle oturuyorum yerime.
Yüzümdeki tebessümle son buluyor hikâye.

Hayatımın dönüm noktasında yanımda olduğunuz, sonuna kadar inanıp inandırdığınız, en zor zamanlarda “hadi” deyip güç verdiğiniz, en önemlisi yüzümdeki tebessümü bana hediye ettiğiniz için size çok çok çok teşekkür ederim.
Deniz Duysar”

-size ilham vermesi dileğimle-

sevgiler

Elif Ezgi Uzmansel

ezgikoroglu@gmail.com

Serap’ın Azmi…

Sizi bir önceki postumda Serapla tanıştırmıştım aslında… Ancak ilaveten kendisine bir şeyler söylemek isteyip istemediğini sordum, kendisi de benimle düşüncelerini paylaştı. Sonra size ilham vermesi için fotoğraflarını da ekliyorum Serap’ın… Bu arada Serap’ın harika bir instagram hesabı var, takipte kalmanızı şiddetle öneriyorum: diyet_degil_saglikli_beslenme (kendisinin kullanıcı adı bu) Böylelikle Serap’ın sürecine siz de göz atma şansı bulabilirsiniz. Bu sürecin tamamen açlığa ve tahammüle dayalı olduğunu söyleyenler de çıkacaktır, Serap’ın galerisi adeta bunun hiç de böyle olmadığını kanıtlıyor :)

IMG_1712

Ben sözüm daha çok uzatmadan onun bana yazdığı maille sizi başbaşa bırakıyorum:

“Ekim ortasiydi , söz vermiştim arkadaşım Ebru’ya kilo verecektim artık ; 20 kilo verirsem sigarayi birakacakti ; bende cok sıkılmıştim artik bu kilolardan ; çaresiz ce bir çözüm ariyordum ; aslında cok defa çözüm aramistim ; son 6 yıldır hic olmadigim kadar kiloluydum hic alisamamistim kilolu olmaya ; google da zayiflamanin yollarini ararken birden karşıma eski kiloma dönüyorum diye bir blog çıktı karşıma ; ilk defa goruyordum o blogu halbuki bu ilk arastirmam degildi ayni kelimeleri defalarca aratirmistim google dan ; hic de denk gelmemisti… nasip o guneymis ; blogu bir gecede yalayip yuttum o kadar heycanlandim ki anlatamam ; uyku uyuyamadim ; baslamaliyim hemde hemen ; sevgili koçum Elif Ezgimin hikayesi o kadar tanıdık o kadar sıcak geldi ki ; inandım ona ; derdimin dermaninin onda olduğunu anladim ; hemen instagram hesabi açtım ; instagram hesabinida yalayip yuttum ; kitaplarini siparis verdim. Bir mail yazdim cok uzunca maalesef silindi :( bir tane daha yazdim o da silindi :( anlamadim bir turlu acaba bu bir isaret mi yazmamalimiyim dedim kendi kendime ama sonra olmaz dedim ben bu maili atmam gerekiyor dedim. Ve attım ; yeni bir hayata merhaba dedim o gun , amacım kesinlikle sadece kilo vermek degildi aradigim şey cok daha derin cok daha köklü bir değişimdi ; zayiflamak hedeflerimin arasindaydi ama ogrenmek ; saglikli beslenmek ; irademe hakim olmak ; nefsimi yenmek ; mutlu ; disiplinli olmakti amacim. Hic de yanilmamisim ; aradigimi buldum 26 kilo verdim ; ama aslında cok daha fazlasi gitti benden ;Negatif olan hersey gitti ; cok sey ogrendim beslenmeyi ogrendim ; “ama” dememeyi ogrenmdim bahaneler uretmeyi ogrendim ertelememeyi ogrendim…
Umitsizligin hayatimda olmamasi gerektigini ogrendim ; isyan etmemeyi ogrendim ; sukrettim defalarca ; her gun daha da cok sukretmeyi öğrendim ; ne guzeldi Elif Ezgim ile çalıştığım 5 ay ; cok hafifledim cok zenginlestim ; huzur doldu içim ; Elif Ezgime ne kadar teşekkür etsem azdır ; ben onu cok ama cok sevdim ve sevmeye de devam edecegim. Iyi ki var iyiki tanıdım onu. Insan isteyince oluyormus yeter ki siz de isteyin yeter ki siz de inanin ; amalarinizdan kurtulun ; kendinize güvenin … Elif Ezgime güvenin ; basaracaksiniz…Emziren bir anneyim ; kimse saglikli beslenmekten korkmasin , başladığımda Ali 6.5 aylikti emiyordu simdi 13 aylik ve hala emiyor ; sütün azalmistir ; yaramiyordur; yoktur artık ; diyen cok oldu hic dinlemedim çünkü ben çocuğuma ne verdiğimi biliyorum bu konuda Taylan Hanim’in menulerine cok guvensinler. Ac kalmiyorum ki neden sutum azalacakmis?”

karşımızda enerjik görüntüsüne yeniden kavuşmuş bir anne var :)

karşımızda enerjik görüntüsüne yeniden kavuşmuş bir anne var :)

Serap ile başladığımız yolculuğu kendisinden daha güzel özetleyen birisi olamazdı elbette… ben onun azmine, katılımcılığına çok teşekkür ediyorum. Onun size verdiği ilham sizin kendi hikayenizi yazmaya başladığınız yer olabilir.

Sevgiler
Elif Ezgi Uzmansel

***Çalışmalarımız sürecinde kullanılan bütün beslenme listeleri ve diyetler, Dyt. Taylan Kümeli tarafından hazırlanmaktadır. Kullanılan tariflerin tamamı kendisine aittir ve hakkı saklıdır.

Bizimkisi bir başarı hikayesi :)

-Başarı hikayelerimizi heyecanla takip eden okurlarımıza ithaf olunur-

Merhabalar Sevgili Okurlarımız;

Mayıs takımımıza gösterdiğiniz ilgiye çok teşekkür ederim. Takımımızdaki son beş kişilik yer için, çalışma şeklimiz hakkında bilgi almak isterseniz bize maille ulaşabilirsiniz. Ramazan programımızı da sıkça sormuşsunuz, Ramazan’da harika bir program sizleri bekliyor olacak. Onu da buradan duyuracağım.

Gelelim sizinle paylaşmak istediğim dört başarı hikâyesine…

Berna, Nazlı, Serap’ın ve Cem Bey’in ağırlıklarından sıyrılma öyküleri de diyebiliriz.

Berna ile ilk görüşmemizde kendisi, kilo vermek ve hayallerine ulaşmak için pek çok yolu denediğini ancak kısa süre içinde kendisine bir rehavet çöktüğünü, motivasyonunu kolayca kaybettiğini benimle paylaşmıştı. Bu yüzden yürümesi gereken uzun yolda kısa sürede pes ettiği için hiçbir zaman kayda değer bir aşama yakalayamıyordu. Oysa düşlediği şeyler vardı, bunu yakalamanın ancak emek sarf ederek olacağının da farkındaydı ancak ihtiyacı olan motivasyonu yine yitirmekten korkuyordu… İlk iletişimimizde yakaladığımız enerji ve uyumun başarımızda büyük payı olduğuna yürekten inanıyorum. Gerçekleştirdiğimiz takım çalışmasında yaklaşık 22 kiloyu geride bırakabilmek, Berna’nın yaşamında bir ilki gerçekleştirebilmek, son ana kadar motive ve istekli kalabilmek omuz omuza sürdürdüğümüz bir sürecin meyvesi diyebilirim. Kendisi ile son görüşmemiz planlı değildi, havaalanında tesadüfen karşılaşmıştık. Uzunca bir süre onu tanıyabilmek için bakmam gerekti, güzeller güzeli, zarif ve son görüşmemizden bu yana neredeyse on yaş daha gençleşmiş görünen enerjik bir kadın vardı karşımda. Kendisi beni görür görmez gülümseyip yanıma geldi, size yaşadığım mutluluğu tarif etmekte zorlanıyorum. Şıklığı, güzelliği ve formu ile göz kamaştırıyordu. Sanıyorum, bir başarı öyküsüne dahil olmanın en güzel yanı, onun bu sürprizlerle dolu gelişimi ile karşılaşmak. Kendisini yürekten tebrik ediyorum.

Berna ile harika bir şey başardık... Burada sadece baskül görünebilir ama asıl aştığımız şey, yıllardır süren 'pes' etme duygusunu pes ettirmemizdir.

Berna ile harika bir şey başardık… Burada sadece baskül görünebilir ama asıl aştığımız şey, yıllardır süren ‘pes’ etme duygusunu pes ettirmemizdir.

Nazlı ile çalışmamız ise yalnızca 20 kilodan kurtulma hikayesi değil elbette. Müthiş bir değişim ve ruhsal motivayonun da öyküsü. Sürekli bir şeylere başlıyorum ama devam edemiyorum düşüncesinin yıkılışı bir anlamda… Çevresinin kendisine olan inancının kaybolması, eleştirel sözlerin kalbini kırması ile başlayan yolculuğun tam anlamı ile sabır, sebat ve başarıya dönüşümünü gördük birlikte. Canı bir şeyler yemek istemedi mi? Sporunu aksatmak içinden geçmedi mi? Yoğunluğu onu yıldıracak gibi olmadı mı? Çevresindeki kuşkucu ve demotive edici söylemler bıçak gibi kesildi mi? Elbette canı, kendisine zarar veren yiyeceklerden de istedi Nazlı’nın… Sporunu aksatmak da geçti aklından… Bazen temposu onu çok yordu. İnsanlar, desteklemektense en iyi bildikleri şey olan karalamayı ve bilgisizce Nazlı’yı aşağı çekmeyi de denediler. Ama Nazlı hiçbir olumsuzluğa pabuç bırakmadı, benimle iletişimini asla kopartmadı, üşengeçliğine yenik düşmedi, temposunun ardına sığınmadı, canının istediği zararlı şeyin faydalı bir alternatifini birlikte araştırdık, farazi ve klişe demotivasyon cümlelerine hareketlerimiz ve aşamalarımızla cevap verdik… Bugün Nazlı, kendisine ait olmayan 20 kilodan kurtulmuş bir kadın… Daha hafif, daha enerjik, daha mutlu… Kendisini yürekten tebrik ediyorum.

Nazlı sadece aynada değil, hayatının her alanında bu motivasyonu ve enerjiyi hissediyor :)

Nazlı sadece aynada değil, hayatının her alanında bu motivasyonu ve enerjiyi hissediyor :)

Her zaman dediğim gibi, Nazlı ile başardığımız baskülü alt etmekten fazlasıydı

Her zaman dediğim gibi, Nazlı ile başardığımız baskülü alt etmekten fazlasıydı

Serap, çalışan, emziren, yoğun bir anneydi. Beraber yola çıkarken, kendisine ve birlikte çalışmamıza sonuna kadar inanıyordu. Hiçbir şeyin kolay olmayacağını ama her şeyin omuz omuza aşılabileceğini biliyorduk… İletişim her şeydi, gün içinde birbirimizden kopmadan, bu yolu kat edecek, yaşamın getirilerine göre çözümlerimizi üreterek çözüme yürüyecektik… Yaklaşık 25 kiloluk ağırlıktan kurtulmak da bu azim dolu disiplin dolu hikayenin meyvesi. Serap daima öğrenmek isteyen, öğrendiklerini yaşamında uygulayabilmek için feyz alan bir insan… Hiçbir şeye basitçe bakmıyor, her şeyi itina ile değerlendirip nedenlerini anlamak istiyordu. Çalışmamızı tamamlamamızın üzerinden uzun süre geçmesine rağmen formunu ve motivasyonunu koruyor olmasını da sanırım bu özelliğine borçlu. Kendisini yürekten tebrik ediyorum.

Azmi ve çabası benim için daima hayranlık uyandırmaya devam edecek...

Serap’ın azmi ve çabası benim için daima hayranlık uyandırmaya devam edecek…

Ve gelelim Cem Bey’e…

Cem bey, kelimenin tam anlamı ile yaşam gustosu olan bir insan… Hayatta en çok sevdiği etkinlik ailesi ile birlikte lezzet serüvenlerine ve seyahatlere çıkmak. Ancak bu beğenisi ne yazık ki kendisine biraz kötü klinik bir bedelle geri dönmüş. Burada, kendisinin klinik bulguları ve sonrasında yediği her lokması ile birebir ilgilenen Dyt. Taylan Kümeli’ye çok çok teşekkür ediyoruz. Bir teşekkür de Mersin üniversitesi kardiyoloji bölümü hocalarımıza… Değerli danışanımızı yakından takip ederek, danışanımızın sorunu konusunda bizleri aydınlatıp yönlendirdikleri için kendilerine minnettarız. Danışanımız, tetkiklerini yaptırdıktan hemen sonra hocalar tarafından kendisine ilaç tedavisi önerilmişti. Ancak hocalarımız, yeme ve hareket alışkanlıklarının düzenlenmesi ile ne kadar aşama kaydedeceğimizi merak etmiş, bu konuya dair bizlere süre tanımışlardı. Sadece bir ay içerisinde danışanımızın kaydettiği aşama inanılmazdı, değerlerini %37 oranında düzelterek %2’lik bir dilimin içine girmişti. Takip eden ayda yine Dyt. Taylan Kümeli’nin kendisi için önerdiği şekilde beslenerek ve sporuna devam ederek aynı düzelme performansını tekrar ettiğinden ilaç tedavisi tamamen gereksiz görüldü. Bu zaman zarfında birlikte yaptığımız çalışma ile disiplin ve motivasyon anlamında firesiz ve çok verimli bir bilgi alışverişi ile bilinçlenmeye devam ettik. Sonuç tam bir ekip çalışması ve giden 18 kilodan fazlasıydı. Biz sevgili danışanımızın sağlığına katkıda bulunabildiğimiz için çok mutluyuz.

Yazımızda da anlattığımız gibi, kilo sadece kilo değildir... Bunun ardında alışkanlıklarınız, sağlığınız ve bir çok öykü yatar.

Yazımızda da anlattığımız gibi, kilo sadece kilo değildir… Bunun ardında alışkanlıklarınız, sağlığınız ve bir çok öykü yatar.

Bizim başarı hikayelerimizi, birlikte gösterdiğimiz uyum, iletişim, öğrenmeye olan açıklığımız ve katılımcılığımız yazıyor… Bunu yazan ne sadece benim, ne sadece bir metot, ne de sadece sizsiniz… Bu kelimenin tam anlamı ile bir takım çalışması…

Dört değerli danışanımın nezdinde bütün takım arkadaşlarıma yürek dolusu sevgiler…

Siz de eğer #uzmanselteam ‘in bir parçası olmak istiyorsanız lütfen bize ezgikoroglu@gmail.com adresinden ulaşarak çalışma şeklimiz ve tarifelerimiz hakkında bilgi alınız.

Mayıs ile başlamak…

Mayıs grubumuz için kayıtlarımız başladı : )

yaz için hazırlanmaya hazır mısınız?

yaz için hazırlanmaya hazır mısınız?

Bu yıl, bahar bir türlü gelmek bilmedi sanki… Hava ısınmadıkça, motivasyonumuz düştü. Yaza hazırlık yapmak için kendimizi teşvik edemez olduk… Ama belki de yapılacak en doğru şey, baharı zihnimize getirmek… Tazelenmeye bedenimizden başlamak.

Bu sebeple yaza zinde, formda ve fazlalıklarından kurtulmuş olarak girmek isteyen bütün arkadaşlarımız takımımızda bir araya geliyor;

Beraber kötü yeme alışkanlıklarından kurtuluyor,

Egzersizi hayatımıza dâhil ediyor,

Kendimizi yakından takip ediyor ve daima motive kalıyoruz. Mutfak alışkanlıklarımızdan başlayan ve yaşamımızın her alanına uzanan bir disiplin ve motivasyonla fazlalıklardan kurtularak yaza merhaba diyoruz.

Sağlık ve afiyetle...

Sağlık ve afiyetle…

Kimler başardı?

  • Gece yeme alışkanlığım yüzünden,
  • Spor konusundaki üşengeçliğim yüzünden,
  • Organize olamadığım için sürdürememek yüzünden,
  • Pazartesi başlayıp Salı bitirmelerim yüzünden,
  • Doğru bildiğim yanlışlar yüzünden,
  • Bahaneler yüzünden bir türlü sonuca ulaşamadım diyen pek çok kişi ile başardık…

Siz de Mayıs grubumuza dahil olmak isterseniz bize ulaşın, kim bilir belki sizin başarı öykünüz birlikte yazmak üzere olduğumuzdur…

Sevgilerle

çalışma şekli ve tarife ile ilgili bilgi almak için lütfen –> ezgikoroglu@gmail.com adresinden bize ulaşınız

Tanıdık Sorunlara Yeni Çözümler…

Size, çok tanıdık gelen bir hikaye anlatacağım… Meselenin kilo almak ya da kilo vermek değil, meselenin disiplini kurmak ve betonlaşmış alışkanlıklarımızı değiştirmekle ilgili olduğunu içten içe bildiğimiz ve bazen yüksek sesle olmasa da yine içten içe kendimize fısıldadığımız bir hikaye bu…

Bazen her şey itiraf etmekle başlar, netleşmek ve çöpleri ayıklamakla devam eder, kararlılıkla sürer ve gelişmiş olarak tamamlanır. Bakalım, siz de bu itirafı bir yerden tanıyor musunuz?

“Defalarca başladım, bir çok yöntemle ilerlemeye çalıştım ama zihnimde sürekli “yapamazsın” diyen bir ses çınlıyor ve ben de ona katılıyorum…

Çünkü ne yaparsam yapayım, ya yarım kalıyor ya da bir şeyler beni kolaylıkla çeldiriyor. Aslında kavga ettiğim midem değil, zihnim… Bana verdiği emirler o kadar net ki, kendimi sürekli olarak yarı yolda bırakmama neden oluyor…

Keşke hedefimi netleştirebilsem…

Keşke hedefime ulaşırkenki yolumu netleştirebilsem… Ve kendimi yeniden yapılandırırken, hedefimi geliştirirken bundan hiç vazgeçmeyecek kadar motive kalabilsem… Bu mümkün mü? “

 

  • Kendinize karşı dürüst ve net olmak…

Bu, “ben nasılsa böyleyim” diyen boşvermiş bir itiraftan çok, değişime açık, kendisini sorgulamaya ve dönüştürmeye açık insanların başlangıç şeklinden söz ediyorum.

  • Hedefim nedir?
  • Kendimi şu an nasıl görüyorum?
  • Kendimi nasıl görmek istiyorum?
  • Beni engelleyen nedir? Adlı adınca neler benim engellerim?
  • Bu engelleri ortadan kaldırmak için ne yapmalıyım?
  • Bu engelleri ortadan kaldırmak için ne kadar süre uğraşmalıyım?
  • Ne kadar zaman alırsa alsın, kendime ve disiplinime olan algımı değiştirmek için çabalamaya hazır mıyım?
  • Kendinizi yeni halinizle hayal etmekten hiç vazgeçmeyin…

En yorulduğunuz zamanlarda bir yol ayrımına gelirsiniz. Bunu adlandıramaz ya da yanlış adlandırırsınız: Devam mı tamam mı?

Oysa aslında ağzında durduğunuz yol ayrımı: “eskiye geri mi döneceğim, yoksa kat ettiğim yola ihanet etmeyerek devam mı edeceğim?” Soruyu böyle sorduğunuzda vazgeçmekten vazgeçiyorsunuz değil mi?

neden kendi hayallerinizi somutlaştırmıyorsunuz?  Önce adını koyun, sonra yazıya dökün, sonra daima gözünüzün önünde olmasını sağlayın :)

neden kendi hayallerinizi somutlaştırmıyorsunuz?
Önce adını koyun, sonra yazıya dökün, sonra daima gözünüzün önünde olmasını sağlayın :)

  • Kat ettiğiniz aşamalara haksızlık etmeden, sabır ve sebatla devam edin, çünkü…
Aşamalarınızı daima kaydedin, Gülay hanımla kayıt tutmak bizim motivasyonumuzu daima arttırdı ve sürece olan katılımını diri tuttu.

Aşamalarınızı daima kaydedin, Gülay hanımla kayıt tutmak bizim motivasyonumuzu daima arttırdı ve sürece olan katılımını diri tuttu.

Bazı süreçler, zamana yayıldığında yola neden çıktığımızı unutabiliriz. Oysa ya hiç başlamamış olsaydınız? Bu bakımdan kayıt tutmak çok ama çok önemlidir. Nereden başladığınız ve ne kadar yol aldığınıza dair size ölçülebilir kanıtlar sunar. Blogda yer alan deftere benzeyen bir kontrol günlüğü tutabilir, ya da siz de takım arkadaşlarımla yaptığım gibi fotoğraflı bir arşiv oluşturabilirsiniz. Bunu yapmayı asla bırakmayın. Böylelikle kat ettiğiniz aşama size “az” gelse bile “ aslında kulağınıza şunu fısıldayacaktır “sen yola çıktın ve başlamak bitirmenin yarısıdır”

  • Mutlaka eğlenin…

Evet, bu disiplin ve ciddiyet gerektiren bir süreç çünkü işin uzamasından, yıllar içerisinde defalarca karşınıza çıkarak sizi yıldırmasından çok sıkıldınız… Bu oldukça anlaşılır bir şey. Ancak bu, eğlenmeyi unutacaksınız anlamına gelmiyor. Sadece eğlence algınızı yeniden tanımlamaya çalışın. Sürecinize dair yerine getirmeniz gerekenleri illâ mutsuz ve baştan savma “bitse de gitsek” mantığıyla yapmak zorunda değilsiniz. Bazen basit bir tabağı şölenle hazırlamak sizi tahmin edebileceğinizden çok daha motive eder. Ve ilk lokmanız ağzınıza girmeden önce doygunluğunuz gözlerinizle başlar.

‘Yemek için değil, tabağımı süslemek için bir sonraki öğünü bekliyorum’ diyen bir takım arkadaşım, bu durumun en güzel örneğini veriyor bize. Çünkü aslına bakarsanız, odak noktasına “ye ye ye” sloganını koyan da bizleriz, o tabelayı oradan kaldıracak olan da…

Mecburiyet mi şölen mi? Motivasyonunuz tercihinizle şekillenecek unutmayın...  Şimdi... Neyi tercih ediyorsunuz?

Mecburiyet mi şölen mi? Motivasyonunuz tercihinizle şekillenecek unutmayın…
Şimdi… Neyi tercih ediyorsunuz?

  • Kör yiyici değil, bilinçli tüketici…

Az sonra bir şeyler yiyeceksiniz… Neden tabağınıza ve sonrasında da bedeninize misafir ettiğiniz besinler hakkında bilgi toplamıyorsunuz? Neden oradalar, neden bir araya geldiler, neden o porsiyonda servis edilmeleri öneriliyor? Sizin hangi ihtiyacınızı karşılamak için önerildiler? Ya da siz neden böyle bir besini tercih ettiniz? Doğru kaynakları taramayı ve tabaklarınız size hükmetmeden önce sizin onlara hükmeden kişi olmanızı sağlayabilirsiniz. İçtiğiniz suyun bile bedenimize anlattığı bir şey var; yeter ki dinlemeyi tercih edelim… Peki, bu bize ne sağlar ve bu neyi engeller? Bu, yaşam boyu alışkanlıklarımızı oluştururken edilgen değil, etkin ve seçici olabilmemizi sağlar. Yani uzun vadede, kat ettiğiniz yolu korumanıza ve pekiştirmenize yardım eder. Neyi engeller? Doğru bilinen, ya da yapılagelen ve asla sorgulanmayan hataları, masum görünen tehlikelilerin yaşamınızda barınmasını engeller.

  • Üşenmek = “Kendim için bir şey yapacak değilim, başkası benim için bir şey yapar mı acaba?” demek mi?

“Kim hazırlayacak o yemekleri, şöyle dışarıdan söyleyebileceğimiz bir şeyler olsa…” Şimdiye kadar şikâyetlerinizin altında yatan şeyin, bu tutumunuz olmadığına emin misiniz?

“Evde zaten hazırlanan şeylerden kontrollü bir şekilde tüketsem olmaz mı?” Evde tüketilen şeyleri de reformize etmediğiniz sürece gerçekten kalıcı bir sonuç mümkün olabilir mi? Elbette, dışarıda da evde de az önce bahsettiğimiz gibi, bilinçli tercihler yapabilmeniz çok önemli. Hali hazırda var olan bir besini, ne kadar ve ne zaman tüketebileceğinize dair bilgilenmiş olmanız, bu konuda yeterince araştırma yapmanız size elbette çok yardım eder. Ama daha aktif bir sonuç, daha aktif bir değişim ve dönüşümden geçmez mi? Yani evet, mutfağınıza girmeli, her zaman yaptığınız şeyleri sorgulamaya başlamalı, hayatınıza yeni katılan bilgiler ve tariflerle yeme içme repertuarınızı zenginleştirmelisiniz. Bu, var olanları sonsuza kadar terk etmek anlamına gelmiyor; bu, onları kendi yararınıza dönüştürmek, bu dönüşümü gerçekleştirecek pratikleri yapmanız anlamına geliyor. O yüzden sevgili okuyucu: Üşenmeyiniz…

  • Zamanı anlamak.
zamana bakışınızı yenileyin.

zamana bakışınızı yenileyin.

“O kadar yoğunum ki, ben kim yürüyüş yapmak kim?” Demek, kendiniz için ayıracağınız bir saat ya da en azında bi kırk beş dakika size imkansız geliyor… Neden günün yirmi dört saat olduğunu anımsamıyorsunuz? Ya da başka bir şekilde söylersek 1440 dakikadan kırk beş, altmış dakika ayırmak neden gözünüzde büyüyor? Belki zamana yanlış bakıyoruz. Belki zamandan yiyoruz derken, o bizi yiyip bitiriyor. Sizi bunaltan ya da gözünüze imkansız gelen pek çok konunun aslında o konuya nasıl baktığınızla ilgisi olduğunu söylersem yeni bir şey söylemiş olmam. Ama sanırım bunu siz kendinize söylerseniz, belki içinizdeki yılgın insanı ikna edebilirsiniz.

  • Çevresel Faktörler

Kitabımızdaki motivasyon rehberini yazarken, hatırı sayılır bir bölümü bu konuya ayırmıştım. Aslında ilk maddeden itibaren siz de gördünüz ki, bu süreç ne kadar size dair. Fakat işin ilginç yanı insanlar size bu konuya dair sınırlarını bilmeksizin yorum yapabiliyorlar ve bu da sizi yavaşlatabiliyor, demoralize edebiliyor.

  • Aaaa ne kadar kilo aldın sen eskiden böyle değildin…
  • Bunlarla mı kilo vereceksin? Bu kadarla kalsa ben de kilo verirdim.
  • O kadar kilo verdin ki, çöktün resmen
  • Sen yine yapamazsın,
  • Etme eyleme sağlığından olacaksın.
  • Hala kalçada biraz var…
  • Vaktini bunlarla mı harcıyorsun
  • Aaaa, bu günlük de boşver canım, bak tadına şunların işte ne var. Hem sonra böyle olmaz ki, ille alırsın geri….

Uzayıp gidiyor… Fakat sizin bilmeniz gereken bir tek şey var… Herkes gidip kendinizle baş başa kaldığınızda gerçekten çok istediğiniz şeyin ne olduğunu ancak siz hatırlıyor olacaksınız. Neden bu yolu seçtiğinizi, nelerden şikâyetçi olduğunuzu, bu yorumların içinde samimi uyarılar kadar negatif, önyargılı ve hatta gerçek dışı yaklaşımların olduğunu da bileceksiniz. Eğer kendiniz için en uygun ve en doğru yolu bulduysanız ve buna yürekten inanıyorsanız, en büyük cevabı yolunuza devam ederek ve hedefinize sebatla ulaşarak verebilirsiniz.

Kısacası sevgili okuyucu, çoğumuz karanlıktan korktuğumuzu sanır ama aslında kendi ışığımızdan korkarız… Siz, kendi ışığınızdan korkmayınız… Bilakis, bu ışığın en doğru şekilde sizi aydınlatması için kendinize destek olmaktan vazgeçmeyip size yolunuzda pozitif adımlar attırabilecek öğretilere kapılarınızı açınız.

Sizin ışıltınız ne renk?

Sizin ışıltınız ne renk?

Kucak dolusu sevgiler

  1. Ezgi Uzmansel

Yeniden Merhabalar :)

Blogumuzun sevgili okurları,

illstration by Sarah Watson (alıntıdır)

illstration by Sarah Watson (alıntıdır)

Nicedir vakit bulup da sizinle yeni bir post paylaşamıyordum. Sosyal medya kanallarından bana soruyordunuz, yeni bir şeyler yok mu diye. Olmaz olur mu? Öyle birikti ki… Bir yerden paylaşmaya başlamam lazım… Bir yandan blogumuzda paylaştığımız tarif ve listelerden de faydalandığınızı öğreniyordum.
Ancak hemen bir konuya açıklık getirmek isterim,  zaman zaman bu listelerin benim tarafımdan hazırlandığını düşünüyormuşsunuz. Aman aman aman diyeyim… Kesinlikle tek satırını ben yazmadım. Blogumda yer alan diyetlerin tamamı, Dyt. Taylan Kümeli’nin çeşitli dergi, internet sitesi vb. kanallarda yayınlanmış olan örnek menülerinin birer derlemesidir. Bunlara aynı anda, topluca ulaşılabilsin diye ben de blogumda yer verdim. Kendisinden bunları belli bir sıraya koymasını rica etmiştim. Nitekim o sırayla da blogumuza ekledik. Bir tane de blog okurlarım için, kendisinin hazırladığı bir örnek menü mevcut. Sizlere fikir verebilsin, ilham olabilsin diye… Dediğim gibi, yinelemekte fayda görüyorum ve bu konuda çok özel bir hassasiyet gösteriyorum, kesinlikle diyeti diyetisyen yazar anlayışına bağlı olarak çalışıyorum. Bu diyetlerle içli dışlı olabilirim, çok yakından tanıyabilirim ama asla asla asla tek kelime yazmadım ve yazmam da.

Yaptığım iş dâhilinde de buna çok dikkat ediyorum. Çalışmalarım esnasında kullanılan menülerin tamamı yine, protokolümüze bağlı kalarak, Dyt. Taylan Kümeli tarafından hazırlanıyor, güncelleniyor ve denetleniyor. Diyetin klinik boyutunda kendisi danışmanım ve çözüm ortağım. Benim işim, isteklendirme, takip ve verim arttırıcı bir içeriğe sahip. Ki diyet sürecinde sürdürülebilirlik ve isteklendirme unsuru bütün dünyada da göz ardı edilemeyen bir öneme sahip. Kitabımız, Lezzetin İnanılmaz Hafifliği’nde yer alan “motivasyon rehberi” bölümünü kaleme alma nedenim de bu önemi vurgulamaktı…

Peki gelin bir kez daha göz atalım Sağlıklı Yaşam Koçu ne yapar ve ne yapmaz:

  • Sağlıklı yaşam koçu; uzman ve danışan arasında verimliliği arttıran bir filtre gibidir. Danışanın motivatif unsurlarını tanır, eksik ya da aksamaya müsait olan yönlerini onarmaya veya kişiye kazandırmaya çalışır.
  • Sağlıklı yaşam koçu, kişinin sahip olduğu dağınık bilgi yığınını toparlamasına, uygulamasına ve teoriden pratiğe geçirmesine yardımcı olan çözüm önerileri üretir.
  • Yani sağlıklı yaşam koçu, bilginin yaşam içindeki uygulanabilirliği ile ilgilenir. Danışanına bu uygulamalar konusunda öneriler sunar. Bu uygulamanın içeriğini ise uzman belirler, yaşam koçu değil.
  • Sağlıklı yaşam koçu, danışan kendi dümenini eline alana kadar rotasında kalmasına yardım eder ve neden o yolun üzerinde olduğuna dair danışanını aydınlatır. Bu anlamda bilgi akışı ve iletişim esastır.
  • Ya hep ya hiç anlayışı yüzünden aksayan, duran ya da yavaşlayan sürece alternatiflerle katkıda bulunur ve ürettiği alternatifleri, kişiye özel ve referanslarından faydalanarak sunar ve bu şekilde aksamayı, duraksamayı ortadan kaldırmayı hedefler.
  • Geçmişte aksayan, tekrar eden, çözülemeyen durumların yeniden yaşanmaması için kişiyi içinde bulunduğu süreçle ilgili sürekli aydınlatır ve farkındalık yaratır. Böylelikle kişi sorunun yanından geçmek yerine, onunla yüzleşir ve onu tanır yani fark eder.
  • Süreç ve hedef ilişkisi olan her konuda, birlikte çalıştığı kişiyi, çalıştığı “süreç” boyunca “hedefe” odaklı tutar ve süreci “hedef” için besler ve destekler.
  • Süreç tamamlandığında ise kişi sadece hedefe ulaşmış olmakla kalmaz, süreç esnasında öğrenir, alışkanlıklar edinir ve yaşamı boyunca bu alışkanlıkları sürdürebileceği platformları keşfetmeye hazır hale gelir. Bu sayede, hedef geçici değil kalıcı olmaya daha müsait hale gelir.
  • Birlikte çalıştığı uzman kişilerin yöntemlerini ve çalışma şekillerini tanır ve bir oryantasyon oluşturur; bu sayede danışanı olan kişiyi doğru zamanda doğru noktaya kanalize edebilir.

Peki Sağlıklı yaşam koçu ne yapmaz?

  • Diyet yazmaz. Çalışma sistemi için kullandığı diyetler için bu işin ehliyetine sahip olan bir ya da birçok kişiden danışmanlık, çözüm ortaklığı talep eder. (bkz. Sağlıklı yemekler dağıtan catering firmaları, kurumlar, lokantalar, okullar, spor merkezleri gibi)
  • Profesyonel egzersiz önermez. Doğal hareketlerimizle uyumlu olan yürüyüş ve yüzme gibi sporlar haricinde, uzman bir eğitmenin danışmanlığına başvurmadan danışanlarına egzersiz önermez.
  • Koç, diyetisyenin ya da spor eğitmenin alternatifi değil takım arkadaşı ve tamamlayıcısıdır. Onların önerilerinin tam uygulanabilir olmasına yardım eder, onların önerilerinin içeriğine karışmaz.
  • Klinik yönlendirmelerde bulunmaz. Klinik yönlendirmelerde bulunabilecek kişilerle temas kurar ve danışanlarını da ehliyeti olan bu kişilere yönlendirir. Böylelikle olası bir bilgi kirliliğinden danışanını korumuş olur.

Sevgili okurlarım… Bunları özellikle yazmak istedim. Zira, şu sıralar sizlerin son derece iyi niyetle de olsa sosyal medyada buradaki tariflerin ya da örnek menülerin benim olduğunu belirtmeniz, her zaman gösterdiğim bir hassasiyete hasar verebilir ve bu konuda hassas olan meslek erbabı insanları incitebilir, üzebilir ve hatta tepkisini de çekebilir. Oysa ben, bu konuda daima çok ciddi bir özen gösteriyorum, aksi şekilde anlaşılabilecek her şeyden itina ile kaçınıyor ve kendi sınırlarımda kalmaktan mutlu oluyorum. Ancak yaptığım iş, yeni olduğu için ve pek çoğumuz kısa vadede tanıdığımız için karıştırabilmemiz çok olağan. Ancak buradan da yazılı şekilde belirttiğim gibi, benim yaptığım iş budur… Zaman zaman size bununla ilgili güzel bilgiler de vereceğim, yine sizi motive edecek başarı hikayelerimizi de paylaşacağım :- ) Dedim ya, birikti…birikti…

Bekleyiniz beni,

Herkese kucak dolusu sevgiler…

Mutfağımı Düzelterek Sağlıklı Yaşama Adım Atabilir miyim?

evet, nereden başlayalım?

evet, nereden başlayalım?

Sağlıklı yaşam dediğimiz şey kesinlikle bir bütün… Bu büyük resmi oluşturansa küçük resimler. Son günlerde yalnızca sağlıklı yaşam=zayıflama (!) şeklinde algılanıyor olsa da, uykunuzdan gün içindeki aktivitelerinize, sigara ve alkol kullanımından, stres yönetimine, mutfak için alışveriş yapma tarzınızdan yeme-uyuma saatlerinize ve gün içerisinde tükettiğiniz sıvıların çeşidine/ miktarına kadar her şeye nüfuz eden bir alışkanlıklar kümesi…

Peki, bu büyük resmi çizmeye nereden başlayabilirsiniz?

Kimisi en iyi bildiği yerden başlamak isterken, kimisi de en zorlu noktayı onararak; o zorlu noktada reformlar yaparak değişime start verir.

Bir örnekle açıklayalım;

– zaten sporcu bir kişiliğiniz varsa ama uzun süredir spor yapamıyorsanız,

– bununla birlikte yeme içme alışkanlıklarınız iyiden iyiye bozulmuş ve beslenmekten çok “çöplenmeye” dönüşmüşse eğer,

-takiben uykunuzu alamıyor,

-her zamankinden daha çok stres altında hissediyor,

-az su bol meşrubat/alkol ya da işlenmiş içecek tüketiyor ve

-mutfak alışverişlerinizin çoğunu aburcuburlardan oluşturuyorsanız burada süregiden sorunları içinde en iyi bildiğiniz ve en eğlendiğiniz durumdan düzeltmeye başlayabilirsiniz…

yapabilir misiniz? Kesinlikle yapabilirsiniz...

yapabilir misiniz? Kesinlikle yapabilirsiniz…

Bunların içinde sizi en az yarı yolda bırakacak olan mutfak alışverişinizdir bana kalırsa… Öncelikle, dolaplarınızın içini tanımakla başlamanızı öneriyorum…

Kilerinizde, buzdolabınızda, erzaklarınızın arasındaki her şeyi tanımlayın. Lütfen bunu yaparken, aklınızdan yükselen “bence bu zararlı değildir, kalsın” yorumlaması yerine, bilgi çağında olduğumuzu anımsayarak söz konusu besinle ilgili küçük bir araştırma yapın.

Etiketini okuyun ve mutlaka etiket okumayı öğrenin. Sadece son kullanma tarihine ya da kalorisine bakmayın. Bütün dünyada uzmanlar, etiket okurken içerilen katkı maddelerine, şeker, yağ ve sodyum miktarına da dikkat etmenizi salık veriyorlar.

Rafine yani işlenmiş katkılarla hazırlanan ürünler yerine organik ürünleri seçmeye gayret edin. Eğer önceden dolaplarınıza stokladığınız “abur cubur” türü, besleyicilik açısından fakir ama kalori ve katkı olarak yüklü besinler varsa onları evinizden, mutfağınızdan uzaklaştırın.

Taze meyve ve sebzelerden, tahıllardan ve süt ürünlerinden daha çok; sizi ağırlaştıran ve rahatsız hissettiren gıdalar ya da onların hammaddeleri bulunuyorsa, bunları değiştirerek ilk adımı atabilirsiniz.

Alışveriş listenizi yapın ve gözden geçirin…

Bugün, birlikte çalıştığım takım arkadaşlarımla attığımız en güzel adımlardan bir tanesi mutfak reformudur. “Bu evden cips ve meşrubat eksik olmazdı” diyen arkadaşlarımızın, “şeytana uyacak olsam dolaplarımda kuru meyveden, bitki çaylarından başka bir şey bulamıyorum” demeleri başarılarının sırlarından bir tanesi…

Siz de asıl detoksu mutfak dolaplarınızdan başlatmaya, mutfağınızda reform yapmaya ne dersiniz? Hemen… Şimdi…

birlikte yapabiliriz :)

birlikte yapabiliriz :)

Elif Ezgi Uzmansel

İpek ve Kelebek…

1 Ağustos- 7 Kasım

1 Ağustos- 7 Kasım

Aslında İpek’in hikayesinin başladığı yer hepimizin hikayesinin başladığı yer…

Aslında onun öyküsündeki tıkanma noktası pek çoğumuzun tıkanma noktası…

Hal böyleyken, neden bu hikayenin sonu onunki gibi başarıyla devam etmesin…

ipek'in harika değişimi...

ipek’in harika değişimi…

İpek, harika bir çocuğun annesi J Kilolarını da zaten bu delikanlıya hamileyken almış. Hikayemiz buraya kadar hepimize tanıdık geliyor değil mi? Devamını da kendisinden dinlediğimizde şöyle diyor;

“94 kiloyla başlayan sonlanan hamilelikten 74 kg olarak çıkmıştım. Ama ne yapıp ne ettim ve sütüm olacak diye 8 kg almayı başardım!!! Oğlumu iki sene emzirdim ama emzirme süreci bittiğinde yeniden verdiğim kiloları aldım.
Bu konuda pek çok kez yardım almaya çalıştım; açıkçası bir türlü frekanslarımız uymadı. Bana yardımcı olması için gittiğim bir kişiden ayrılıyor, diğerinin yanına gidene kadar da yemeye ve kilo almaya devam ediyordum. Çantamda gofret olmadığı zaman panikliyordum. Bu düşünce de beni korkutuyordu. Bir Ramazan ayında gittiğimiz otelde saatimin bileğimi sıkarak mosmor ettiğini fark ettim. Sabaha kadar uyuyamadım. Ertesi sabah 06.30’da lobiye inip en yakın baskülü nerede bulabileceğimi sordum. Gördüklerim çok üzücüydü. Ağırlığım 82’yi gösteriyordu…

Bunun üzerine yakınlarım tarafından bana önerilen bloguna göz attım. Yakın ve ilgili oluşun çok hoşuma gitmişti. Zaten kararımı vermiştim ama gerek çalışma sistemin, gerek senin ilginin payı acayip…

Bir de…

İnsanlar bana inanıyorlar artık. Güven duygusunu kazandım ben.

Eskiden “bana kefir” lazım desem; “1 günlük diyetinin kahvaltısı mı?” derdi eşim bana… Şimdi üzerini giyinip hemen markete gidiyor. “

İpek 81.3 kg ile başladığı maratonunda 4 ayı geride bırakırken baskülde 64.7’yi gördük. Hikayesinde hipotiroidi bulguları vardı. O sebeple verdiği her gram öyle değerli ki… Beslenme listelerimiz Taylan Kümeli’nin danışanlarıma özel hazırladığı menülerden seçiliyor. Motivasyon ve takım çalışması ise sevgili danışanım ve benimle oluşturduğumuz ve yolumuz ne kadar uzun ya da çetrefil olursa olsun bize eşlik eden güç…

image3

Sizin hikayeniz nerede başladı? Nerede tıkandı? Ve siz ne zaman dur diyecek ve mutlu son için adım atmaya başlayacaksınız? Biliyorum bu soruyu soruyorsunuz. Belki de cevabı, “Hemen ve Şimdi”dir.

İpek’i bütün kalbimle disiplini ve kendine yaptığı iyilik için tebrik ediyorum. İpek kozasından harika bir kelebek olarak çıktı…

Herkese kucak dolusu sevgiler

 

Kalın Kazaklar Gittiğinde…

Paint @ Deb Kirkeeide

Paint @ Deb Kirkeeide

Bazı insanlar, kış mevsimini kilo alınan bir süreç olarak peşinen etiketlerler… Bense kış mevsimine fazla kilolardan kurtulmak ve kalın kazaklar hurçlara kalktığında içinden bir kuğu olarak çıkmak için eşsiz bir süreç olarak bakarım…

Rahatlıkla kendinize dönebildiğiniz, ibreyi “kilo almak” halinden “kilo vermek” haline çevirdiğiniz; sağlıklandığınız ve yaz için hazırlandığınız; böylelikle yalnızca bedeninize değil ruhunuza da kışın kasvetini yaklaştırmadığınız bir süreç…

Aslına bakarsanız, kış mevsimi çalışmaların, projelerin olgunlaşma ve gelişme zamanıdır. Kendinizi yalnızca kendinizle kıyasladığınız, evinizde ve mutfağınızda olmaktan daha keyif aldığınız bir süreçtir. Yaptığımız şeyin, yalnızca ve basitçe zayıflamak olduğunu söylemek haksızlık olur. Bu, bir öğrenme dönemidir. Tıpkı bir kurs hatta bir tür sağlıklı yaşam okulu gibi görebilirsiniz. Ve yaza kadar hedefinize yürür, yaz geldiğinde de öğrendikleriniz ve kazandıklarınızla mezun olursunuz…

İşte bu düşünce ile ben yeni bir kış dönemi çalışması başlatmaya karar verdim;

  • Sağlıklı mutfak uygulamalarımız,
  • Sağlıklı kilonuza ulaşmanız,
  • Egzersiz ve sporu hayatınızın bir parçası haline getirmeniz,
  • Hedeflerinizi belirlemeniz ve motivasyonunuzu kurup geliştirmeniz,
  • Doğru ve bütünlüklü incelmeniz,
  • Kötü yeme içme alışkanlıklarınızdan kurtulmanız,
  • Sofra alışkanlıklarınızı ve sosyal yeme alışkanlıklarınızı geliştirmeniz,
  • Gece yemeleri, uzun açlıklar ve sonucunda ucu kaçan şekilde yeme alışkanlıklarımızı değiştirmeyi
  • Aşerme türü, psikolojik kökenli yeme alışkanlıklarınızla savaşmayı ve değiştirmeyi
  • Yeme içme disiplinini bütün yaşamınıza yayabilecek, sürdürülebilir unsurlarla kurabilmeyi hedefleyen kış dönemi çalışmamıza start veriyoruz…

Üstelik koruma, kilo vermenin en doğru ve sağlıklı finalidir diyerek şimdi kayıt yaptıran danışanlarımıza 10 gün koruma eğitimi hediye ediyoruz.

Bu sene kazaklarının ve kalın, uzun trikoların altından daha ağırlaşmış olarak değil; hafiflemiş, daha sağlıklı ve enerjik olarak çıkmaya hazır mısınız?

Sevgiler

Elif Ezgi Uzmansel

 

Sağlık:1- Kilolar:0

şimdi kutlama zamanı :)

şimdi kutlama zamanı :)

Bu hafta benim için karmaşık duyguların olduğu bir hafta; hem çok mutlu ve gururluyum hem de hüzünlü… Pek çok danışanım koruma programına geçiyor… Kimisi tastamam adını koyduğu kiloya geldi, kimisi de belki bir kaç kg, belki bir kaç gr ile hedefi gördü…  Sayılar evet belirleyici ama, bundan daha büyük ve önemli bir şey var bu süreci “başarı” ile tamamlamak için… Az sonra sizinle Burcu’nun mailini paylaşacağım. Bu mail çok taze, daha geleli 20 dk bile olmadı belki… Kendisine “bloguma koyabilir miyim?” diye sordum hemen çünkü sizlere ilham olsun istiyorum. Kendisine de yazdım; “başarı öyküleri masa başında yazılmıyor, bunun en güzel kanıtısın” diye… Evet, o çok yoğun çalışan bir akademisyen ama kendisine bu iyiliği yapmayı kafasına koymuştu… Ve yaptı… “başarı öyküleri, tencerenin başında, terli bir tshirt ile akşamdan yaptığımız hazırlıklarla, caydırıcılara verdiğimiz doğru yanıtlarla yazılıyor” ve bence iyi bir takım çalışması bu öyküyü taçlandırıyor.
Yürekten tebrik ederim Burcu

Ezgicim merhaba,

Sanırım seninle son dönemece girdik

Alışmıştım açıkçası. Bu yolculukta o kadar çok şey öğrendim ki senden, özellikle de pes etmemeyi

Kendimi de tanıdım, yapamam dediğim, kestirip attığım o kadar çok şey varmış ki,i nasıl kötü davranıyormuşum kendime, bedenime…

Bir diğer kazanımım da eşimin seninle çalışmaya başlaması oldu. Başlarken endişeleri çok olsa da  sonuç aldıkça gaza geliyor ve ilk defa “evet” diyorum bu sefer değişiyor, bu sefer kilo verip, sonra 3 katını almayacak çünkü hayatımızı, mutfağımızı değiştiriyoruz sayende.

Mutfaktan atılan o kadar çok şey oldu ki inanamazsın, çöpçü gibi yemek yiyormuşuz.

Hayatımda ilk defa aldığım beyaz pantolonum senin bana hediyendir  Dolabım boşaldı, hafifledi, yıllardır içine giremediğim bir kotum vardı, artık daralttırmayla bile giyebileceğim durumda değil ve verdim gitti

Hala yolum var inat ettim o 50’yi göreceğim, sanırım en son üniversite 2’de görüşmüştük, ondan önce hep 47-49 bandındaydım. Ve bir daha, hamilelik gibi güzel bir neden dışında 52 üstünü görmeyeceğim, bu benim kendime ve sana sözüm

Bu yaz ve hatta bu sene o kadar çok şey değiştirdim ki hayatımda anlatamam, herkes çok güzelleştiğimi, çok mutlu göründüğümü söylüyor ve uzun zamandan beri bu benim için bir ilk. Çünkü ilk defa ben de kendimi çok güzel ve çok mutlu, kafaya koyduğunu yapabilecek güçte, zihnini ve düşüncelerin gücünü kavramış ve onları eğitmeye çalışan, 30’a yarım adım kalmış ve hayattan ne istediğini bilen ve her yeni günü yeni bir umutla karşılayan şahane bir kadın gibi hissediyorum ve hatta öyleyim ya

30ları iple çekiyorum açıkçası

Benim değişimimde katkısı olan 2 güzel kadın var, bunlardan biri tabi ki sensin. Seni tanımak şahane (di li geçmiş zaman kullanmıyorum, çünkü hayatımdan çıkarmaya niyetim yok çok üzgünüm  ). Arada bir boş bulunup, yemek fotosu gönderebilirim ve 50’yi gördüğümde ilk senin haberin olacak (tabi bu hafta olmazsa, yoksa zaten ilk sen duyacaksın).

Şimdi korumayla ilgili tavsiyelerini bekliyor ve kocamannnn öpüyorum”

Koruma demişken… Bence işin en zevkli kısmı bu :) 3 yıldır kilosunu koruyan ve her şeyi yiyebilen birisi olarak söylüyorum bunu :)

Sevgiler
Ezgi


			

İlham verenler :)

kendinize... etrafınıza... ışık arayan ve gerçekçi olan herkese...

kendinize… etrafınıza… ışık arayan ve gerçekçi olan herkese…

“Takımınızdan daha çok bahsedin, çünkü beni kendime inandırıyorlar” yazmış Feride mailinde…

Ben de başarı öykülerimizi asla es geçmiyorum, ne zamanki bir arkadaşım hedefine ulaşsa ya da “bu eşik aşılmaz” dediği bir eşiği aşsa hemen size yazıyorum.

Gebelikte kilo aldığımda, etrafımda bana ne yapamayacağımı söyleyen, geçmişten getirdikleri klişeleri tekrar eden onlarca insan vardı.

Onlara göre emzirirken diyet yapılmazdı. Bilinen anlamda, kalorisi çok düşük ve tek tip beslenmeye dayalı diyetler sadece emzirirken değil hayatımızın hiçbir alanında yapılmamalıydı zaten. Doğru bir beslenme listesinin içinde, eti, yoğurdu, sebzesi, meyvesi, kuru baklagilleri, kuru yemişleri olmalıydı… O zaman bu gerçeği onlara izah etsem de var olan kilom insanların daha çok konuşmasına neden oluyordu.

Onlara göre, bir daha asla eskisi gibi formda olamayacaktım. Onlara göre süt verebilmemin tek yolu yağlı ve şekerli beslenmemdi, onlara göre anne olan kadın yaşlanmaya doğumla birlikte başlıyordu…

Kilo verenlerin bebek bakıcıları, aşçıları, spor antrenörleri vardı (!!!) – tabii ya ne demezsin-

Onlar sürekli “yapamayacaklarımı” söylediler. Bunları söylerken ezberlediklerini yüzüme okumaktan, basit ve yavan akıl yürütmelerini tekrarlamaktan çekinmediler. Ben böyle anlarda tartışan biri değilimdir. Annemin metoduna, bilimselliğine, kendi irademe ve zamanın getireceklerine güveniyordum. Önceliğim evladımı emzirmekti… Hiç bilmediğim bir şeyi yapacaktım, zamanı yönetebilecek miydim, emin değildim. Onu da yaşayıp görecektim… Son aylarda ödem iyice başıma dert olmaya başladığında, normalin iki katı bir ebatım vardı diyebilirim. Yani hamilelikte kilo alan kadınların figüratif değil gerçek portresiydim.

İşte öyle anlarda, bana yapamayacaklarımı söyleyen insanları dinlemek bana hiçbir şey vermediği için dünyadaki başarı öykülerini araştırmaya başladım. Gebelik sonrası ya da değil, sağlıklı yollarla ve yeterli sporla kilo vermiş kişileri, ünlülerin değil, benim gibi evladına, evine ve işine aynı anda ve sıfır yardımla yetişmeye çalışan bir kadına hitap edecek öyküleri işaretledim. Çok çocuklu, yoğun tempolu insanların kilo verme öykülerini keşfettikçe benim rol modellerim bu isimsiz kahramanlar oldu. Vazgeçmeden kendisi için en doğrusunu araştıran, uygulayan, vazgeçmeyen ve çevresine ışık saçarak bildiklerini paylaşmaktan çekinmeyen insanlara duyduğum saygı bana güç veriyordu.

Üstelik benim birkaç avantajım daha vardı, hayatımın çok büyük bir kısmını sağlıklı beslenmenin teorik ve pratik olarak yaşandığı, öğretildiği, öğrenildiği ve uygulandığı bir atmosferde geçirmiştim. Dünyadaki en iyi hocaların konuşmalarını, derslerini birebir dinleme şansım olmuş, çok iyi şeflerin mutfaktaki yaratıcılıklarına bizzat şahit olmuştum. Sürekli bir öğrenme halindeydim… Dahası annem gerçekten işini iyi yaptığına inandığım birkaç diyetisyenden biriydi. Çocukluğumuzdan itibaren yeme içmeye dair sorduğumuz tek bir soru bile havada asılı kalmamış, daima en bilimsel, en keyifli yanıtlarla doyurulmuştuk. Belki de yaşamımda beslenmemin kontrolünü en çok yitirdiğim, mecburiyet ve özel durumumla da iyice sıkıntı yaşadığım bu anın içinden çıkmanın yolu bildiklerimi ve yeni öğreneceklerimi harmanlamaktı… Benim ışığım, ilham kaynaklarım ve “ben de yapabilirim” dememi sağlayan insanlar asla vazgeçmeyen ve başarı öykülerini yazan insanlardı… Bu başarı öykülerinde kendi gerçeklikleri, zaafları, zorlanışları da vardı. Ama asla vazgeçmiyorlardı… Her zaman benim içinden geldiğim ekolü benimsiyor da değillerdi ama daima bilimsel, gerçekçi, sürdürülebilir ve sağlıklı olana yöneliyorlardı. Kendilerini geliştirmekten asla çekinmiyorlardı. Söylesenize, bu nasıl ilham verici olmasın?

Bu yüzden başarı öyküleri benim için çok ama çok özeldir. Feride’nin mailinde yazdığı seslenişin ne anlama geldiğini çok iyi anlıyorum… Feride’nin mailini okuduğum esnada, bir sonraki başarı öyküsü geldiğinde bunu Feride’ye ve azimden ilham alan herkese adayacağım demiştim… Bu post, onlara armağan olsun…

Şu an yazma şansım oluyor… Bugün size Eda’dan bahsetmek istiyorum. Daha önce sürecimiz esnasında kendisiyle tanıştırmıştım ancak şimdi hedefine ulaşma öyküsünü anlatma vakti geldi…

eda başardı...

eda başardı…

Eda’nın başarısını instagram sayfamda duyurduğumda şöyle not düşmüşüm, sizinle buradan da paylaşıyorum:

“Bugün alkışlar Eda’ya… 70.4 kilodan 57 kiloya kadar sürdürdüğü azmine. Azim diyorum çünkü Eda, Irak Erbil’de bir şantiyede çalışan bir mühendisti (9 ağustosa kadar böyleydi) Oradaki fiziksel koşullar itibariyle sporumu yapamam DEMEDİ. Ben bu malzemeyi bulamam olmaz bu iş DEMEDİ. Onun yerine “sporumu yapmamın başka yolu var mı?” dedi, “bulamadığım yiyecekler bunlar, başka alternatifleri var mı?” dedi. Hedefinin adına “57” dedi ve ne bir eksik ne bir fazla… Tatiline kadar kendisine zaman tanımıştı. 3 aylık bu sürede en küçük bir kaçamak yapmadan ve elbette molalar da alarak ama emeğimize ihanet etmeden bu işi bitirdi. Ben ona sadece sevgi değil bu sözünü ettiğim azmi nedeniyle çok büyük bir saygı da duyuyorum. Programımızın koruma fazına geçti. Taylan Kümeli’nin sadece danışanlarıma özel hazırladığı listelerle ve bendenizin koçluğunda biz Eda ile ağırlıklarımızdan kurtulduk…”

Yoğun temponuz, fiziksel uygunsuzluklar ya da beslenmenizde bir türlü çözemediğiniz tıkanıklıklar sizi yıldıracak gibi olabilir. Ama her zaman başka, iyi ve doğru bir yolun olduğunu kendinize anımsatın lütfen… Kendinizden asla vazgeçmeyin, geçmişteki denemelerinizde olup biten başarısızlıklarınızı geleceğinize fatura etmeyin, yine aynısı olacak demeyin…

Doğru beslenme, yani şimdi kullandığımız anlamda rejim değil, yeme ve mutfak tarzımızı ifade eden diyet, uzman diyetisyenin elinden size en uygun kriterlerle çıktığında sizi ve yapınızı orantılı olarak şekillendirmeye, sağlıklandırmaya ve sizin için sağlıklı olan kiloya doğru sizi harekete geçirmeye başlar. Geçtiğimiz günlerde bir diyetisyen hocamız buna dair çok güzel bir not yazmıştı, aradım fakat bulamadım ancak aklımda kalan, yeme içmemizin bizim sağlığımız açısından neyi aradığımıza bağlı olarak biçimlendirilmesi gerektiği idi…

Gerçekten iyi beslenme, size sağlıktan ve dolu dolu yaşamdan başka bir şey vermez zaten. Etrafınızda sağlıklı yiyerek ideal kilosuna gelen insanlarla, gözü kapalı bir şekilde kilo vermek için her şeyi yapan insanları kolayca ayırt edersiniz. Fiziksel ve psikolojik olarak kolayca gözlemlenebilir bu…

Eda, kendi başarı öyküsüne şu önemli notu düşmüştü: (instagram sayfamda da görebilirsiniz)

image_1

“En büyük endişemdi yüzümün çökmesi, çünkü yüz, gerçekten yaş tayininde en önemlisi. Ama o kadar orantılı kilo verdim ki, hem kollarım inceldi, hem de asla incelmez dediğim bacaklarım. Hem yüzüm küçüldü hem göbek kısmım inceldi…”

Küçülen, daralan, incelen yapımız sağlıklı ve doğru beslenmede son derece orantılı olarak ilerler… Bu da göstergelerden yalnızca bir tanesi… yani çökme yoktur küçülme vardır, sarkma yoktur incelme ve daralma vardır, orantısızlık yoktur bütünsellik vardır.

Az sonra son 8 kiloluk viraja girdiğimiz Deniz’in de fotoğrafını paylaşacağım… 66.3 ile başladığımız yolculuğumuzda 56 kilodayız şu an… Bu fotoğraflar ise 64-56 kg aralığında yani 8 kiloluk bir fark varken çekildi… Ancak incelme daha da fazlası varmış gibi gösteriyor. Bu da son derece orantılı giden ve yağ kütlesi olarak kaybedilen kilonun işareti…

Deniz 10 kg verdi. Elimizdeki bu 2 fotoğrafta ise 8 kilonun farkı görülüyor. Oysa incelme ve şekillenme muhteşem...

Deniz 10 kg verdi. Elimizdeki bu 2 fotoğrafta ise 8 kilonun farkı görülüyor. Oysa incelme ve şekillenme muhteşem…

Ben takımımdaki arkadaşlarımın her defa kendi hikayeleri içindeki zorlukları ve güzellikleri; imkansızlıkları ve olanakları aynı anda okuyabildiğimizde başarılı olacağımıza inandım… Elbette kendi emeğinizi çöpe attığınızda hep söylediğim gibi kimse eğilip o emeği sizin için çöpten almaz ama iyi bir takım arkadaşı ve doğru bir rehber o emeğin daima kıymetlenmesi ve çöpe gitmemesi için size omuz verir ve doğru yolu gösterir.

İşte bu yüzden yolumuza 76.8 ile çıkarken gram bile kıpırdamayacağını düşünen ama bugün 68.2’ye merhaba diyen Aylin’in başarısı ikimizin arasındaki iletişimin ve bilimselliğin başarısıdır. Tülay’ın 71.5’tan 66.0’ya gelişi, Şeyda’nın bugün 76.7 ile başlayan yolculuğunda 63’ü görmesi, Burcu’nun 60’tan 55’e gelişi, Güzide’nin emzirirken 72.5 ile başlayıp 64 ile devam eden süreci yazılmakta olan başarı öyküleridir ve inançla, azimle, “yapamayacaklarımızı” değil “yapabileceklerimizi” fark ettikçe yazılmaya devam edecektir…

Ben onlara inanıyorum. Ben vazgeçmeyenlerin öykülerinin, azimli olan herkese ışık tutabildiğine inanıyorum.

Kucak dolusu sevgiler

Elif Ezgi Uzmansel


			

Ramazandan Sonra Biz :)

17 haziran-20 temmuz arasında Fetiye müthiş bir ilerleme kaydetti... Bunu sağlıkla, doyarak ve tamamen bilimsel koşullar altında gerçekleştirebilmiş olması ise işin en büyük bonusuydu

17 haziran-20 temmuz arasında Fetiye müthiş bir ilerleme kaydetti… Bunu sağlıkla, doyarak ve tamamen bilimsel koşullar altında gerçekleştirebilmiş olması ise işin en büyük bonusuydu

Ramazan ben ve ekibim için oldukça iyi geçti diyebilirim; danışanlarımıza özel hazırladığımız Ramazan menüleri hem çok keyifliydi, hem de oldukça sağlıklıydı. Böylelikle Ramazan’daki temel hedeflerimize ulaştık.

  • İbadetimizi olabildiğince mütevazi ve afiyet içerisinde gerçekleştirebilmek,
  • Ramazan’daki davetlerde bile ne yapacağımızı bilerek şişkinlik, hazımsızlık ve kilo artışı ile karşılaşmamak.
  • Yediklerimizi doğru kombine ederek, besin ve sıvı kaybını yerine koyabilmek,
  • Yediklerimizi doğru kombine ederek Ramazan sürecinde de kilo vermeye devam etmek…

Ramazan’ın en başarılı danışanlarından birisi Fetiye idi… Kendisi 1 ayda 11 kilo vererek, hem oruç tutabilmenin hem sağlıklı beslenmenin hem de ciddi bir hafiflemenin kazanımını yaşadı. Normal şartlar ve standartlar göz önüne alındığında, bir kadının ayda maksimum 7 kilo vermesini bekleyebiliriz. Özel durumlar söz konusu olduğunda, birlikte çalıştığınız uzman kişi bu özel durumun anahtarını sizin için bulur ve önünüzdeki engeli ve sorunsalı çözümler… Fetiyede de böyle olunca kilolar standartların yukarısında kaybedildi. En önemlisi, Fetiye bu ay normalde karşılaştığı yorgunluk, tansiyon ve şişkinlik ataklarını, oruç koşullarına rağmen minimuma indirebildi.

Refika da İsveçten takımımıza katılmıştı. Yıllardır 90 kilonun altına inememekten şikayetçi olan Refika, Ramazanda başladığı programının ilk ayını 5 kilo 500 gram kayıpla tamamlayarak 8 ile başlayan sayılara geçiş yaptı. uzun süren oruç saatlerinden sonraki yeme düzenini birlikte yönettik.  Şimdi Ramazan sonrası normal beslenmeye adaptasyon halinde…

Gözde ise vermesi gereken az sayıda kilosu olan bir kişi olmasına rağmen, Ramazanda 3 kilo ile vedalaşmayı bildi.

gzd

Alp Burak bey ise 101 kilo olarak başladığı Ramazanı 98 kg olarak tamamladı.

Onların, tam verimlilikle geçirdiği bu Ramazan’a vesile olabildiğim için çok mutluyum …

Peki Ramazan’da birlikte çalışma fırsatı bulamadığımız arkadaşlar… Geçtiğimiz hafta Ramazan sonrasında 4 kişi kabul edebileceğime dair bir post göndermiştim. Ancak sizlerden gelen yoğun talepleri karşılayabilmek için bu sayıyı biraz daha yükseltmeyi planlıyorum. Birebir çalışabilmek, takım arkadaşı olarak Ramazan’da ve Bayramda ve hatta dahası tatilde üzerinize yapışan fazla kilolardan kurtulabilmek için belki bu sistem tam da aradığınız şeydir.

Ancak her şeyin ötesinde, ben yine söylemekten yorulmayacağım. Kiloları vermek, zayıflamak, incelmek her zaman bir şekilde mümkündür. Ancak bunu size en uygun, en bilimsel ve en sağlıklı şekilde yapmak önemlidir. Daha da önemlisi, bu süre zarfında kazandığınız alışkanlıklardır zira size yaşamınız boyunca eşlik edecek olan alışkanlıklarla bu programı sonlandıramıyorsanız, sonuç diğer denemeleri ve metotları aratmayacak kadar sıradanlaşır ve geçici olur.

Bu anlamda doğru ve heyecanlı bir başlangıç çağrısı kadar, sürdürülebilir, keyifli yeni alışkanlıklar katmaya sizi davet ediyorum.

17 haziran-20 temmuz arasında Fetiye müthiş bir ilerleme kaydetti... Bunu sağlıkla, doyarak ve tamamen bilimsel koşullar altında gerçekleştirebilmiş olması ise işin en büyük bonusuydu

17 haziran-20 temmuz arasında Fetiye müthiş bir ilerleme kaydetti… Bunu sağlıkla, doyarak ve tamamen bilimsel koşullar altında gerçekleştirebilmiş olması ise işin en büyük bonusuydu

Tatil öncesinde bir soru geldi, ben de yanıtlama işini bugüne yani tatil sonrasına bırakmak istedim. Soru şöyleydi; Ramazanda danışanlarınız nasıl ilerledi? Kilolarını koruyabildiler mi?

Ramazanda çalıştığımız arkadaşlarımız için önceliğimiz, ibadetlerini en sağlıklı ve verimli bir biçimde sürdürebilecekleri bir sistemi oturtmaktı. Mevsim itibariyle sıvı kaybı ki bu kayıp mineral, vitamin v.b mikro besin öğelerini de içeriyor- yerine koymaktı… Sonra ikinci hedefimiz kilomuzu korumak ve son hedefimiz ise kilo vermeyi sürdürmek olacaktı. Nitekim, oldukça sorunsuz ve keyifli bir liste hazırlandı. Taylan Kümeli’nin Ramazan metodu, benim tariflerimle 30 günlük keyifli, sağlıklı ve bilimsel bir listeye dönüştü.

Sahur da dahil olmak üzere, ara öğünlerle birlikte 4 öğün (max.) yapılırken, sıvı takviyesi ile Ramazan’ın son haftasını kucaklamış bulunuyoruz. Yukarıda gördüğünüz baskül sonuçları Fetiye hanıma ait… Fetiye hanım, Ramazan’dan bir hafta önce çalışmaya başladığımız bir danışanımız. Almanya’da yaşıyor ve Ramazan sonunda Türkiye’ye gelmeden kilo vermek için bize başvurdu. Bu ay 11 kilo kaybederek, sanırım bir ayda en çok kilo kaybeden kadın danışanımız oldu. Daha önce yaşadığı mide ve yorgunluk sorunlarını, Ramazan’a rağmen bu yıl yaşamaması ise ayrı bir kazanımımız.

Ayçayla tanıştığımızda yeni doğum yapmıştı. metabolizması benim "suskun" dediğim tarzda, yavaş ve inişli çıkışlıydı... Biz onunla 11 kiloya 2 ayda veda ettik... Ve incelmesi inanılmazdı...

Ayçayla tanıştığımızda yeni doğum yapmıştı. metabolizması benim “suskun” dediğim tarzda, yavaş ve inişli çıkışlıydı… Biz onunla 11 kiloya 2 ayda veda ettik… Ve incelmesi inanılmazdı…

Şimdi önümüzde bayram var…

Ramazan sürecinde birlikte çalışma şansı bulamadığımız arkadaşlarımız Ramazan sonrası için soruyorlar; bu soruyu yanıtlamayı ertelemeyeceğim:

Ramazan sonrası için, özel bir hafifleme ve incelme programı hazırladık ve kayıtlarımıza başladık. Bayramdan sonra eğer siz de bu kararları vermek istiyorsanız, sizi aramızda görmekten mutlu oluruz.

–          Aldığım kiloları vereceğim,

–          Hedefe ulaşacağım ve kilomu nasıl koruyacağımı öğreneceğim,

–          Doğru beslenme alışkanlıkları kazanacağım,

–          Bu kez başla bırak yapmayacağım,

–          Yoğun yaşam tempoma uygun beslenmeyi ve spor uygulamalarını öğreneceğim,

–          Metabolik hastalıklarımla doğru beslenme yoluyla mücadele edeceğim,

–          Tatlı krizleri, gece yeme atakları, defalarca diyette başa sarma halinden kurtulacağım.

–          Yeme içme repertuarımı genişleteceğim ve sağlıklanacağım…

–          Yaz mevsiminin ve sıcaklığın verimliliğinden faydalanarak metabolizma hızımı doğru beslenme metodu ile arttıracağım

Nilay PCOS'un marifeti olan kilolarından kurtulan canım danışanlarımdan bir tanesi.

Nilay PCOS’un marifeti olan kilolarından kurtulan canım danışanlarımdan bir tanesi.

 

Şimdilik bu program için yalnızca 4 kişilik bir kontenjanımız mevcut. Ramazan sonrası programı için kayıtlarımız başladı ve 25ine kadar sürecek… Kontenjan açıldıkça da buradan duyurmaya devam edeceğim. :)

Çalışma sistemimiz ve tarifemiz için lütfen mail adresimizden ulaşınız: ezgikoroglu@gmail.com

 

Sevgiler :)

Sağlıklı yaşam ve diyet koçu

Elif Ezgi Uzmansel

Sağlık, Güzellik, Hafiflik (Şeyda’nın başarı öyküsü)

77den 64e

77den 64e

“Sağlık sorunlarım ve yeme şımarıklığım bana inanılmaz kilo aldırdı” diyor Şeyda… Dizindeki ve belindeki problemin en kötü düşmanı ise kilo… Onu ağırlaştırmakla kalmıyor, ağrılarının şiddetini ve sıklığını arttırıyor. Doktoru sürekli uyarıyor onu: “Lütfen kilo ver…” Şeyda ise bir sürecin eşiğinde, uzun bir süre yurtdışına gidecek, bütün odak noktası bu, sağlıklı beslenme öncelikleri arasında değil…

Derken, yurtdışındaki süreç tamamlanıyor ve Türkiye’ye geri dönüyor. Biraz daha ağırlaşmış olarak…

Doğrudan benimle bağlantı kurup, buna bir son vermek istediğini söylüyor. “Ben üşenmem… Öyle ki, sabahları canım simit ya da poğaça çekiyorsa gidip alırım.” Biz ondaki çalışkan parçayı alıyor, geri kalan simitli poğaçalı kısmı atıyoruz.

O kadar disiplinli ve istekli ki… hani müthiş bir motivasyonla başlar, iki üç gün sonra neden yola çıktığınızı unutursunuz ya… Şeyda öyle değil… Tam anlamıyla bir maraton koşucusu… Acele ve paniğin aç bir motivasyon yiyicisi olduğunu biliyor, çünkü acele ederseniz bedeninizden gerçek dışı şeyler beklemeye başlarsınız. Bir günde 200 gram verseniz bile bunu küçümsersiniz ki bu aslında bir günde 1 paket sana yağı vücuttan atmaktır bir bakıma… Kendi yolunu ve bedenini tanıyor. Ona iyi davranmaya karar verdikten sonra bunu sürdürmek… İşte burada bizim takım arkadaşlığımız devreye giriyor. Onun için en doğru, en uygun beslenme listeleri seçiliyor.

Bugün 1 ay 3 hafta sonunda kendisi 13 kilo ile vedalaştı. Bizim son 9 kilomuz… Görüyorsunuz ya, müthiş bir incelme, toparlanma söz konusu. Çünkü uyguladığımız listeler, bir bütün halinde iyileşmeyi ve öncelikle yağ kütlesinden kayıp verdirmeyi hedefliyor.

Şeydaya kocaman bir tebrik ve alkış… İnşallah 9 kilo sonra görüşürüz diyelim.

Herkese kocaman sevgiler

Elif Ezgi Uzmansel

Seni Bekliyoruz Güzel Ramazan

Hoşgeldin Ramazan

Hoşgeldin Ramazan

Daha önce Ramazan’la ilgili bir yazı paylaşmış ve şu notu ilave etmiştim:

“Ramazan bir nefis terbiyesidir bence, bir ziyafet vesilesi değil… Öğretiyi anlamak, ibadeti makbul kılacaktır diye düşünenlerdenim. Eh güzeller güzeli ramazan, hoşgeldin :)

Her Ramazan’da bu öğretiyi bir an olsun aklımızdan çıkartmadan sofraya oturmak dileğiyle…

Gelin Ramazan listemizi yeniden paylaşmadan önce bir kaç ayrıntıyı konuşalım…

SAHUR: Açlık sürenizi iyice uzatmamak, vücudunuzda “kıtlık algısı” başlatmamak ve bu kıtlık algısının yediği ilk şeyi kilo olarak depolamasını engellemek için AMA EN ÖNEMLİSİ bu geleneğin bir parçası olduğu için lütfen sahura kalkın…

Sahurda gazlı ve asitli içeceklerden katiyen kaçınmalısınız, basit karbonhidratlar ise sizi o an şişiren ancak sonra daha çok aç hissetmenize neden olan besinlerdir. Ayrıca o saatte yediğiniz ağır bir yiyeceğin metabolizma hızınızın azalması nedeniyle yağ olarak depolanması büyük olasılıktır. Şu durumda kan şekerinizi dengeleyecek gıdalardan yana tercihinizi kullanın. Süt grubundan seçtiğiniz uygun porsiyonda bir besine, bol sebzeli bir yumurta ilave edebilir; 1 küçük dilim de esmer ekmek tüketebilirsiniz…

SİNDİRİM SORUNLARI VE PEKLİK (KABIZLIK) MI VAR?

Sofranızdaki yemekleri ağır yağlı, şekerli, yukarıda sözünü ettiğimiz gibi oruç açmaktan çok ziyafet kurma fikrine hizmet eden iftariyeliklerle açmak yerine; bol lifli; sebze ve sıvı ağırlıklı yemek seçenekleri ile donatınız…
Lütfen yemeklerinizi tükettiğiniz ısı oda sıcaklığı olsun, uzun süredir yemek yemediğinizi, boş mideye girecek besinin çok sıcak ya da çok soğuk olmasının gaz oluşturabileceğini unutmayın…

Yemeklerinizi açlığın verdiği heyecanla hızlı tüketmeyin, sakince lokmalarınızı tüketin… Bol çiğnemeye çalışın…

Ramazan sofralarında ille kolalı içecek olacak çünkü hazmı kolaylaştırır yalanına inanmayın… Aynı şekilde süt ürünleri mesela ayran da içerdiği laktoz sebebi ile gaza neden olabilir… Asitli ve gazlı içecekler ise şişmiş bir karın ve peklik sebebidir. Onun yerine meyve ve bitkilerden elde edilmiş şekersiz komposto ve şerbetler daha çok işinizi görecektir.

Ortadoğu ve arap ülkelerindeki hazmetme unsurlarından faydalanın… Önce çorba içer, araya 1,5 saat koyup sonra bir öğün daha yaparlar bu yöntemle gün içinde kaçırdığınız öğünleri de telafi edersinir. Ayrıca  bu iki öğün arasında yeşil kahve ya da yeşil çay tüketirler… Siz de yeşil çayınıza tarçın ilave edip açlığın neden olduğu baş ağrısından uzaklaşabilirsiniz. Ayrıca optimal düzeyde kafein alımı hem baş ağrınızı düzenler hem de bağırsak hareketlerinizi hızlandırır…

Bağırsaklarım adeta durdu diyorsanız, siz de biliyorsunuz ki hacmini dolduracak kadar beslenmedik… Ama posalar, alındıktan sonra hacmen büyürler ve hiç kalorileri yoktur. Şu durumda bol bol lifli gıda tüketin…

SON NOT: Lütfen her şeyi bir arada yemekten kaçının…

Sevgiler

Sahurda (Kahvaltı yerine)

1. Seçenek: Yağsız kepekli tost (İki dilim light ekmek ve bir kibrit kutusu peynir)

2. Seçenek: Bir su bardağı ayran veya diyet süt, domates, salatalık, maydanoz. Yatarken bir porsiyon meyve (muz, incir, üzüm ve kavun hariç)

3. Seçenek: Doyana kadar, bir yemek kaşığı sıvı yağla yapılmış sebze yemeği, salata, 200 gr diyet yoğurt ve bir dilim kepekli ekmek

4. Seçenek: Altı yemek kaşığı pilav, makarna, salata, 200 gr diyet yoğurt (haftada bir iki kez bu mönüyü uygulayabilirsiniz.)

İftar saatinde:

  • Bir su bardağı su ile orucu açın.
  • Bir orta boy pideyi sekiz dilime bölüp, bir dilimini alın.
  •  Bir kibrit kutusu peynir, iki dilim hindi pastırma ve bir adet zeytin yenilebilir.
  • Ardından bir kâse çorba, doyma hissi yoksa, bir kâse daha içilebilir.
  •  İftarı dışarıda yapıyorsanız, küçük porsiyonlar halinde ikram edilenlerden alınabilir.

İki saat sonra

1. hafta: Doyana kadar etli ya da etsiz sebze yemeği ve 200 gr yoğurt.

2. hafta: İki gün; doyana kadar sebze yemeği ve 200 gr diyet yoğurt.

Üç gün; 100 gr ızgara et, tavuk, köfte ya da ton balığını tercih edin, yanında salata olsun.

Bir gün; bir yumurtalı menemen veya ıspanaklı omlet hazırlayabilirsiniz, yanında 100 gr diyet yoğurt.

Bir diğer gün; sekiz yemek kaşığı barbunya, yeşil mercimek, nohut, kuru fasulye gibi bir yemeğin yanında salata ve 100 gr diyet yoğurt.

3. hafta: 2. hafta gibi olacak.

4. hafta: 2. hafta gibi olacak.

İki saat sonra: Yarım paket bisküvi veya bir porsiyon meyve ve bir adet diyet bisküvi.Veya masum bir tatlı: 1. Elma tatlısı: Bir orta boy elmanın kabuklarını soyduktan sonra ortadan ikiye bölün ve üzerine tarçın serpip fırınlayın, piştikten sonra üzerine bir tatlı kaşığı ceviz serpip, bir top diyet dondurma koyup afiyetle yiyin.

2. Diyet sütlü güllaç: Diyet sütü ısıtıp, bir börek dilimi kadar güllaç yiyebilirsiniz.3. Diyet sütlü muhallebi

4. Üç top diyet dondurma

5. Bir kâse diyet sütle yapılmış diyet puding

6. Bir kâse meyve salatası (bir kivi, elma, armut, ananas, bir top diyet dondurma)

(Bu yazı Taylan Kümeli’nin yayınlanmış gazete yazılarından alıntıdır.)

On kilo gider, gençlik geri gelir…

Terzi kendi söküğünü diker konulu fotoğraf :))  Şakası bir yana, eşim Deniz Uzmansel'in 1 ayda 10 kg vererek ideal kilosuna gelme öyküsünün özeti bu fotoğraftır :)

Terzi kendi söküğünü diker konulu fotoğraf :))
Şakası bir yana, eşim Deniz Uzmansel’in 1 ayda 10 kg vererek ideal kilosuna gelme öyküsünün özeti bu fotoğraftır :)

Beni tanıyanlar bilir, mutfakta ben olduğum sürece pişirme tercihimi daima hafif ve temiz olandan yana kullanırım. Çöp besinler yakınıma yöreme uğramasın isterim zira o sevimli ve parlak görünüşlerinin ardından sadece kilo olarak değil aynı zamanda başka zararları ile geri dönerler… O yüzden mutfak benim için her anlamda hafif olarak kalması gereken bir yerdir.

Birlikte sofraya oturduğumuz kahvaltılar ve akşam yemekleri dışında, eşimin gün içinde ne yediğine dair fikir sahibi değildim. Dahası bunu sormak ona karşı yapılmış diktatörce bir eylem gibi gelir bana. Ben sağlıklı beslenme yolunu tercih ettiğim için o da aynı yoldan gelmeye MECBUR değil. Herkes kadar onun da zararlı olanı tercih etme hakkı var zira… Ben de bu hakkına saygı duydum. Asla gün içinde “ne yedin, neden yedin?” diye sormadım. Benden fikir almak istemedikçe ona bildiklerimi ya da doğru olduğunu öğrendiklerimi dikte etmedim. Bunu faşistçe ve oldukça boğucu buldum. İşimizi kendi hayatlarımız üzerinde bir tür egemenliğe dönüştürme fikri ne kadar itici düşünsenize… Sırf ben, profesyonel olarak insanlara disiplin kurmada yardımcı oluyor ve bu işi yapıyorum diye ya da kendi adıma hafif beslenmeyi, sporla yaşamayı rehber edindim diye bunu  diretmek… Sizce de bu iş o zaman keyfini ve saygınlığını yitirmez miydi?

Bence yitirirdi… İnsanlar sizden fikrinizi ve yardımınızı istemeden buna zorlamanız bence kabul edilebilir değil…

Ancak geçen ay, kendisinin “ben çok göbeklendim, haydi bir şeyler yapalım” demesiyle sazı elime aldım. Kurallarım ve gidiş yolumuz belliydi. “Madem birlikte bu işin üstesinden geleceğiz o halde bana gün içinde neler yediğini söyleyerek işe başla…” dediğimde duyduklarım dudak uçuklatacak cinstendi. Bir yandan dinliyor, bir yandan da kendi bedenine neden böyle bir ağırlık yüklediğini anlamaya çalışıyordum…

Reçetelerimiz belliydi; tamamı özgün, lezzetli ve besin değerleri yüksek ama glisemik indeksleri düşük tariflerden oluşan Taylan Kümeli listeleri bizim yol haritamız olacaktı… Bir anlamda göbekli damat, kayınvalidenin eline düşmüştü işte : )

Önce ödemlerden kurtulmak için en uygun listeyi seçtik… Sonra yağlardan kurtulacaktık… metabolizmamızı hızlandıracak ve kötü alışkanlıkları da ayıklayacaktık…

Deniz, listelere son derece sade ve net bakıyordu, bu da ona çok yardım etti. Söz gelimi ona önerilen bir yiyeceği “listede yazmıyor ki” diye basit bir yanıtla geri çevirebiliyordu. Sanırım bu dolaysızlık erkeklere özgü bir şey :) … Bir sabah oğlumuzun kahvaltısını hazırlarken tadımı yapmak için bile beni çağırdı. Yani evet, listeler sınırlarını çizmişti ve bu sınırlar belirleyiciydi.

Bana sıkça, hayretle sorduğu şey şuydu: “Bu kadar doymama rağmen kilo verecek miyim?”

Kendisi bir hekim… Sorduğu en basit sorudan en karmaşık olana kadar listelerimizin belli bir formül sistemi gibi olduğunu anlıyor, bunu anladıkça dışına çıkmayı çok anlamsız buluyordu. “Zaten öyle tokum ki, neden başka bir şey yemek isteyeyim?” diyordu.

Bu da daima söylediğim “Açlık doğanıza aykırıdır, o yüzden bu listeler sizi doyuracak yeterli besinlerle hazırlanır. Ama ne ile doyduğunuz önemlidir” ilkesini ispat ediyordu.

Bütün öğünlerini önceleri ben hazırlıyordum, daha sonra kendisi de bu hazırlık sürecine dahil olmak istedi. Tarifleri, kombinasyonları ve yiyeceklerin bir araya geliş şekillerini gördükçe daha da heyecan ve motivasyonla sürece katıldı…

Kiloları kaybettikçe “Koruma sürecimde, işe giderken yanımda salatalık götürebilirim. Kuru meyvelerden alabilirim, açlık hissettiğimde marul yiyebilirim, meşrubat yerine meyve+bitki karışımlarımızdan içebilirim” demeye başladı. Tariflerin yalnızca sağlıklı değil aynı zamanda lezzetli oluşu; damak tadına hitap ederken bir yandan da ideal kilosuna ulaşmasına yardım etmesi onu ikna ediyordu.

Hedeflediğimiz gibi 1 ay içinde 10 kilodan kurtulduk.

Korumaya geçtik. Besinleri nasıl tüketeceğimize dair sürekli konuştuk. Karşımda gönüllü bir dinleyici ve istekli bir öğrenci olunca, besinlerin nedeninin, nasılını anlatmak benim için oldukça keyifli bir sürece dönüştü.

Eğer kendisini yeme içme konusunda sürekli baskılayan ve bildiklerimi üzerinde denemeye kalkan (buna mecbur eden) birisi olsaydım; bu süreci böyle keyifli yönetebilir miydik emin değilim…

Kilo alma özgürlüğüne saygı duyduğum gibi, kilo verme kararına da saygı duyup bütün bildiklerimle destek olup yanında oldum…

Sonuç dediğim gibi, 1 ayda giden 10 kg; 2 beden incelme, kas kaybı olmadan, tok ve firesizce verilen bütüncül kilolar ve 10 yıl önce tanıdığım adamın suretine yeniden kavuşma…

Ben kendisine katılımcılığı, uyumu ve disiplini için; ona gösterdiğim yolda bana duyduğu pürüzsüz saygı ve takip edicilik için teşekkür ederim.

Annem Diyetisyen Taylan Kümeli’ye de muhteşem lezzetli tariflerle donanmış, özgün ve birinci sınıf listeleri için teşekkür ederim…

Karar vermek, adını koymak, inanmak ve doğru yol arkadaşları/ doğru metotlarla yola çıkmak… Bu işin sırrı budur…

Bize tebriklerini gönderen, destekleyen, yüreklendiren ve güzel sözlerini esirgemeyen herkese de yürek dolusu sevgiler .

Elif Ezgi Uzmansel

Sevgili Okurlarım;

Sizinle geçen hafta arkadaşlarımın kilo verme serüvenlerini paylaşmıştım… Daha sonra sizden gelen ve “bizi yüreklendirdi, bizi motive etti, lütfen sıkça yaz” istekleri üzerine bu hafta da günlük bildirimler üzerinde durmaya karar verdim…

Takım arkadaşlarımla gün içinde sıkça iletişim kuruyoruz… Bizler için kırılma noktaları var; dönüm anları, kendimizdeki değişimleri hissettiğimiz o güzel noktalar…

İşte bunlar bize “devam et, doğru yoldasın” sinyali veren ışıklar…

En aşılmaz dediğimiz, ayağımıza takılır, bu eşikten geçemem dediğimiz tümseklerden geçip gitme noktalarıdır… vazgeçmeyişimizin meyvelerini aldığımız ve bunu bütün samimiyetimizle hissettiğimiz anlar…

İşte sizinle bu hafta onları paylaşacağım…

Konumuzla ilgisiz olan ve diyaloglarımızın özel kısımlarını ayıklayarak sizlere güç ve motivasyon olacak parçalarını paylaşmak istiyorum…

Güç ve azim bulaşıcıdır, size de bizden güç ve azim bulaştırmak istiyorum.

Herkesi sevgiyle kucaklıyorum…

Ahuyla direnç haftalarında bile incelmeye devam edince ondan gelen bu mesaj beni çok mutlu etmişti :))  Baskül dursa mezura durmuyor anlayacağınız :))

Ahuyla direnç haftalarında bile incelmeye devam edince ondan gelen bu mesaj beni çok mutlu etmişti :))
Baskül dursa mezura durmuyor anlayacağınız :))

Kendinize baktığınızda uzun zamandır alıştığınız ama sizi bir yandan mutsuz eden, değiştirebileceğinize olan inancınızı kaybettiğiniz o görüntü değişir. Her şeyden önce, yüzünüzde hafif bir gülümseme vardır artık. Bu paha biçilemez… Evet… pantolonlar terziye gidecektir doğru, ama tadilat hiç bu kadar zevkli olmamıştır :))

Hiç gitmez dediğiniz "bölgesel" sorunlar aslında "bütüncül" bir kilo verme sistemi ile yavaş ve kalıcı olarak değişim göstermeye başlar... Bu da kendinizden umudu kesmeyin sinyalidir aslında...

Hiç gitmez dediğiniz “bölgesel” sorunlar aslında “bütüncül” bir kilo verme sistemi ile yavaş ve kalıcı olarak değişim göstermeye başlar… Bu da kendinizden umudu kesmeyin sinyalidir aslında…

Evet… “Bölgesel şikayetler” aslında “genel sorunların” ürünüdür… Elbette yatkınlıklarınız belirleyicidir ama doğru beslenme ve spor haritası çizerek bu işin içinden çıkabilirsiniz… Bu kalıcı olan çözümdür…

En son ne zaman içine sığdığımızı güçlükle hatırladığımız giysiler bol gelmeye başlayınca "ben yapabiliyorum" duygusu sağlıklı yaşama dört elle sarılmanıza yardımcı olur

En son ne zaman içine sığdığımızı güçlükle hatırladığımız giysiler bol gelmeye başlayınca “ben yapabiliyorum” duygusu sağlıklı yaşama dört elle sarılmanıza yardımcı olur

Sağlıklı yaşam serüveninize başladığınızda 5 yerden geri bildirim alırsınız:
1- Baskülden 2- Aynalardan 3- kıyafetlerinizden 4- sizi uzun süre görmemiş insanlardan 5- kan tahlillerinizdeki düzelmelerden. Ve bunların herbiri size “iyi ki” dedirtiyorsa, doğru yoldasınız demektir.

"Diyet çok keyifsizdir" önyargısı sizi ürküttüğünde ve aslında sağlıklı beslenmenin bilinen diyetlerle ilgisi olmadığını görünce sürecinize dört elle sarılırsınız...

“Diyet çok keyifsizdir” önyargısı sizi ürküttüğünde ve aslında sağlıklı beslenmenin bilinen diyetlerle ilgisi olmadığını görünce sürecinize dört elle sarılırsınız…

Sevgili Azeri danışanım Gülşen listesini sevip benimsediği ve bu listeyle keyifle ve ağız tadıyla yapacağına inandığı için “listesine tam uyacağına” kanalize oldu ve söz verdi ve bu sözü tutmaması için hiçbir neden yok aslında :)

"asla, asla demeyin" sevgili okurlar... :)

“asla, asla demeyin” sevgili okurlar… :)

Kendinize, yeni bir “siz” armağan etmenizin en büyük ödülüdür o “moral” !!! Mutlu insan, bedeniyle barışmaya başlayan insandır…

Omuz omuza, tastamam bir takım gibi hissederek devam etmek gerçekten çok keyifli... Siz de size inanan, size yardımcı olmak için istekli olan insanlarla bu yola çıkın...

Omuz omuza, tastamam bir takım gibi hissederek devam etmek gerçekten çok keyifli… Siz de size inanan, size yardımcı olmak için istekli olan insanlarla bu yola çıkın…

Yol uzun ama yol arkadaşı sizin kadar istekli ve inançlıysa; size sizin kendinize güvendiğiniz kadar güveniyorsa bu iş kaçarı yok olur…

Kendimiz için en uygun olan yolu keşfetmek de bize pozitif geri dönüşler sağlayacaktır. Alkali metot, TK Sentez metodu, ya da başka bir metot... Yeter ki bilimsel olsun... Kendiniz için en uygun gidiş yolunu bulmanızdır en önemli olan...

Kendimiz için en uygun olan yolu keşfetmek de bize pozitif geri dönüşler sağlayacaktır. Alkali metot, Taylan Kümeli Sentez metodu, ya da başka bir metot… Yeter ki bilimsel olsun… Kendiniz için en uygun gidiş yolunu bulmanızdır en önemli olan…

İşte sevgili okurlarım…

bu hafta sizi olumlu olarak etkilesin, fişeklesin ve canlandırsın diye seçtiğim geri bildirimler… Umarım siz de kendinize, bedeninize ve iradenize inanırsınız…
Sevgiler

İpek, Koza ve Kelebek

Sizinle daha önce (yazılarımda) takım arkadaşlarımı tanıştırmıştım…

Onların serüvenlerinde kat ettikleri yolları anlatmış, size onlardan söz etmiştim.

Bugün kendilerinin de müsaadesiyle, kendi seçtikleri fotoğraflarını sizlerle paylaşmak istedim. Ve bu fotoğraflar eşliğinde başarı öykülerini sizlere anlatmak istedim.
Her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Öncelikle kendilerine ve bedenlerine bu iyiliği yaptıkları için…

Vazgeçmedikleri için, yaşamın zorlayıcı yönüne rağmen devam ettikleri ve yılmadıkları için…

Rabia 24 kiloluk bir kayıpla sağlığına ve şu andaki formuna kavuştu. Son 8 kilomuz kaldı...

Rabia 24 kiloluk bir kayıpla sağlığına ve şu andaki formuna kavuştu. Son 8 kilomuz kaldı…

Rabia ile serüvenimiz başladığında kendisi 91 kiloydu… Bu sabah çektiğimiz fotoğrafta 67 kilo

Rabia’da şahit olduğum şey, kendi nefsine söz geçirmenin ve meyvelerini gördükçe rehavete kapılmak yerine dört elle sarılmanın güzelliğiydi. Kendisi ile 59 kilo için sözleştik. O hiçbir zaman “amaaan nasılsa ben 24 kilo verdim bu bana yeter” demedi… Bu yola çıkarken kendisine ne söz verdiyse bu sözü tutabilmek için hedefe ulaşana kadar devam ediyor.

Ayça 8 kiloluk bir kayıpla yola devam ediyor. Bu arada bebeğini emzirmeyi sürdürüyor

Ayça 8 kiloluk bir kayıpla yola devam ediyor. Bu arada bebeğini emzirmeyi sürdürüyor

Ayça ile yola çıkalı henüz 1,5 ay oldu… Kendisi emziren bir anne… Aynı zamanda çalışıyor ve bir de üç yaşında bir kızı daha var. 1,5 ay zarfında bebeğini emzirmeye devam ederken 8 kiloya veda etti. Zannetmeyin ki bütün olanaklar onun önünde… Zannetmeyin ki, oldukça rahat bir ritmi var… Bilakis, fırsatları önünde bulan değil fırsatları oluşturan bir kadın o… Benim tanıdığım en azimli ve kararlı insanlardan. Ben ondan, bir yola çıktığımızda her şeye rağmen devam edilebileceğini öğrendim. Hedefimiz 55 kilo olmak, yolumuz uzun ve bize onun bu kararlılığı eşlik ettiği müddetçe her şey yolunda olacak inşallah :)

Funda bir ayda 5 kilo hedefini tutturdu :)

Funda bir ayda 5 kilo hedefini tutturdu :)

Funda bir insanın kendisine biçtiği hedefe ulaşmanın diğer ismi oldu benim için. Birlikte yola çıkarken 1 ayda 5 kilodan kurtulmak üzere sözleşmiştik. Ancak kendisi ne yazık ki, birlikte başlamadan önceki üç hafta zarfında direnç kilosundaydı. Tartısı milim kıpırdamıyordu. Sonra biz tanıştık… Funda tam 1 ayda kendisine verdiği sözü tuttu. Takım arkadaşlığımız esnasında, iki çocuklu bir anne olan Funda’dan şunu öğrendim: “Yürüyüş yapma şansın yoksa arabaları bir köşeye bırak ve her yere yürüyerek git” Günde 16bin-17bin adıma kadar çıkan çizelgesi kilo verme serüveninde ona en çok yardımcı olan etken diyebilirim.

72 kilo ile başlayan ve 12 kiloya veda ederek yerini sağlıklı alışkanlıklara ve korumaya bırakan süreçte benim kazancım Duygu gibi bir arkadaş edinmekti...

72 kilo ile başlayan ve 12 kiloya veda ederek yerini sağlıklı alışkanlıklara ve korumaya bırakan süreçte benim kazancım Duygu gibi bir arkadaş edinmekti…

Duygu benim Mersin’deki ilk danışanlarımdan… Şimdilerde kendisiyle takım arkadaşlığından çok, yakın arkadaşlığımız var artık. O, kendisini mutsuz eden ve 10 yıldır başına musallat olan 12 kiloyu vermekle kalmadı. 7-8 aydır düzenli yürüyüş alışkanlığını edindi ve ulaştığı kiloyu korumayı başarıyor.

Deyim yerindeyse, Aslı ile üç haneli sayıların totosuna tekmeyi bastık, obezite riskini hayatımızdan şutladık, ve dümeni hedefimize yani "65"e kırdık

Deyim yerindeyse, Aslı ile üç haneli sayıların totosuna tekmeyi bastık, obezite riskini hayatımızdan şutladık, ve dümeni hedefimize yani “65”e kırdık

Benim canım Aslım’a gelince… Kendisi bir doktora öğrencisi, tezinin son aşamalarında ve uykusu ve sosyal hayatı konusunda inanılmaz fedakârlıklar yaparak kendisini tezine adamış durumda… Dahası basitçe televizyon dahi izleyemeden, soluklanmadan bir günü diğerine bağlıyor… Onu tanıdığımdan beri böyle. Kendisine zaman ayırmayı seçtiğinde ise bunu yürüyüşünü yapmak için kullanıyor. Şimdiye kadar diyetini hiç aksatmadı… Tez sürecinde ne yazık ki onun yakasına yapışan zorluklar olmuş, insülin direncinden tutun da, hafif hipotiroidiye kadar… Dahası o, bir zaman gelip kendisini kilolarca tatlı yerken bulduğunu anlatmıştı… Bütün sosyalliğini ve rahatlama unsurunu yeme içmeye indirgediğiniz mücadeleli zamanlar olur; Aslı da bunu yaşamış ama değiştirmeye ahdetmişti… Bugün onunla çıktığımız yolda üç haneli sayılardan kurtulmamız, sürecimize başladığımızdan beri kendisinin asla ama asla diyetini aksatmamasının eseridir. Yolumuz uzun, ama görüyorsunuz ya, biz doğru yoldayız…

Elverişsiz diye bir şey yoktur...  Eda bunun ennnn güzel örneği. Canım Eda :) Ben onu çookk seviyorum.

Elverişsiz diye bir şey yoktur…
Eda bunun ennnn güzel örneği. Canım Eda :) Ben onu çookk seviyorum.

Size Eda’dan geçen hafta söz etmiştim… Onun bulunduğu yerdeki imkânsızlıkları onu durdurmadı. Spor yapması için “elverişsiz” sözcüğünün yetersiz kaldığı şantiye ortamı bile durdurmadı… 70 kilo başladığımız yolculuğumuzda 62 kilo durağına geldiğimize göre ondan öğrendiğim en önemli şeyi söyleyeyim. “Sen istediğinde elverişsiz diye bir şey yoktur”

İşte size takım arkadaşlarımdan bazılarını tanıttım; bana bu şansı verdikleri için kendilerine çok teşekkür ederim. Ama asıl teşekkürüm kendilerine bir şans tanıdıkları içindir… Hedeflerine ulaştıklarında kozasını kırıp uçan kelebeklerin hikayesini de dinleyeceksiniz.

Şimdilik bizden bu kadar

Sevgiler

Elif Ezgi Uzmansel


			

Hafif Bir Yaz Bizi Bekliyor :)

bu haftanın seçmeleri :)

bu haftanın seçmeleri :)

Her şey zorlaştığında ve kötüye gittiğinde ilk olarak diyetinden ve sporundan vazgeçmeye karar veren arkadaşlarıma şunu söylerim:

“Evet dünya zor, adaletsiz ve kavga dolu… Belki şu sıralar her şey üst üste geliyor. Ama sen kendin için sade, güzel ve doğru bir şey yapıyorsan, bu zor zamanlarda tutunacak, yeniden toparlanmanı sağlayacak bir motivasyon oluşturuyorsun. Belki her şey kötü ama ben kendim için iyi bir şey yapmayı sürdürüyorum diyeceksin”

Gerçekten de böyledir.

Sular durulduğunda, kendinize dönüp bakar ve “iyi ki bırakmamışım, şimdi yeniden başlayacak gücü buluyorum” dersiniz…

Arkadaşlarım yani vazgeçmeden sağlıklı beslenme serüvenine devam eden güzel canlardan güzel haberler peşpeşe geldi.

Ayça birlikte yola çıktığımız ilk ayı 7 kilo kayıpla tamamladı. Bu arada oğullarımız adaş… Şimdi o 2 aylık Rüzgar Ali’sine bol bol süt verirken, kendisini küçültüp bebeğini büyütüyor deyim yerindeyse :)

Benim favorilerimden Işıl, iki haftayı 6 kilo kayıpla tamamlayarak güzel bir başlangıç yaptı. Tabii bununla kalmadı, Işıl, karbonhidratlarla olan yoğun ilişkisini gözden geçirmeye başladı. Bugün aburcuburların ve kontrolsüz tüketilen karbonhidratların bedenine yaptığı kötülüğe bir dur demek için başlattığı mücadelede 3. Haftasında. Biz artık 3 haneli sayılardan 2 hanelilere geçtik. Sırada baskülde “8” ile başlayanları görmek var :)

Emine, 2 ay dolmadan 15 kilo ile vedalaşmanın hafifliğini ve güzelliğini yaşıyor diyebilirim. Azmine ve isteğine hayran olmamak elde değil. Onun için hazırlanan listeleri harfiyen yapmanın mükafatlarını alıyor ve bu şekilde devam ederse almaya da devam edecek inşallah :)

Neval ile yolculuğumuza 66 kilo olarak başladık. İlk ayı tamamlarken baskülde 60.5’i gördük. Bu ayın yeni hedefi artık “5”li sayılarla devam etmek :) hedefimiz 55…

Eda ise ilk ayı 7 kilo kayıpla tamamladı. Aynı kıyafet içerisinde çektiği iki fotoğrafta incelmesi o kadar rahat görülüyor ki; sadece hedefimize seslenip şöyle diyoruz: BEKLE BİZİ :)

Eda'nın müsaadesiyle 1 aylık maceramızın sonucunu paylaşıyorum... Kendisi aynı kıyafetlerini giyerek fotoğrafı çekmeyi tercih etmiş :)

Eda’nın müsaadesiyle 1 aylık maceramızın sonucunu paylaşıyorum… Kendisi aynı kıyafetlerini giyerek fotoğrafı çekmeyi tercih etmiş :)

Saadet diyetine 2 gün önce başladı. İlk gün tam 1 kg kaybederek, bomba gibi bir giriş yapacağının sinyallerini de çakmış oldu :) Uzun bir yolumuz var…

Ezgi ise 98.6 kg ile çıktığı yola 91.7 ile devam ediyor… “Ben bu kadarla da doyuyorum ve kendimi çok hafif hissediyorum” demesi de sanırım onunla paylaştığım bir ödül :)

Nilay ise bu sabah şu mesajı geçti:

“Eski pantolonlarımı giyiyorum. Sadece 1,5 ay önce 42 bedene sığıyordum ben… Bu pantolonların hepsi 38 beden… İyi ki seninle karşılaştım” :)

Funda ile 35 günde 5 kilo hedefi koyduk. Birlikte başlarken Funda son 3 haftada gram verememişti… Acaba birlikte bu direnci kırabilir miydik? Bu sabah tam 4 kiloyla vedaşlatığımızın haberi geldi. Henüz 35 gün olmadı, ne dersiniz zaman dolmadan hedefimizi tutturacak mıyız?

Bu arada bizim evde de bir diyet rüzgârı esiyor. Bu defa diyetimizin konusu “bu göbek de neyin nesi?” diye haykırdıktan sonra elime düşen eşim… Çevremde beni tanıyanlar çok iyi bilir, kimse benden yardım istemeden, fikrimi sormadan şunu ye, bunu iç diye fikir beyan etmem, dahası zorlayıp baskı kurmam… Sırf işim bu diye insanlara ille sen de zayıf ve fit olmalısın diye bildiklerimi dikte etmeye çalışmam… Bunu faşistçe buluyorum. Ayrıca bu beni çekilmez bir insan yapabilir, bunu göze alamam… Eşimin kendi tercihiydi, benim sağlıklı beslenme serüvenime yalnızca sofradayken katılıyor ancak işe gittiğinde börekli çörekli konferanslardan, sunumlardan nasiplenip; öğle aralarında belli ki zararlı duraklarda soluklanıyordu. Ama madem benden yardım istedi o halde tastamam bir beslenme eğitimine başlamanın zamanı geldi dedik. 86.5 ile çıktığı yolcukta 2 haftada 5 kg kaybederek 82.5 sayısını baskülde gördü. En güzeli de ne biliyor musunuz? Eşinizin size her gün “hakikaten bildiğin bir şey varmış, hakikaten böyle yiyerek de doyuyor insan” diyerek her gün onay vermesi :) Bilirsiniz, bazen en yakınınızdakiler en geç fark edenler, fark etmekten ziyade en geç uygulayanlardır. Neyse geç olsun ama güç olmasın diyelim.

Bu arada size söz etmek istediğim iki arkadaşım daha var:

Bunlardan bir tanesi çook uzaklarda, onun da ismi Deniz. Şu anda doktorasını yapıyor. Bir yandan da Türkiye’ye gelmeden önce hafiflemenin peşindeyiz… Ama Türkiye ziyaretinden sonra da sağlıklı beslenme serüvenimize devam edeceğiz. Çünkü bu defa başla bırak yapmak; al ver çizgisinde gitmek istemiyor Deniz. Kilo verip, koruyarak ve doğru beslenme seçeneklerini görerek devam etmeye kararlı. Bu şekilde 5 kiloyla vedalaştık zaten…

Siz de kendiniz için böyle bir adım atmaya karar verebilir ve takımımızın bir parçası olabilirsiniz…

Tok hissederek, eğlenerek, motivasyonunuzu koruyarak ve daima dirsek temasında kalarak sağlıklı beslemeyi öğrenebilir ve aynı anda kilo verebilirsiniz.

Ne dersiniz?

Elif Ezgi Uzmansel

Yeniden Başlamadan Önce…

başımız sağolsun

başımız sağolsun

Geçtiğimiz hafta, her zaman olduğu gibi, sizinle ekibimin hikayesini ve kilo verme macerasını anlatan oldukça neşeli bir yazı yazmıştım…  Yani dünya koşturmaları, sağlığımızdan afiyetimizden dem vurduğumuz bir yazıydı…

Ne kadar kontrol etsem de yazım hataları oluyor diye, yayınlamayı ertesi güne bırakıp yattım.

Ancak sabah uyandığımda, ülkemde “neşe, afiyet ve mutluluk” adına ne varsa her şey yok olup buharlaşmış, yerine kor alevler düşmüştü…

Bırakın yazdığım yazıyı, içtiğim suyu ve aldığım nefesi zulüm gördüm kendime…

Bir amaç uğruna çabalayanlar, ekmeğini kazanmak için gece demeden gündüz demeden, zor demeden kolay demeden çabalayanlar bilir; o ekmek sofraya gelinceye kadar bin zahmetle işlenir. Alnın teri, gözün ışığı ile yoğrulur… Bir amaç uğruna çabalayanlar bilir, bir şeyi hak etmek, elde etmek için çaba sarf etmek kıran kırana mücadeledir…

Geçtiğimiz hafta, resmi rakamlara göre 301 ama orada bulunan birinci elden kaynaklara göre 500 civarı insan; babalar, ağabeyler, oğullar, kardeşler korkunç bir facia ile yitirildi. O güzel canlar, yüreğimizden kocaman bir parçayı da beraberlerinde götürerek gittiler…

Ben her sabah 6’da kalkan ve gece yarısına dek durmadan çalışan bir insanım. Çoğumuz biliriz bu biteviye koşturmayı… Emekten tanırız birbirimizi… Alınterinden tanırız… evini çekip çeviren ve çocuklarını yetiştiren bir kadından tutun da, sabahtan yollara düşen öğretmene, elleri dikiş yarası dolu terziye, belinde kamburu çıkmış hammala, gözlerini bozmuş bir yazara, sokakları süpüren işçiye, apartmanı temizleyen görevliye, dükkanı açan tezgahtara, yemekleri dağıtan garsona, evlere temizliğe giden gündelikçiye velhasıl sofrasına ekmek götürebilmek için hak yolu seçen herkese baktığımda işinin başında olmasa da tanırım…

Evladımı, sıcak yatağından uğurlar; karıncalarla yarışırım. Kendimi bildim bileli, Allahtan başka hiçbir güce muhtaç olmamak için böyleyimdir. Elde etmek için hak etmek isteyenlerin gemisindeyim… Pek çoğumuz böyle…

Bu defa birbirimizi kocaman bir acıdan tanıdık… O acıya düştük, yandık, kor kestik.

anne yanımız, baba yanımız, evlat yanımız, kardeş yanımız, emekçi yanımız ama en çok da insan yanımızla kavrulduk.

yeniden başlamadan önce, yeniden yaralarımızı sarıp size hayatın kavgasındaki küçük ama temiz ve güzel hikayelerimizi anlatmadan, sizi kendi mütevazi serüvenimize ortak etmeden önce yitirdiğimiz canlarımızı analım istedim.

Onları kalbimize ve hafızamıza kömürle işaretledik. Hakkımız helal olsun dedik, her ısındığımızda onlardan helallik istemeye devam edeceğiz.

Dua ile…

– yarın inşallah yeni yazımız yayında olacak, saygılar ve sevgiler-

Elif Ezgi Uzmansel

Nasıl Başlamalıyım? Bu Defa Nasıl Farklı Olur?

hedef belli mi? geriye gerçekleştirmek kalıyor...

hedef belli mi? geriye gerçekleştirmek kalıyor…

Ben uzun süredir denemiş olsaydım, elimde harika listeler olsaydı ama başaramıyor olsaydım nereden ve nasıl başlar; neler yaparak kendime gelirdim?

1-      Hedefini koy:

Kaç kilo vermek istiyorsun? Beden kitle indeksini hesapladın mı? Bunu hesaplamak hiç zor değil, haydi google’a yaz, karşına çıkacak… Bu veriye göre, kilon nasıl bir aralıkta? Normal mi? Yüksek mi? En çok ne kadar düşebilirsin? Zayıflıktan çok senin için sağlıklı olan noktayı önemse: ADINI KOY.

2-      Nereden başlamalısın?

Bu durumda en doğru tavır, üniversitelerin beslenme ve diyetetik bölümlerinden mezun olmuş ve klinik menüler oluşturma ehliyeti olan bir hocamızla görüşmendir. Eğer böyle bir şansın yoksa mutlaka bilimsel referansları olan bir kitap edinebilir ya da hocalarımızın, blogumuzda da olduğu gibi, paylaştığı örnek menüleri kendine hareket noktası edinebilirsin. Klinik menü oluşturmak demek, yiyecekleri formülün birer parçası gibi kullanmak demektir. Sen eğer her şeyi söylendiği kadar tüketirsen sonuç senin olacaktır. Çünkü formülün parçalarını doğru yerleştirmişsin demektir. Bu sebeple, popüler olan, belli bir ekole ya da temele dayanmayan beslenme anlayışlarını asla hayata sokma. Sana kısa sürede kilo verdirir ama sürdürülebilirliği olmazsa verdiklerini geri alman kaçınılmazdır.

aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar bekleyemezsiniz der aritoteles, o halde haydi fark yaratma zamanı...

aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar bekleyemezsiniz der aritoteles, o halde haydi fark yaratma zamanı…

3-      Sürekli başla bırak yaptım; ya yine yaparsam?

Bence en önemli konu bu… Aynaya bak lütfen. Kendini nasıl görmek istediğini sor. Kilolarını ne kadar zamanda aldın? Ne kadar zamandır böylesin? Kendini ne zamanlarda engelledin? Bu soruları sorarken öyle net ol ki, bahane üretecek bir boşluk kalmasın. Kendine dürüst cevaplarını verdikten sonra başla… Eğer bırakırsan, yeniden başa saracağını, metabolizmana zarar vereceğini, seni memnuniyetsiz kılan kiloda belki aylar, belki yıllar boyu şikayet halinde gezinip duracağını unutma… Başla-biraz yap-biraz ver- sonra aynı beslenmeye geri dön şemasından kork! Bu kötü bir şemadır ve yo-yo denilen kilo almaya programlı bir metabolizmaya davetiye çıkartır. Gel gelelim başla-kilo ver-hedefe ulaş ve koru işi hiç uzatmadan seni istediğin yere taşır.

4-      Olumlu ve destekleyici insanlar olsun, kendine bir diyet partneri bul…

iyi takım arkadaşı zorlukları keyfe çevirebilir.

iyi takım arkadaşı zorlukları keyfe çevirebilir.

Ve bu kişiyi azimli ve pozitif insanlar arasından seç. Seni aşağı çekmesine, tutarsız ve adaletsiz kıyaslamalarla seni kırmasına şahit olmayacağın bir takım arkadaşı bul.

Birbiriniz için destek unsuru olun, birbirinizi takip edin. Sporunuzu, tükettiğiniz suyu… Kaçamaklar konusunda açık kalpli olun ve mümkünse kaçamak olmadan önce birbirinize ulaşıp bu kaçamağı bertaraf edin. Eğer kendinize doğru ve uygun bir diyet partneri bulamıyorsanız  o zaman size tam anlamıyla yardım edip, sizi a’dan z’ye yönlendirebilecek profesyonel bir diyet koçundan yardım alabilirsiniz.

5-      Spor yapamıyorum artık çok eski bir bahane!

Kendinize bir adım sayar alın ya da telefonunuza adımlarınızı sayabilen bir uygulama yükleyin ve günde 10bin adımı görmeden o günü tamamlamayın.

6-      Ben su içemem ki!

 

Suyunuz daima etrafınızda ve ferah bir sunumda olsun ki sizi su içmeye teşvik etsin. :)

Suyunuz daima etrafınızda ve ferah bir sunumda olsun ki sizi su içmeye teşvik etsin. :)

Bedeninin dörtte üçü su olan bir canlının suyu “içemediğini” söylemesi doğasına karşı gelmesidir. Bu yüzden kendinize bahane değil çözüm üretin. 3 tane 1er litrelik suyu gözünüzün önüne koyun ve gün sonuna kadar tüketin.

7-      Tatiller korkulu rüyam oldu!

 image_3

Amacınız doymak ise ne ile doyduğunuzu siz belirleyebilirsiniz. Tatil zamanları gözleme yerine koca bir menemen yemek de mümkün. Mangal partilerinde ekmek arasında et yemek yerine o anı bir ızgara salata anına dönüştürmek mümkün. Akşam yemeklerinde menüden soslu bir makarna ya da pizza seçmek kadar ızgara balık seçmek de mümkün. Kola yerine ayran tüketmek, alkol konusunda dengeli seyretmek, eğlence mekanlarını dans etmek ve efor sarf etmek için kullanmak da mümkün. Sosyallik yemek yemekle sınırlı olamaz! Okuyun, gezin, fotoğraf çekin ve yemek yemeye sadece kısa süreli bir fiziksel etkinlik olarak bakın.

 

8-      Kimse bana inanmıyor!

 

Her zaman söylüyorum, birilerinin size inanıp inanmaması önemli değil AMA madem inanmadıklarını belirtiyorlar o halde siz de onlara meydan okuyun. Size gelen bütün negatif bildirimleri kendinize motivasyon malzemesi yapabileceğinizi unutmayın. Sizi uzun zamandır görmemiş bir tanıdığınız size ne kadar kilo aldığınızı ve artık vermenizin zor olduğunu mu söyledi. Pekâlâ, “meydan okuma kabul edilmiştir” O halde bir sonraki görüşmenizde kendisine bu sözünü bir kez daha anımsatırsınız. Ama her zaman atak yapmak için değil bazen sizden umudu kesmiş kişileri şaşkınlığa uğratmak da iyidir. “Sen nasıl zayıfladın, ne yaptın?” dediklerini duymak size o negatif bakış açısının tersine dönebileceğini kanıtlayacaktır. Ama hepsinin ötesinde bir gün aynanı karşısına geçecek, taptaze yüzünüzle karşılaşacak ve kendinize yineleyeceksiniz: “HOŞGELDİN YENİ BEN” J

9-      Çok yoğunum:

 time-management

Gerçekten hayat insanı nasıl da içine çekiyor ve aman vermiyor değil mi? Peki… Siz de bu kavgada sürüklenip gidecekseniz söyleyecek bir şey yok. Ama o kavganın içinden tek parça çıkmanın iki kelimelik bir sırrı var: ZAMAN YÖNETİMİ… Eğer zamanınızı doğru ayarlayabilirseniz, her şey için vakit yaratabilirsiniz. Aslında zaten yemek yemiyor musunuz? Pekâlâ… O zaman ne yediğinizi yeniden belirleyin. 24 saat içinde 50 dakika spor yapamıyor musunuz? Yemekleri hazırlamak uzun sürüyor diyorsanız, boş zamanlarınızda ön hazırlıklar yaparak daha kolay ve süratli ilerleyebileceğinizi asla unutmayın. Zaman sizi yönetiyor madem, siz de aynını ona yapın. Pek azımızın yardımcısı, destek olacak bir yakını etrafında… Çoğumuz her şeyi tek başına idare etmenin kaygısında. Zaten destek alan arkadaşlarım bu desteği en verimli bir şekilde değerlendirebilirler. Ama bu desteğe sahip olmayan arkadaşlarım zamanlarını yönetmek durumundalar. Birlikte çalıştığım arkadaşlarıma baktığımda vardiyalı çalışanlar, uzun süre ofis mesaisi olanlar, sürekli seyahat edenler, iki ya da üç çocukla aynı anda ilgilenenler, ameliyatı ya da uzun viziteleri olan hekimler, sınav süreçleri olan öğrenciler, loğusalar ya da kendi evinden uzak bir yerde yaşayanlar var… Hepsinin birçok zorluğu ve meydan okuması var. Ama hiçbirinin bahanesi yok. Bunu da takvimlerini organize edebilmelerine borçlular. Siz de kendinize inanın…

10-   Kontroller tamam mı?

 

baskülle kendinizi kontrol edin ama baskülün sizi kontrol etmesine de izin vermeyin.

baskülle kendinizi kontrol edin ama baskülün sizi kontrol etmesine de izin vermeyin.

Aslında metabolik döngü 7 gündür o sebeple 7 günde 1 basküle çıkmak ve adet süreçlerinde baskülden uzak durmak önemlidir. Sadece motivasyonunuz için değil aynı zamanda en sarih sonucu elde edebilmeniz için J Ama eğer sizi motive ettiğine inanıyorsanız her gün basküle çıkın. Gel gelelim aralardaki dalgalanmalar sizi düşürecek ve gün boyu aklınıza takılacaksa bunu normal bir seviyede tutmakta fayda var. Bel ölçünüzü alın. Aynı kıyafetle fotoğraf çekilin. Ama kilo konusundaki odaklanmanızı takıntıya dönüştürmemek için kendinizi derinleştirin. Bu sadece az yesem o pantolona girer miyim davası değildir. Bu, “ben ihtiyacımdan fazlasını neden yiyeyim? Neden vahşi bir tüketici olayım ki?” sorusunu kendinize sorup soramadığınızla ilgilidir. Bu bilinci kazanmak için kendinize söz vermekle kalmayın, şikayetlere ve hüzünlere de paye vermeyin. Kalkın ve adım atın… Başarılı ya da başarısız yoktur. Bahaneli ve bahanesiz insan vardır.

Elif Ezgi Uzmansel

super tok super hafif super sağlıklı Beslenme ve Diyet Uzmanı Taylan Kümeli'nin yalnızca danışanlarıma özel hazırladığı listelerle bomba gibi devam ediyoruz :)

super tok
super hafif
super sağlıklı
Beslenme ve Diyet Uzmanı Taylan Kümeli’nin yalnızca danışanlarıma özel hazırladığı listelerle bomba gibi devam ediyoruz :)

Bu hafta bizim için depar attığımız şahane bir hafta oldu… Takımımın canım üyelerinden peş peşe güzel haberler alırken, bahar yorgunluğunu silkeleyip canlanmaya başladığımızı da görmüyor değilim.

Aramıza yeni katılan arkadaşlarımızdan da güzel haberler geliyor.

“Ben yıllardır bu kiloyu görmedim” diyen arkadaşlarım çatur çutur kırıyorlar dirençleri.

Motivasyonumuz tavanda, karnımız doyuyor, pırıl pırıl besleniyoruz ve her besin grubundan yeterince tükettiğimize eminiz zira listelerimiz takımım için özel olarak Beslenme ve Diyet Uzmanı Taylan Kümeli tarafından hazırlanıyor.

“Ben ki günde 2,5 kilo tatlı yiyebilen, tatlı yenmemiş günü boş geçmiş sayan bir insanım; nasıl oldu da tatlıyı bu kadar kolay terk edebildim ve nasıl oluyor da aramıyorum” diyen Aslı, eski alışkanlıklarına tam doksandan golü çakmışken benden bir “yupppppiii” sesi yükselmiyor değil.

Sevgili danışanım Neval Hanım bir hekim. Kendisi dünya tatlısı ikiz delikanlıların annesi… İnsülin direnci şikâyeti yüzünden oldukça yavaş bir metabolizması olacağını düşünüyorduk. Bu arada yürüyüş grubumuzda en az 10bin adımla sürekli liderliğe oynuyor. Geride bıraktığımız 18 gün zarfında 65 kilodan indik ve 62 kilonun kapısını çaldık. Birlikte 10 kilodan kurtulmayı hedefliyoruz. Bu arada sabahki yazışmamızı kendisinin de müsaadesiyle sizinle paylaşıyorum.

Neşeli, heyecanlı ve hayret verici :)  Bu arada Ayşenur'a selam olsun "greyfurta iyi davranmadım ama o bana iyi davrandı" cümlesi nokta atıştır :*

Neşeli, heyecanlı ve hayret verici :)
Bu arada Ayşenur’a selam olsun “greyfurta iyi davranmadım ama o bana iyi davrandı” cümlesi nokta atıştır :*

Emine üç haneli sayıları terk ederek bir haftada 2 kilodan daha kurtuldu. Böylelikle 1 ay 1 haftada 12 kiloyla vedalaştı. İstanbul’daki kliniğimizde yağ kas oranını da ölçtürme şansı oldu. Yağdan verdiğimiz kilolarla kalıcı adımlar atabiliyoruz. İşte beni en çok mutlu eden de bu.

Funda ile 10 günde 59.2’den 57.4’e düştü. Birlikte çalışmaya başlarken üç haftalık bir dirençle boğuştuğunu söylemişti. Böylelikle direnç kırarak ilk aşamaya adım atmış olduk. J
Gelelim Ayça’ya… 3 haftada 5 kiloyu sezaryen sonrası çalışmamakta direnen bağırsaklarına rağmen kaybedebildiğimiz için mutluyuz. Ama asıl amacımız, lifli ve sıvı ağırlıklı beslenme; iyi dinlenme, bol hareket ve olumlu telkin ile bağırsakları eski performansına kavuşturmak…

Gelelim Ezgi’ye… Ezgi ile yola çıktığımızda spor konusunda sıkı pazarlıklar yapıyorduk. 10 dakikalık yürüyüşler bize yetmeyecekti çünkü kiloların altında yatan kötü huylu kolesterol, hafif hipotiroid ve insülin direnci ile savaşacaktık. Sonra ezgi bir adım canavarına dönüştü. Günde 14bin adıma kadar atarak, 98.7 ile başladığımız yolculuğumuzda 93.8 durağına geldi. Deyim yerindeyse ortalığın tozunu attırdı. Kendisine de dediğim gibi metabolizmasına kafa tuttu ve söke söke 4 kilo 900 gramlık bir ağırlığı yolcu etti…

Bu arada farkındasınız değil mi? Ne kadar çok insülin direnci şikayeti var etrafımızda…

Bunun nedenlerinden birisinin de diyetlere “başla-bırak” yapmak olduğunu ya da sizin için uygun olmayan, tek tip beslenme öneren listeleri uygulamak olduğunu biliyor musunuz?

Ve Pelin… Pelin, geçen hafta size sözünü ettiğim genç arkadaşım. Onunla 66.5 kilo ile yola çıktık ve 1 ayı tamamlarken günde 16bin adıma kadar atabilen ve başladığından neredeyse 5 kilo daha hafif olan bir Pelinle karşı karşıyayız. Yürüyüş grubumun dünkü birincisi O’ydu J

Evet bu hafta size söz etmek istediğim bir danışanım da Eda… 70.4 ile başladığımız serüvenimizde 2,5 haftada 67.0’ı baskülde gördük. Ama asıl mesele bu değil. Eda, uzaklarda çalışıyor. Yürüyüş için kaldığı yer hiç elverişli değil. Ayrıca diyetlerimizde kullandığımız malzemeleri bile tamamen bulabilecek koşullara da sahip değil. Peki bunlar onu durduruyor mu? O kendisine bunları bahane kalkanı olarak kullanıyor mu? Hayır! Günde binlerce adım atmanın bir yolunu bulduk; dahası market raflarının altını üstüne getirip diyetimizde yapabileceğimiz değişimleri değerlendirdik. Evet hanımlar beyler, bahanemiz yoktu çünkü alternatifimiz vardı. Eda ise bu şekilde sağlam bir yol kat edebiliyor.

Gelelim bir diğer genç arkadaşım Sena’ya. Sena, 14 yaşında. Hipotiroidli ve böbreklerinden bir tanesi sadece %2 oranında çalışıyor. Ancak Sena öyle disiplinli ve azimli ki, kendisi henüz telefon bile kullanmıyor. Annesiyle görüşüyor, akşamları ise telefonlaşıyoruz. Sıfır fire, sıfır bahane, on numaralık bir motivasyon ile 20 günde kırılmak bilmeyen direnci kırdık ve 2 kilodan kurtulduk. Şimdi tatili bekliyoruz, bu sayede fiziksel aktivite şansımız daha da artacak.

Burada ağır siluetleri bir kenara atıp, yeni sağlıklı ve zinde figürleri ile beliren bütün danışanlarımı kutluyorum. Ama en önemlisi, her zamanki gibi, beslenme alışkanlıklarını eğitebilmeleri, bu konudaki popüler, temelsiz ya da yaygın söylemlerden ziyade kendi yapılarına uygun beslenme sistemi ile yol alabilmeleri…

Çok zayıf ya da çok ince değil, çok sağlıklı ve hafif olmak kalıcıdır. Gerçekten yapınız müsaade ediyorsa sağlıklı kilosunda olan kişi zaten ince ama her şeyden önce harika bir figüre sahip olur. Orantılı kilo kaybeder; kalçası küçülürken kolları yağlı kalmaz; yüzü çökerken karnı kalmaz… Bütünlüklü kilo verir ve “bölgesel kilo” diye bir şey söz konusu olmaz. Bir de vücudunda yağ oranı olması gerekenden daha düşük olan bir kadının tuvalet rutininden tutun da adet gibi yaşamsal bir fonksiyonu bile aksamaya başlayabilir. Hafızası ve günlük performansı ise doğrudan etkilenir. Hedef kilonuzu belirlerken kullanılan bilimsel parametreler de bu gerçeği baz alarak size alt sınırınızı söyleyecektir. Sağlıklı kiloda olmak, bir kotun içine girmekten daha fazlasıdır. Hem o kotun içine girmek, hem de içinde ışıl ışıl görünebilmektir. Bütün hatlarını yitirmiş, kemik ve biçimsiz kaslar topluluğuna dönüşmek tam anlamıyla bir diyet fiyaskosudur.

Biz sağlıkla gelen forma inanarak adımlarımızı atıyoruz. İyi ki de öyle yapıyoruz.

O halde şimdi benim için yürüyüş vaktidir

Bizimle serüvenimizi paylaşan herkese sevgiler.

Elif Ezgi Uzmansel

Bahane En Büyük Ağırlıktır! Ondan Kurtulun :)

en baştan hafifleyin...

en baştan hafifleyin…

Sevgili okurlar,

Öncelikle başarı öykülerimize gösterdiğiniz ilgi ve coşkuya çok teşekkür ederim. Hem kendi adıma, hem de öykülerini bizlerle paylaşan arkadaşlarım adına…

Konuya dair sizlerden birçok mail geldi, ne yazık ki, her birini zamana yayarak okusam da hepsine geri dönemiyorum. Zaten bu zamansızlığım yüzünden çok sevsem bile buradaki yorumları da kapatmak zorunda kalmıştım… Ancak içim bir noktada rahat, blogumdaki yazılar, listeler ve dahası altı bine yakın yanıtlanmış yorum pek çok okurum için oldukça aydınlatıcı nitelikte. Her biri aradığı, daha önce pek çok kez sorulmuş sorunun cevabını bu yazı ve notlar arasında rahatlıkla bulabilecekler. Lütfen sayfalar arasında özgürce gezinin :)

Bana gelen maillerden bir tanesinde de şöyle bir soru vardı? “Sizin hep başarı öyküleriniz mi var? Hiç duraklamalar, patlamalar, bocalamalar yaşamıyor musunuz?” ve şöyle devam ediyordu “… Ben kusur arayan birisi değilim ama o kadar çok tökezledim ki, kendimi tek başarısız benmişim gibi hissediyorum.”

Öncelikle bu açık yürekli mail için teşekkür etmeliyim. Bu yazıyı da başta o arkadaşım için yazıyorum… Sizinle şimdiye dek hep başarı öykülerini paylaştım. Bu, sürekli ve kesintisizce başarılar içerisinde olduğumuz için değil… Burası, hayal kırıklıklarının, bocalamaların ve sürekli yinelenen hataların son bulacağı durak olduğu için böyle… Hani, klasik bir söz vardır “günün en karanlık anı güneş doğmadan hemen öncedir” diye… Sanırım biz günün ilk ışıklarının düşmeye başladığı o ana denk geliyoruz… Ben, umutsuzluğun bir ötede kaldığı duraktan sesleniyorum sizlere… Adım attığımız, vazgeçmekten vazgeçtiğimiz, karanlığın fişini çektiğimiz, yılgınlıkları imha ettiğimiz atölyenin kapısından sesleniyorum. Burası hiç de rahat ve kolay bir yer değil… Kapıdan içeri girenlerin hepsi kolay yolları, geçici ve kısa vadeli beklentileri orada bırakıyorlar. Kapıdan içeri girerken, geçmişten getirdikleri tedirginlikler ve betonlaşmış alışkanlıklar var ceplerinde… Defalarca başa sarmış hikâyeler var… Başaramazsam korkusu var. Kendimizi kandırma davranışı bu kapıdan içeri giremez mesela… Ne isek o’yuz… Herkes kendi bedeniyle, iradesiyle yüzleşecek… Herkes neyi hayal ederek başladığını bir dövme gibi içine nakşedecek… Yaptığı doğru şeyin er ya da geç mükafatını mutlaka ama mutlaka alacak. Yanlış bir şey yaptığında da bunun sonucunu bizzat görecek, artık örtbas etmeyecek, bu neden oldu ki şaşkınlığına düşmeyecek… Evet dediğim gibi, hayalimizi bir dövme gibi zihnimize nakşetmeli… Ertesi gün zorlanınca o hayalin bir yere kaybolmadığını bilmemiz gerekiyor çünkü… Bunun basitçe zayıflamak, bir pantolonun içine girmek olmadığını; kendimize verilmiş bir sözü tutma davası olduğunu, bedenimizde başlayan irademizle süren ve oradan da ruhumuza, mutluluğumuza ulaşan bir süreç olduğunu anlamak olduğunu bilmemiz gerekiyor.

Başarı öyküleri anlatıyorum çünkü sözünü ettiğim insanlar da sen gibi, ben gibi birçok tedirginlikle yola çıktılar. Ama ağırlıklarından kurtulurken önce bahanelerini attılar… İşte ilk başarı bu! Bahanelerinizi atınca, inanılmaz hafifliyorsunuz :) bahanesi olmayan bir insan ışık hızıyla yatağından fırlayabilir, yürüyüşüne gidebilir, yemeklerini akşamdan hazırlayabilir, çantasına ara öğünlerini koyabilir… Bahanesiz bir insan ders aralarında ara öğünlerini yiyebilir, ameliyatı bitince evden getirdiği yemeğini tüketebilir, toplantı esnasında suyunu içebilir, sosyal ortamlara çayıyla kahvesiyle hiç olmazsa salatasıyla eşlik edebilir… Bahanesiz insan spor salonlarına kaydolamasa bile, gece yarılarına kadar çalışsa bile iki uzak mesafe arasında onlarca tur yürüyebilir evet bir iş yerinde günlük yürüyüşünü yapabilir… Bahanesiz insan, seyahatine çıkarken çantasına sabahları yemek için bir kutu yulaf koyar mesela, hatta ben baskülü ile iş gezisine giden danışanlarımı biliyorum. Şimdi size nasıl “başarısızlıktan” bahsedebilirim? Bu inat değil midir? Bu azim değil midir? Bu “ben yapabiliyorum” demenin gururu değil midir?

Velhasıl, bahanesiz bir insandan daha çevik olanı göremezsiniz…

Bahanesiz insan baskül ona direndiği zaman baskülden daha inatçı olan insandır… Ona nanik yapar ve der ki; “Doğru olan şeyi yaptığımda küçük de olsa bir şansım var ama şu an vazgeçip yanlış olanı yaparsam o küçük şansımı da kaybederim” Anlayacağınız, baskül durur ama bahanesiz insan durmaz…

Gerçekten, size doğru söylüyorum, bahane gittiği zaman geriye siz kalırsınız. Sadece siz! Kendisine ulaşabilen insanın başarmamak için hiçbir nedeni yoktur.

Gelelim bocalamalara…

Yani benim de senin de ve evet evet senin de yaşadığın o kaygı anlarına… Sabırsızlık ve karamsarlık patlamalarına…

Hani aylar boyunca üzerimize yapışan kiloların bir anda uçup gitmesini ümit ediyoruz ya… O anlar mesela… Ya da iki kilo verince bunu az buluyoruz ya. (haydi gidip iki kiloluk bir karpuzu alın ve üzerinize yapıştırın mesela ve onu gittiğiniz her yere götürün…) İşte o anlarda size yardımcı olacak tek şey yaptığınız şeyi neden ve nasıl yaptığınızı hatırlamaktır.

Arkadaşımın mailinde yazdığı gibi, tökezleyebilirsiniz. Defalarca hem de… Ama bir sonraki sefer için tökezlememeye çabalamanız önemlidir. Buradaki anahtar “kusursuzluk arayışı” değildir sizin samimiyetle çabalamanızdır. Bir önceki seferde gerçekleşen hatalardan ders almak ve yinelememektir samimiyet…

Kısacası…

Size ne “bir haftada beş kilo” tarzında umut pompalarım ne de “sizin kilo vermeniz imkânsız” diye umutsuzluk aşılarım. Emek, disiplin, sabır ve doğru rehberiniz varsa ve iradenizi, kendinizi kendinizden koruyacak şekilde eğitmek için kararlıysanız başarı sizin için zaten kaçınılmazdır. Bu yaz için on kilo yirmi kilo vereyim, sonra kaldığım yerden yeme içme konusundaki çılgın tüketici moduma geri döneyim demek sizin bir yaz mevsiminizi kurtarır. Doğru beslenmeyi öğreneyim ve duygusal açlığımı alt edeyim demek ise hayatınızı kurtarır…

Şu durumda, siz günün en karanlık, en kırık, en umutsuz anında mısınız? Sizi nelerin yıkabildiğini çok iyi ve yakından gördünüz mü? Kendinize verdiğiniz sözleri tutmadığınızda hissettiklerinizi iyice anladınız mı? Aynada gördüğünüz kişiye yabancı mısınız? Yorgunluk ve ağırlık sizi nakavt etti mi? Peki… Çok güzel! Madem günün en karanlık anındasınız eğer şimdi kalkıp doğrulmaya karar verirseniz, gün sizin için de doğacak. Hatalarınız orada ki onlar sizin kılavuzunuz…. Onlara bakın ve neyi YAPMAYACAĞINIZI zihninize iyice yazın.

Gelelim benim canım BAHANESİZLERİME…

Önce Cella’ya, Deniz Sevim’e, Selin’e, Ahu’ya, Ayça’ya, Çiğdem’e, Aslı’ya, Duygu’ya saygılar… Gördüğüm en amansız, en bahanesiz kadınlarsınız…

Emine, kutlarım seni, bir ayı 10 kilo kayıpla tamamladığın için ama en çok kendi adına müthiş bir şey yapmak üzere adım attığın için… “Gör bak ben nasıl tutarım boğazımı” dediğin için… Teşekkürler Pelin, genceciksin ve bu kadar disiplini ve sorumluluğu layıkıyla yerine getiriyorsun. 1 ay olmadan 4 kiloya tekmeyi bastın bu sayede… Güliz ve Burak çiftinin başarısına koca bir alkış. Evin içinde esen sağlıklı beslenme rüzgarları Burak bey’in 114 kilodan 102 kiloya düşmesini; Güliz’in hem çalışan hem de emziren bir anne olarak 61 kilodan 54 kiloya düşmesini beraberinde getirdi. Ahu, 78 ile başladığı maratona 71 ile devam ediyor. Bunu da kiloları direnirken bir an bile vazgeçmeden yaptığı şeyi sürdürmeye borçlu… Eğer, nasılsa kilom durdu, çok bozuğum gidip de şundan azcık yesem ne olur deseydi bugün 78’e geri dönmüş olabilirdi… Duygu 2 haftada 4 kiloyu şutladı. İki çocuklu bir anne olarak sabah çok erken saatlerde yakalayabileceği yürüyüş fırsatını kaçırmamasına borçlu bu başarıyı… Nilay “nasılsa benim Polikistik Over Sendromum var ben kilo almaya mahkumum” demedi, bu sayede de 74 kilo ile başlayan serüveninde 68 kilonun kapısına dayanabildi. Ezgi, 98.7 kilo ile başlayan mücadelesinde “insan bunlarla da doyuyormuş” diyerek şikayet etmek yerine benimsemeyi seçti ve 18. Gününde 94 kilonun kapısına dayandı… Ayça, yeni doğum yapmış bir anne olarak işe başlamadan önceki zamanından 2 saatini uyumaya değil yürümeye ayırdı. Bugün 85.1 kilo ile başladığı yolculuğunda 82 kiloya bu sayede ulaştı… Duygu, sürekli mobil halde, ülkenin bir ucundan diğerine gezen bir insan olarak baskülünü ve yemeklerini yanında taşıdığı için 63 kilodan 58’e düşebildi. Aslı, “doktora tezimin son dönemindeyim aman azcık daha kilo alayım, zaten korkunç bir stres, baskı ve iş yükünün altındayım ne olacak” demediği için üç haneli sayıları uğurlayabildi… Selin, ona yardımcı olmayan bir metabolizmanın güçlü duvarlarını küçük küçük parçaladı çünkü “ben daha azına razı olmayacağım” dedi ve 79 ile başladığı serüvende 66 kiloyu görebildi. Rabia 91 kilo olmayı kabul etmediği, henüz gencecik olduğu ve bir çocuk daha doğurmaya karar verirse aynada göreceği kadından mutsuz olacağını kendisine itiraf ettiği için 68 kiloya inebildi. Ayşenur, 26 kilo kayıpla sadece incecik genç bir kadına dönüşmedi geçmişte kendisini üzen onlarca kemikleşmiş alışkanlık ve kaygıyı da atlatarak programını tamamladı…

İsmini saydıklarım, sayamadıklarım, programlarını bitirenler, sürdürenler…

Görüyorsunuz ya, sadece sürecin zor olması da değil, bu takımdaki insanların da hayatlarının, metabolizmalarının ilaveten zor olması da bizim maçımıza dâhil… Ama oyuna asla almadığımız bir şey var: Bahaneler… Bize uğramayacak bir şey var: Vazgeçmek…

O halde bütün zorlukları ve tedirginlikleriyle bile bu zaten bir BAŞARI ÖYKÜSÜDÜR…

 

Elif Ezgi Uzmansel

 

Taptaze bir haftaya başlarken…

ve şimdi sağlıklı beslenme zamanı...

ve şimdi sağlıklı beslenme zamanı…

Nasıl başlarsa öyle gider lafını sevmem bakmayın…
Bazen gün yağmurlu başlar, ikindileyin bakmışsınız ortalık güllük gülistanlık. Sabah çatacak yer ararsınız ama bir sakinleşme, küçük bir nefes alışverişi, belki bir fincan kahve derken her şey ters yüz olmuş ve yoluna girmiş…
Ama bugün ben nasıl başlarsa öyle gitsin diyenlerdenim… Zira bu kez başlangıçlar çok güzeldi.
İlk haber Duygudan geldi. Duygu ile ikinci turumuza başladık. İlk hedefimize ulaşmıştık, şimdi sırada ikinci hedefimiz var. Bu hafta 2 kilo 100 gram kaybetmiş. Gerçekten güzel bir başlangıç değil mi?
Sonra bir haberi de Emine patlattı. 21. Günümüzdeyiz ve Emine tam 8 kg verdi.
Sedef’ten 74 kg olarak başladığı yolculuğuna 65 kilo olarak devam ettiği müjdesini duyduk.
Gülen ise 1,5 ayda yaklaşık 10 kiloyla vedalaştı… Ama en büyük vedalaşma üç haneli sayılarla oldu.108 kilodan 98.7 kiloya indi. Alp Bey de bir buçuk ayda 10,5 kiloya veda edenler arasında… Bu haber de sabah geldi. Dedim ya size oldukça güzel bir sabahtı :)
Nilay ilk haftasına 3 kilo 200 gramlık bir kayıpla başlamıştı. Figen ise 1 aylık maratonu 3 kiloyla vedalaşarak sürdürüyor.
Anlayacağınız bana bu haftanın başında muheşem haberler geldi ve ben de bütün kalbimle dua ettim:
Allah’ım başladığı gibi gitsin.
Sizinle yeni müjdelerle yeniden buluşmayı diliyorum.
Bu arada…
Siz de eğer bir başlangıç yapmak istiyorsanız;
1- Kaç kilo vermeyi hedefliyorum?
2- Neden kilo aldım?
3- Beslenme yanlışlarım nelerdir?
4- Yeterli sıvı tüketiyor muyum?
5- Kendimi tıkabasa doyurup sonra uzun süre aç bırakıyor muyum?
6- Kulaktan dolma diyetleri kendi üzerimde deniyor muyum?
7- Yeteri kadar egzersiz yapıyor muyum?
8- Kötü bir besini yerken kendime bahaneler üretiyor muyum?
9- Beni doğru beslenmekten alıkoyan temel şeyler nelerdir?
10- Klinik bulgularım hakkında ne biliyorum?
Gibi soruları kendinize sorabilirsiniz. Bu sorulara verdiğiniz dürüst yanıtlar, size en kalıcı ve gerçekçi yaklaşımı getirecektir. Tabağınız size ne kadar iyilik yapıyor bunu tespit etmek için doğru bir zaman…
Herkese güzel bir hafta dilerim
Elif Ezgi Uzmansel

Başarı Hikayelerimiz-2

success

Bugün Nisagül ile başarı hikayelerimiz ikiye çıktı ve neşemiz de ikiye katlandı :)

O zaman işte Nisagül’ün güzel hikayesi gelsin -bu arada onun yolu daha devam ediyor ve son dönemeçte-

 

Ezgi hanım

 

Size gönülden kocaman bir merhaba:))) Nasılsınız takip ettiğim kadar gayet güzel, formda ve zindesiniz.

 

En son attığım mailden sonra 1 ay geçmiş istedim ki size yeni kilomdan bahsedeyim
Bugün itibariyle kilom 72kg yani 4.5 ayda 31.5 kilom gitti. Gayretle 60 kiloya ineceğim günü bekliyorum ve azimle çalışmalara devam ediyorum… İstiyorum ki hedefime ulaştım artık ben 60 kiloyum diye size yazmak istiyorum. Listelerime uymaya devam harekete devam sağlıklı beslenmeye devam…

Eskiye göre kendimi kuş gibi hafif hissediyorum: artık çocuklarıma yetebiliyorum ve çok az yoruluyorum

Sizle kısaca bir şey paylaşmak istiyorum 103,5 kg iken bel ağrısından ve ayak ağrısından duramıyordum. Herhalde bende bel fıtığı var diye düşünüyordum bunun için dr. gittim doktor bana baktı baktı “önce zayıfla sonra gel” dedi. Doğru düzgün muayene bile etmedi. O kadar sinirlendim ki çok da mutsuz oldum dedim “MR çekmeyecek misiniz?”
“Hayır gerek duymuyorum” dedi

“Nasıl olur” dedim “film falan görmeden direk zayıfla ondan sonra diyorsunuz”

Dedi ki “Diyelim ki film çektirdim ve sende bel fıtığı var… Çaresi önce zayıflamaktan başlar ben seni masrafa sokmadan sonuçtan başlıyorum…”

Evet, o zaman çok kızdım ve kendi irademle ama sizin sayenizde zayıfladım inanın daha kilom olmasına rağmen ne bel ağrım kaldı ne de ayak ağrım… Evet sonuç her şey sağlıkla kilo vermekten geçiyormuş ve çok mutluyum. Bu kadar başınızı şişirdiğim için özür dilerimmm….

Bir de, ben de 10 bin adım kampanyanıza başladım 3 gündür evde yürüme bandında 1.5 saat yani 7 kilometre yürüyorum kendi adımlarımın hesabına göre…

Nisagül

Nisagül fotoğraf çektirmeyi sevmediğini ama bizlere ilham vermek için önümüzdeki günlerde baskül ve diğer fotoğraflarından paylaşacakmış :) Kendisine çok teşekkür ediyoruz :))

 

Başarı Hikayelerimiz -1

Tebrikler :)

Tebrikler :)

Bugün mail kutumu başarı hikayeleri coşturdu. Şu an gözlerimde hala yaşlar olduğu için eksik ya da kusurlu yazabilirim, şimdiden affola. Bunlar mutluluk gözyaşı. Sevgili Ayşenur bana hikayemi yazmak isterim dediğinde, kendisine emin misin dedim çünkü hep gizli bir çalışmamız olsun istemişti. Doğrusu böyle bir  açık yüreklilik ve duygu beklemiyordum. Ayşenur’um, canım benim, hep mutlu olasın…

işte onun hikayesi :

Sevgili Diyet Günlüğüm,

Bugün tam 26 kiloya veda ettim ve baskülde 59’u gördüm. Bundan 5 ay önce Ezgi’yle tanıştığımda kilo vermek için her yolu denemiş, kendi bedenime son derece kötü davranmış ve onu 7-8 aylık bir gel git süreciyle haşat etmiştim. Metabolizmam yavaştı, tuvalete çıkamıyordum boşaltım sistemim berbat olmuştu, ödemden yüzüm kocaman gözlerim ufacık kalıyordu. Tahlil yaptırmaya korkuyordum. Üniversite yıllarındaki o incecik kız gitmiş, yerine uzun tuniklerin ardına saklanan, eş dost buluşmalarında “ben böyle mutluyum” yalanını söyleyip tuvaletlerde ağlayan kadın gelmişti. İş yerinde son aylarda sunumlarım kabusa dönüşmüştü. İnsanların önüne çıkıp konuşurken, yaptığım şeye değil “karnıma bakıyorlar mı, ben yokken bunu konuşuyorlar mı” gibi paranoyakça düşüncelere dikkatimi veriyordum. Ailemde diyabet geçmişi vardı ve biliyordum ki bu illet kaçarı yok eninde sonunda benim de yakama yapışacaktı.

Nişanlımla çok güzel bir ilişkimiz ve her şeyden önce arkadaşlığımız vardı, 7 yıllık bir ilişkiyi evlilikle taçlandırmayı planlıyorduk. Ama benim bu gidişatım, bedenimle olan sorunlarım ve onun “ben seni her halinle seviyorum” diyişi bile kalbimi yaralıyordu. “her halimden” kastettiği kendine ağır gelen, iki adımda soluk soluğa kesilen mutsuz kadın mıydı? Bu şekilde gelin olmak, aile kurmak ve hayatımın bu dönemine mutsuz başlamak istemiyordum.

Derken internette “şok diyet” arayışları ile dolanma maceralarım, evimi diyet kitaplarıyla doldurma çılgınlığım, ne duyarsam, “şu kilo verdirir” denilen ne varsa varımı yoğumu oraya dökme saplantım ile yanlış bir şekilde başlangıç yaptım. Bitkin ve sağlıksız bir şekilde kısa vadede çökerek zayıflayan, yaptığım şeyi sürdüremeyince kendimi açma poğaçaların içinde bulan birisine dönüştüm. Her defasında daha çok hüsranla karşılaştım. Artık diyete başlıyorum bu defa kesin dediğimde insanlar “kesin öyledir” diyerek beni başlarından savıyordu. Herkes desteğini üzerimden çekti. Hem de bunu son derece kırıcı bir şekilde yaptıklarını düşünüyor kendime değil, onlara içerliyordum. Nişanlıma bunu şikayet ederken “insanlar haklı çünkü yaptığın şeyin ömrü kısa oluyor” dedi “ben bile gün sayıyorum bu eziyeti ne zaman bitirir diye soruyorum” dedi. Bu yüzleşme beni kendimi getireceği yere, yurtdışından getirttiğim bir hapı kullanmaya başladım. Şimdi bunu yazarken öyle utanıyorum ki. Kendime bu kötülüğü nasıl yaptım ben diye. Sabaha kadar yerimde duramıyordum, kalbim ağzımdan fırlayacak gibiydi. Sudan başka bir şey içemiyordum. Bir süre sonra gerçek anlamda tuvalete çıkamaz olmuştum. Adetlerim düzensizleşmişti… O günler hiç yaşanmasaydı keşke.

Nişanlım bu defa hızla kilo verdiğimi görünce “yolunda gitmeyen bir şeyler var, sen ne yapıyorsun” diye sormaya başladı ama onu “Ben ne yapsam yaranamıyorum” diye bir bahaneyle susturmayı başardım. Ta ki, çantamdaki hapları bulana kadar… Yine yalan söyledim. Ama o gün internetten araştırmış, beni aradı, akşam çok ciddi bir konuşma yapmıştı. Benim kilo verme maceram orada sona eriyordu. Verdiğim kiloları da iki aya kalmadan misliyle geri aldım. Ödem belası çok kötüydü. Her sabah şişmiş eller, şişmiş ayaklar ve suratımı kocaman hale getiren tuhaflık… Bir de tuvalete çıkamama sorunum çok ciddi boyutlardaydı. Ama yeminliydim ve ilaç kullanmayacaktım.

Sevgili Günlük, sana o günkü moralimi nasıl anlatsam bilmiyorum. Yirmi altı yaşımdayım ve o aynada kırklı yaşlarını çoktan geçmiş bir kadını görmek nedir nasıl söyleyebilirim. Her dakika başı yorulmak nedir, bir kutu çikolatayı gözümü karartıp yemek ve kendimden nefret etmek nedir nasıl anlatabilirim. O çikolataların üç tanesinden sonra tad almayı bırakıyorsun zaten. Böyle anlamsız bir şekilde dilin uyuşuyor, sadece iç bayıcı bir şeker tadı ile bulanıyorsun. Ama hala yiyorsun çünkü geri kalan her şey ruhun için ama halbuki onu daha çok hastalandırıyorsun, haberin yok.

Abartmıyorum, o gün bir kutu pastane çikolatası yedim. Üstüne kola içtim ve üzerinden bir saat bile geçmeden bir fastfood restaurantına gidip en büyük boy menüyü söyleyip en köşe masada tekrar yedim, eve gidip tekrar yedim ve sonra bağıra bağıra ağlamaya başladım. Kendimi kusturmayı bile düşündüm ama bunun ne demek olduğunu biliyorum. Yine de itiraf ediyorum düşündüm. Her zamanki gibi yaptığımı yaptım, bilgisayarı açtım ve gezinmeye başladım. Sonra eski kilomu istiyorum yazdım google’a. Hala ağlıyordum. Ben başarılı bir insanım ama bu iş kariyerimi umursamayacak kadar kötü bir noktaya getirmişti beni. İş yerinde bile yedikten sonra internette zayıf insanların fotoğraflarına bakmak gibi bir saplantım olmuştu. İyi değildim.

Psikolojim berbat haldeydi.

Ezgi’nin blogunu işte o zaman gördüm. Hani gözümü kırpmadan nasıl yemek yediysem blogu da gözümü kırpmadan okudum. Her yorumu, her yazıyı, her detayı. Sonra Ezgi’yi takip etmeye başladım. Sabah 4’e gelirken Ezgi’ye mail yazdım. Bir hayli uzun bir mesajdı…

Ezgi’den gelen mail benim için umut ışığıydı. Hala hatırlıyorum, “önce kiloya ve yemeklere olan bakış açını düzeltmeye çalışmalısın. Ben de sana bu anlamda destek vermeliyim” diyordu yani hemen “haydi koş zayıflayalım” dememesi bile benim üzerimdeki korkuyu silmeme yardım etti. Şu an yazarken gülümsüyorum, “ben eli kırbaçlı birisi değilim ama bazen seni kendinden korumak zorunda kalabilirim. İşte o zaman ne gerekiyorsa söylerim” demesi çok hoşuma gitmişti. Gerçekten de öyle oldu. İlk ayımızda, benim saplantılarım, geçmişten getirdiğim kötü alışkanlıklar ve endişelerimle boğuştuk diyebilirim. Haftada bir kilo veriyorum, bu çok güzel bir şey ama ben isyan edip ağlıyorum neden iki kilo değil diye. Ezgi sabırla anlatıyor, önemli olan yağ kütlesi kaybetmektir. Önemli olan sağlıklı kilo kaybetmektir. Sonra çabucak verip deli gibi yiyerek geri aldığım kiloları düşünüyorum. Sakinleşiyorum ama uzun sürmüyor. Ağlıyorum, çikolata için adam vururum diyorum. “işte en başta konuştuğumuz buydu” diyor, “yemeklerle arandaki ilişkiyi abartma, normalleştir.” Hatta bir defasında aynen şu cümleyi kurmuş, ben de not etmiştim “Çikolata o kadar ilahi o kadar yüce bir şey olsa kıytırık bir ambalajda üç liraya satılmazdı” dedi. Aslında böyle küçük anlarda yanlış duygularla bağlandığım bütün yiyeceklerle yüzleştim. Eninde sonunda 1 tabak yemekti, beni doyurmak için vardı beni bir ermiş yapmak, ya da yakama madalya takmak için değil. Bir ayın sonunda programımıza kanalize oldum. İlk ay 7,5 kilo gitti. Ezgi’den isteğim birlikte olan çalışmamızı yazmamasıydı. Her an vazgeçip sonra utanmaktan korkuyordum. Bugün başarı öykümü yazdım bloguna koyar mısın dediğimde “iyi düşündün mü?” diye sormasının nedeni de bu oldu sanırım.

Ben anlatasam neler anlatmak istiyorum da, bazen kelimeler yetersiz kalıyor. Canım koçum, yol arkadaşım Ezgi’nin de dediği gibi ellerine 26 kiloluk poşetler yapışmış ve sen nereye gidersen onlar da oraya geliyordu. Market poşeti olsa bırakırsın ama vücudunun gereksiz ağırlığını azmetmeden bırakamazdın” Bu ona 59 kilo olduğumu haber verdiğimdeki ağlaşmalı mesajlarımızdan bir tanesi. ne kadar doğru… Ben bu yükü nasıl kendimle sürükledim, nasıl bir eziyet bu?

Ne mi öğrendim?

Uzun zamanda aldım, normal ve sağlıklı şekilde verdim. Tekrar düzenli tuvalete çıkmaya ve adet olmaya başladım. İçinde ne olduğunu bilmediğim ilaçlara, ambalajı süslü uyuşturucu kadar tehlikeli gıdalara köle olmamaya karar verdim. Ben marula iyi davranmadım ama o bana iyi davrandı, ben greyfurta küfür ettim ama o bana güller verdi. Ben çorbalara lanet okudum ama onlar beni sağlıklandırdı, iyileştirdi. Ezgi bana o krakerler sana acımıyor sen de acıma onlara at çöpe dediğinde demek istediği buymuş…

Şimdi sırada belimde pembe kocaman bir kurdele ile balık modelli gelinliğime girmek var. Haziran sonunda fotoğrafımı bekleyin.

Artık saklanma değil, iyi örnek olma zamanı.

Allahım sana şükürler olsun,

Kendime büyük bir aferim,

Taylan hanıma çok saygılar. Onun bilimsel listeleri olmadan olmazdı.

Ezgim sen benim ahretlik kardeşimsin. Zayıflattığın için değil, bütün insanlığınla ve kalbinle yanımda durduğun için en çok.

Herkese sevgiler.

Bu günlük burada bitmez… Sırada koruma var!!!

 

Ayşenur M.

 

Bedenimizle Barışmak İçin Gerçek Adımlar…

Sağlıkla incelmek için geri sayım...

Sağlıkla incelmek için geri sayım…

Öncelikle geçen haftaki incelme programımıza gösterdiğiniz ilgiye çok teşekkür ederim. 6 kişilik yerimiz çabucak doldu. Bu hafta korumaya geçen arkadaşlarımdan açılan yerlerle yeni bir üç kişilik kontenjan daha müsait duruma gelmiş oldu. Evet benim müjdelerim burada başlıyor: Pazar, pazartesi ve Salı peşpeşe “hedefe ulaştık” haberleri geldi. Çok ama çok mutluyum ve ekibimle gerçekten gurur duyuyorum.

Madem korumadan söz ettik, o zaman benim için gerçekten çok değerli olan bir sonuçtan söz etmek istiyorum. Genç arkadaşım Esra ile sürecimize başladığımızda Esra yalnızca 66.9 kg değildi. Aynı zamanda PCOS yani polikistik over sendromu ile mücadele ediyordu. Doktoru kati bir dille kilo vermesini söylemişti. Dahası Esra bir öğrenci, bu yıl okulu bitiyor ve yuva kurmanın mutluluğuna adım atıyor :)  Ancak Esra’nın birkaç kaygısı vardı:

1-  Diyete başladığında öğlen olmadan vazgeçiyordu.

2- PCOS metabolizmayı çok yavaşlattığı için olası direnç zamanlarında diyetini sürdürememekten ve motivasyonunu yitirmekten korkuyordu.

Ancak aynı zamanda 55 kiloyu hayal etmişti. Bu mümkün müydü?

Esra bu sabah tartıda 55 kiloyu gördü :) Seyahatleri, söz ve isteme süreçlerinin telaşları, son sınıfın yoğun klinik temposu bile onu diyetlerinden alıkoymadı. Müthiş bir disiplin ve işbirliği ile yemeklerini yanında taşıdı, acil durumlarda benimle iletişime geçerek birlikte oluşturduğumuz stratejiye bağlı kaldı ve BAŞARDI :) Ona buradan üç kere SAĞOL SAĞOL SAĞOL diyorum

Sağ ol Esra, erkenden önlemini aldığın ve kendine yeni bir sen armağan ettiğin için. Sağ ol Esra, sağlıklı ve bilimsel olandan şaşmadığın ve çabuk sonuçlar almak adına kendine kötülük etmediğin için. Sağ ol Esra; işbirliğin, disiplininin ve kardeşliğin için. Seni yürekten tebrik ederim.

Bu arada diğer hedeflerimizi de azımsayamam… Ne istediğini iyi bilen insanlarla devam etmek çok önemlidir. Yol ne kadar zor olursa olsun “bunu istiyorum” demek ve bu yolda istediğiniz şeyi unutmamak çok kıymetli bir şey.

Kerime bana bundan 1 ay önce yazdığında “başıma bela olan 7 kiloyla uğraşıyorum ama gitmiyor” dedi. Onunla yaptığımız en doğru şey, oturup beslenme alışkanlıklarını en objektif şekilde değerlendirmemiz oldu. Her şey doğru görünürken, doğru bildiğine inanırken aslında yanlış yapmış olabilir miydi? İlk haftanın sonunda beslenmesinden doğru bilinen yanlışları ayıklayarak 3 kg 900 gr vermiştik. İkinci haftamızda Kerime bana klinik değerlerini ulaştırdı ve bu değerler gözden geçirildi. Görünüşte çok fazla kilosu olmayabiliyor bazı insanların ama önemli olan içeride ne olduğu… HDL yani kötü huylu kolesterolü yüksekti, Trigliseridi de aynı şekilde. Hedefimiz sadece bu 7 kilodan kurtulmak değil aynı zamanda kötü huylu kolesterolünü de kontrol altına almaktı ve bir ayımız vardı. Bu esnada Kerime “hiç sevmem” dediği su ile barıştı. Kerime bu pazartesi 65 kilodan 58 kiloya indiği haberini vermekle kalmadı; bana en sevindiğim haberi iletti. Kötü huylu kolesterolü de trigliseridi de normal sınırlara döndüğü bilgisini de bu öğlen öğrendik.

Bu yolda yalnız olmamak daima başarı şansınızı arttırır... :)

Bu yolda yalnız olmamak daima başarı şansınızı arttırır… :)

İşte yine bir müjde daha… Kasımdan beri birlikte çalıştığımız ve ciddi mücadelelerle kilo verdiğimiz Tuğba’dan asıl haber haftasonu geldi: “İlaç kullanmadan adet olabildim” kilosunu sağlıklı bir aralığa getirmek kadar yediği ve içtiklerinin içeriğinin de ne kadar önemli ve etkili olduğunu görmüş olduk…

Tabii bu hafta beni yerimden hoplatan başka müjdeler de gelmedi değil.

Mesela Emine… Tahtalara vuruyorum, onun azmi ve kararlılığı hepimize lazım hanımlar beyler… 110 kilo başladığı ilk haftası 104.8 kilo ile tamamlandı. Amacımız bu ayın sonunda 3 hanelilerden kurtulmak.

Gülen de 108 kg olarak başladığı maratonunu 100.2 kg ile sürdürüyor. 1 ayda 8 kg hiç de fena değil ne dersiniz?

Tabii benim rekortmenlerim bu kadar da değil, Alp Burak bey 114 kilo ile başladı şu anda baskül ona 105.4 kilo olduğunu söylüyor. Emziren annelerimizden Sedef 74 kilo ile başladığı macerasına 67 kilo olarak devam ediyor. Tıpkı Cella gibi… O da serüvene 75 kg ile başlamıştı bu sabah 67 kilo olduğunun müjdesini verdi.

Duygu da 63 kilo başladığı sağlıklı beslenme sürecinde, kendisine 1,5 ay biçti. Ve 57 olmak istediğini söyledi. Bir buçuk ayımız daha dolmamakla beraber baskülde 58’i gördük.

Asıl maraton koşucularımızdan söz etmeliyim; ki Rabia bunun en güzel örneğidir. 91 kg ile başladığı sürecine 69 kilo ile devam ediyor. Son 10 kilomuza girdik.

Özlem ise Rabia’yı takip ediyor diyebilirim. O da 18 kilo kaybetti. Özlem için bizi en mutlu eden ayrıntı, şekerinin kontrol altında olması ve kötü huylu kolesterolünün düşmesi.

Burcu, benim haşimato ile mücadele eden canım danışanım… Haşimato tiroidisi yaşayanlar nasıl bir ödem mücadelesi verdiklerini, kilo vermenin ne kadar zor ve yıpratıcı olduğunu bilirler. Gıdım gıdım ilerleyebilirsiniz ama her gram kıymetlidir. Çünkü bedeniniz deyim yerindeyse kendisini durdurmaya, tembelleşmeye ve haliyle ağırlaştırmaya programlamıştır. O yüzden bu ağır akış içerisinden çekip alabildiğiniz her gram sizin başarı hanenize yazılır. Elbette doğru beslenme ve vazgeçmeden yaptığınız egzersizlerle bu ağır gidişatı da belli ölçüde değiştirebilir ve geliştirebilirsiniz. Burcuyla yaptığımız tam da buydu işte! 67 kilodan 62 kiloya ulaşan serüvenimizin başarısı bu sebeple çok özel…

Bu arada belli sebeplerle mola veren arkadaşlarım vardı. Onlar da aramıza döndüler;

Figen, Şule ve Selin tekrar hoş geldiniz…

Onların hikayelerini size zevkle anlatıyorum çünkü kendimiz için bir şey yapmak ve bu yaptığımız şeyin bize başta sağlık sonra özgüven ve mutluluk olarak geri dönmesi kadar heyecan verici bir şey yok…

Kendimiz için doğru şeyi yapmanın tam sırası...

Kendimiz için doğru şeyi yapmanın tam sırası…

Kendimize kendimizi armağan etmek… Ben sağlıklı beslenme serüvenine böyle bakıyorum.

Siz de kendiniz için bir adım atacak mısınız?

Sevgiler

Elif Ezgi Uzmansel

BAŞARABİLİRSİN

evet yapabiliriz :)

evet yapabiliriz :)

Bu haftasonu  benim için zor olacak diyordum; zira evde işler karışık. Oğlum mevsimlerin değişimi ile birlikte hastalık sezonunu açtı. Haliyle uykusuz geceler, başucu nöbetleri… Uzun uzadıya anlatmama gerek yok sanırım… Geçecek diyorsunuz, basit bir nezle ne olacak diyorsunuz da yine de belli belirsiz bir moralsizlik kol geziyor bazen içinizde.

İşte bu moralsizlik haftasonuna damgasını vurur diyordum ki canım danışanlarımdan harika haberler gelmeye başladı:

İlk haber Betül’dendi. Betül bundan iki hafta önce başlarken not düşmüştü:

“Kilo verme hızım düşüktür, hamileliğimde hormon takviyesi aldım, bir süredir yediklerime dikkat ediyorum ama kaçırdığım zaman “battı balık yan gider” psikolojisine giriyor ve motivasyonumu kaybediyorum. Özel zamanlarımda tabii ki tatlı isteğim oluyor, pasta ve böreğe zaafım var…”

Bugün kendisinden gelen haberse muhteşemdi, diyetimizin ikinci haftasında 1 kilo 100 gramla daha vedalaşmış iki haftada yaklaşık 4 kilo kayıpla serüvenine merhaba demişti. Bundan böyle kilo kaybındaki düşüşler rakamsal olarak basküle nasıl yansıyacak olursa olsun Betül için güzel bir haber var: BAŞARABİLİRSİN!

Sonra günün ikinci şahane haberi çok geçmeden Gülen’den geldi. Gülen 108 kilo ile başladığı macerasında bu hafta 103 kiloyu kucakladı. Yani biz iki hafta içinde 5 kilo ile vedalaştık. Dahası tahlilleri için doktora gittiğinde, doktorunun kendisine “15 gündür düzenli olarak yürüyüş yapıyor olman ve kilo vermeye karar vermiş olman çok doğru bir karar” demesi; ne kadar iyi bir yolda olduğumuzu bir kez daha ispatlıyordu.

Sabahın müjdeleri bu kadar da değildi.

Burcu ile çalışmaya başlarken ondaki haşimato tiroidi, insülin direnci ve adet düzensizlikleri nedeniyle zor bir yola çıktığımızı farkındaydık.  Taylan Kümeli ile birlikte bu parametrelere uygun bir yol seçtik ve adım attık… Sabır, metabolik hastalıkları olan bünyelerde kilo verirken en iyi dostunuz. Bu anlamda Burcu ile bizim için önemli olan kilo kaybı yaşamak kadar, istikrarımızdan ve motivasyonumuzdan kaybetmemekti… Çünkü normal bir metabolizmanın aksine, neredeyse kilo almaya programlanmış bir bünyeyi tersine çeviriyor ve onu sağlıklı bir ritme oturtmaya çalışıyorsunuz. Bugün 3,5 kg yağ kaybettiğini, 1,9 kg kas kütlesi arttırdığını görmek bizim için muhteşem bir ödüldü. Ve yine kendimize yineledik: “BAŞARABİLİRSİN”

Zorluklarla başlayacağını tahmin ettiğim ve gelen müjdelerle yaptığım işe bir kez daha sevgiyle bağlandığım bir hafta sonundan hepinize selam olsun :)

Vazgeçmemek, doğru bir rehber ve yöntemle yola çıkarsanız siz de kendinize şunu söyleyebilirsiniz.

BAŞARABİLİRSİN :)

Sevgiler

Benim Hayalim…

KENDİNİZE İYİ DAVRANMAYA HEMEN BAŞLAYIN

KENDİNİZE İYİ DAVRANMAYA HEMEN BAŞLAYIN

Hepimiz kendimize veya hayatımıza dair düşler kurarız… Bazıları masalsıdır, gerçekleşmesi için bir mucize olması gerekir; bazıları ise eğer azmederseniz sizin olacaktır. Gerçekleşmesi, sizin çabalamanıza bağlıdır.

Bu düşler her şeyle ilgili olabilir…  Ve çoğu zaman, kendimizi daha sağlıklı, daha formda görmeyi hayal ederiz… İşte bu gerçekleşmesi sizin çabalamanıza, azmetmenize bağlı olan bir düş…

AMA DİKKAT!

***Her pazartesi başlanılan ve çarşambaya kalmadan bozulan, metabolizmayı kevgire çeviren, bizi aç bırakan,

***belki zayıflatan ama bilincimizi ve alışkanlıklarımızı değiştirmediği; farkındalığımızı arttırmadığı için kısa sürede o zayıflığı fazla kilolara dönüştürüp, yapışkan bir biçimde bedenimize mıhlayan diyetlerle olacak gibi değildir.

NEDEN DİKKAT ETMELİYİZ?

* Bu her defasında umudun kırılmasına yol açmakla kalmaz, kendinize olan inancınızı ve çevrenizden gördüğünüz desteği yitirmenize neden olur.

*Dahası vücudunuz size karşı suskunlaşmaya başlar. Kısa vadeli kilo kayıpları için yaptığınız her agresif hamle, bedeninizi direnmeye ve kendisini kilitlemeye itecektir.

*Sonra “sürekli başa sarıyorum, böyle yaşamaya alışsam belki daha iyi olur” cümlesi beyninizde çınlar ve kucağınızda bir tabakla, sonu mutsuzluğa varacak bir yeme karanlığına çıkarsınız…
*Genelde bu ümitsizliğin uçsuz, kısır bir döngü ile seyrettiğini gözlemledim. Mutsuz oldukça yemek, yedikçe kilo almak, kilo aldıkça mutsuz olmak ve tekrar yemek… Aynaya bakmadıkça, basküle çıkmadıkça ya da bedenimizden “yorgunum ve taşıyamıyorum” sinyali gelmedikçe ötelediğimiz bir silsile…

OLUMSUZ GERİ BİLDİRİMLERİ DEĞİL, HAYALLERİNİZİ VE BİLİMİN SESİNİ DİNLEYİN

Hayaliniz için yeniden denemeye ve kendinize bir şan vermeye karar verdiniz diyelim… Bunun için ürkek adımlar atarsınız: “Aman canım çoluğun çocuğun var, olacak o kadar kilo. Zayıf olan annelerin kesin bakıcıları, yardımcıları vardır” cümlesini işitebilirsiniz ki birinci ağızdan bu kanının bir yalan olduğunu size söyleyebilirim

ya da

“Oooof zayıfla zayıfla nereye kadar, hem sen kilo verince çöküyorsun” cümlesi yüzünüze çarpılır ama aslında doğru bir beslenme sistemi size bütünlüklü olarak kilo kaybettireceğinden hiçbir zaman çökmez ya da sarkmazsınız…

Tabii bununla bitmez, geçmişte başarısız olmuşsanız eğer bu yüzünüze çarpılacaktır: “Sen daha önce de yapamadın, dayanamıyorsun kabul et!” diyenler mutlaka çıkar… Oysa yine doğru bir beslenme ve spor haritası ile hedefinize eğlenerek, öğrenerek ve bilinçlenerek yürüyebilirsiniz.

Ama şu bir gerçek: hayalleriniz ne olursa olsun, ister oturup kitap yazmayı hayal edin isterseniz de kilo vermeyi; üç şey sizin düşmanınızdır:
ÜŞENMEK, ERTELEMEK  ve VAZGEÇMEK
Bu sebeple yazdım size, bugün takımımdaki arkadaşlarımla kilolardan önce bu üç düşmanla savaşıyoruz.

ÜŞENMİYORUZ: Bizim için hareketsiz bir gün yok, listemizde yazanları hazırlamamak için ya da onların yerine doğru alternatifler koymamak için bahanemiz yok. Deyim yerindeyse “buraya oturmaya mı geldik?” Hayır :) O halde kalkıyor ve hazırlıklarımızı yapıyoruz.
ERTELEMİYORUZ: Eğer şikayetçi olduğumuz şey bizi kendine doğru çekiyorsa ve hızla sürüklendiğimiz o yerde mutsuzluk, memnuniyetsizlik ve sağlıksızlık varsa direksiyonu tam ters yöne kırmak için beklemeye gerek var mı?  Hayır :)  O yüzden, yukarıda yazdığı gibi; pazartesi değil… hemen! şimdi!
VAZGEÇMİYORUZ: Hiç bir dürüst ve bilimsel yöntemde “şok” / “mucize” / “sihirli” vaatler yoktur. Hayatınızı ve sağlığınızı tehlikeye atan hiçbir şey, sırf sonuca ulaşmak için önerilmez. Kendi bedeninizin gerçeklerini anlamak, buna göre davranmak esastır. Bu yüzden elde ettiğiniz başarılar geçici, uçucu değil aksine kalıcı ve gerçektir. Bazen, dolu dizgin hedefinize doğru gider bazen de metabolizmanızın kırmızı ışığına yakalanırsınız. O kırmızı ışıkta arabayı terk etmiyorsunuz… O zaman ilerlemek ve gitmek istediğiniz yere varmak için hiçbir şansınız olmaz. Arabanızı ters yöne kırmıyorsunuz yani eski alışkanlıklarınıza kapılmıyorsunuz, bu sizi başladığınız yere geri götürür… Kırmızı ışık sönene kadar doğru şeyi yapmaya ve baskülden size cevabın gelmesini beklemeye devam ediyorsunuz. Bazen de 20 kilo vermeyi hedefler ama 5 kilo kaybettikten sonra rehavete kapılırsınız… Gerçek hedefinizin 5 değil 20 kilo olduğunu düşünmekten ve gerçek hedefinize yürümekten vazgeçmiyorsunuz… Rehavetin sizi ele geçirmesine müsaade etmiyorsunuz. Vazgeçmemek bu işin en önemli parçası.

Peki ne yapmalısınız?
1) Kendinize iyilik yapmaya bir yerden başlamalısınız ve bunun gerçek bir iyilik olabilmesi için en doğru yerden, en doğru kişi ya da kişilerle başlamalısınız.

2) Bilimsellikten asla vazgeçmemeli ve kendinize karşı dürüst olmalısınız. Doğumdan kalan kilolarınız varsa ve eskisine geri dönemeyeceğinizden korkuyorsanız adını koyun. Metabolizmanız inatçıysa ve size gün geçtikçe gram gram kilo aldırıyorsa adını koyun…

3) Kilo kaybetmek kadar alışkanlıklarınızı değiştirmeyi ve düzeltmeyi önemsemelisiniz. “Ben biliyorum” ya da “ben oldum” tavrı yerine “mutlaka öğrenebileceğim yeni şeyler olmalı” tavrı size yardımcı olacaktır.

4) Bu defa başa sarmamak konusunda kesin kararlı olmalısınız. iki gün iki hafta iki ay değil, hedefiniz neyse o ana kadar sürdürmelisiniz bu yolculuğu. Mesele çünkü kilo vermek değil, kendinize verdiğiniz sözü tastamam tutmak bir yerden sonra…

5) Kendinize ve bedeninize zaman tanımalısınız. Yavaş yavaş kilo veriyorum diyebilirsiniz. Burada odaklanmanız gereken sözcükler “yavaş yavaş” değil, “kilo veriyorum” olmalı… Ola ki, siz bu yola çıkmamış olsaydınız, direksiyonun yönünü kilo alımından kilo kaybına doğru kırmamış olsaydınız gün geçtikçe (ister yavaş ister hızlı) kilo alıyor olacaktınız. Siz vazgeçmediğiniz ve doğru şeyleri yapmayı sürdürdüğünüzde bedeninizden daha olumlu yanıtlar gelecektir.

6) Çok zayıf, incecik, dal gibi olmayı övenler olabilir… Bu size çok uygun da olabilir hatta ama bazen vücut yapınız daha yuvarlaktır. Ne kadar kilo verirseniz verin o yuvarlak hatlarınızı kaybetmezsiniz. Bu durumda kendi bedeninizi tanıyarak hedefler koyun…
7) Birlikte çalıştığım bir çok danışanıma, daha doğrusu takım arkadaşıma şunu söylüyorum: “Bugün siz kendinize iyilik yapan, bedenini yücelten ve arıtan insanlarsınız… Siz bu sebeple de çok güzelsiniz”

Evet sevgili okurlar, bedeninize iyilik yapın, onu sağlıklı kılın… Aynaya bir dahaki bakışınızda karşılaştığınız insan “hayallerini gerçekleştirmek için adım atan” bir insan olsun…

Kilo verirken güzelleşmeyi de unutmayın: Bazen seyahatlerle, bazen kitaplarla derinleşin, insanları seyredin ve onları anlamak için çaba sarfedin, dahası vicdanınızı sevgi ve merhametle mutlaka şişmanlatın :) size söz her yerde ama istisnasız her yerde aynı cümleyi göreceksiniz: SİZ ÇOK GÜZELSİNİZ.

az öfkelenin
çok sevin
yeteri kadar yiyin
huzurla uyuyun
fazlaca okuyun
olabildiğince gezin
O ZAMAN HER ŞEY
SİZE SESLENECEK:
ÇOK GÜZELSİN!

Görüşmek dileğiyle,

Elif Ezgi Uzmansel

BU YAZ ÇOK GÜZEL OLACAK

Tuğbanın insülin direnci ve hipotiroidi zorluklarına rağmen sağlıkla verdiği yaklaşık 12 kilo...

Tuğbanın insülin direnci ve hipotiroidi zorluklarına rağmen sağlıkla verdiği yaklaşık 12 kilo…

Canım ekibimle bu yaza çiçek gibi merhaba diyoruz. Bu hafta çok güzel haberler vardı… Baskül, kışın miskinliğini üzerinden atıyordu adeta…  Neredeyse bütün arkadaşlarımdan müjde geldi… Yeni başlayan arkadaşlarım da ilk haftaya bomba gibi bir giriş yaptılar…

Öncelikle geçen hafta mezunlarımız oldu; hedeflerine ulaşan Nadire, Duygu ve Selin T. ile vedalaştık. Sadece formda ve hedeflerine ulaşmış kadınlar değil onlar, bu süreci omuz omuza yürüttüğüm ve ömür boyu “iyi ki tanımışım” diyeceğim güzel yüreklerdi. Onlara üç kere SAĞOL SAĞOL SAĞOL demekten gurur duyuyorum :)

Gelelim serüvenimizin devamına… Tuğba ile kilolarımızdan kurtulmak için kıran kırana bir mücadele vermiştik. İlk 4 kilodan sonra baskül müthiş bir sessizliğe gömülmüştü. Ama onun azmi ile benim çare arayışım birleşince; Taylan Kümeli’nin listelerinden aldığımız güçle bugün toplam 12 kilo ile vedalaşmış bulunuyoruz.

Tuğba nasıl başardı? Onun metabolizması kilo almaya programlıyken bunu nasıl ters çevirdi? 1- Taylan Kümeli'nin doğru beslenme listeleri 2- Asla vazgeçmemek  3- Metabolik zorluklar varsa onlardan şikayet etmeyip, yaşam kalitesini arttırmaya yönelmek ve onlarla yaşamayı öğrenmek.   ve asla vazgeçmemek (biliyorum söylemiştim) :)

(işte Tuğba’nın bugünü- 20 Mart 2014) Tuğba nasıl başardı?  Metabolizması kilo almaya programlıyken bunu nasıl ters çevirdi?
1- Taylan Kümeli’nin doğru beslenme listelerini harfiyen uyguladı,
2- Asla vazgeçmedi ve pes etmedi…  3- kendisi için hazırlanan programa harfiyen uydu.
4- Metabolik zorluklar varsa onlardan şikayet etmeyip, yaşam kalitesini arttırmaya ve kendi vücudunu tanıyıp buna göre davranmaya yöneldi.
ve asla vazgeçmedi (biliyorum söylemiştim) :)

Rabia ile başladığımız yolculukta 20 kiloyu geride bıraktık. Onu bu sonuca taşıyan ise aşırı yoğun yaşantısına adapte edebildiği düzeni ve disiplini oldu. Mensturasyon dönemleri haricinde her hafta tartı sonucu geldi. Kayıpsız hiçbir haftamız olmadı. Mutlaka metabolizmasının da bize yardımı oldu… Şimdi birlikte son 15 dönemecine girmiş bulunuyoruz.

Rabia'nın hafta hafta kilo tutanağı... :)

Rabia’nın hafta hafta kilo tutanağı… :)

Özlemle üçüncü ayımızı 15 kilo kaybı ile noktalıyoruz.  Bizi bekleyen bir yirmi kilomuz daha var…
Bu arada dirençli bünyelerden de yavaş yavaş cevap geliyor. Aslı geride bıraktığımız hafta 2 kiloyu daha tarihe gömdü. Böylelikle yaklaşık 10 kiloyla vedalaşmış bulunuyor.  Fatma ise bu hafta bir kilo daha kaybederek verdiği toplam kiloyu 7’ye çıkartmayı başardı.  Yine Banu ile başlarken insülin direnci ile burun buruna olduğumuzu biliyorduk ve maceramıza bu bilinçle çıktık. Evet biz kilolardan daha inatçıyız ve 3 kiloyu kaybettik.  Ahu 78.4 ile başladığı yolculuğunda 75.6 durağına geldi.
Gelelim bize yeni katılan takım arkadaşlarımıza… Haftanın bombası Alp beydi. İlk hafta tam 5 kilo ile vedalaştı. Ödem atma haftalarında bu rakam elbette daha büyük oluyor. Darısı yağ yakma sürecindeki başarıya… Onu takiben Gülen ilk haftasını 3 kilo 100 gramlık bir kayıpla noktaladı.  Güliz bu haftayı 2 kilo 300 gram ile bitiren başka bir arkadaşımız. Güzel haberler bitmedi…  Sedef de ilk haftasında 74 kilodan 71.7 kiloya indi. Betül, 76 ile başladığı yolculuğuna 73.9 ile devam ediyor ki, en başta bana zor bir metabolizması olduğunu ve sıkça dirençle karşılaştığını aktarmıştı. Seher ise bu hafta 2.200 gramla yine başarılı bir başlangıç yapan arkadaşım.

Bahsetmeden geçemeyeceğim,  Mart 1 itibariyle aramıza katılan Duygu’nın hedefi 63 kilodan 57.5e düşmekti. Çok sportif bir arkadaşım olduğunu belirtmem lazım. Eğer verecek fazla kilonuz yoksa ilerlemek çok zor ve yavaş olur derler. Ben katılmıyorum çünkü Duygu bu haftanın başında 61 kiloyu gördü bile.

Şimdi sabırsızlıkla haber beklediğim arkadaşlarım var; Lale, Çiğdem, Esra ve özellikle de Burcu…

Bu gerçekten heyecanlı ve güzel bir süreç… Çünkü hep söylediğim gibi, insanların kendi bedenlerine iyi davranmaya karar verdikleri ana şahit oluyorsunuz. Bu süreçte bedeni için yaptığı güzel şeylerin cevabını almak, bu cevabın bir parçası olmak muhteşem bir şey…
Yalnızca baskülde eksilen kiloların değil aynı zamanda gün be gün değişen alışkanlıkların ve edinilen bilincin de bir parçasısınız.

Doğru olanı öğrenmek ve uygulamak, sonunda sağlıklı kilonuza kavuşmanızla mükafatlandırılıyor. Bu ödülü siz kendinize veriyorsunuz…
Sanırım işimi heyecanla ve mutlulukla yapabilmemi sağlayan da bu… Her gün bu değişime, iyiye gidişe ve öğrenmeye şahit olmak…

Eski Alışkanlıklara Veda Ederken…

zayıflamak ve ötesi...

zayıflamak ve ötesi… Bugün bu fotoğrafla bana incelmenin müjdesini veren Esra’ya selam olsun :)

 

Sizlere zaman zaman, yol arkadaşlarımla sürdürmekte olduğumuz sağlıklı beslenme serüvenimizden bahsediyordum. Taylan Kümeli listeleri ile birlikte çizdiğimiz yol haritasında bakalım son vaziyet neymiş?

Ancak size bunu anlatmaya başlamadan önce, bu yola çıkarken aldığım notlara geri dönüş yaptığımı hatırlatmak isterim.

Çünkü sağlıklı beslenme yolculuğu ile kilo vermek ve form tutmak, kısa vadede etki gösteren “şok” tariflerin aksine kalıcı sonuçları vaat eder. Bu sebeple süreci anlamaya yemin etmiş bir öğrenci olmanız ön koşuldur :) Söz konusu yalnızca zayıflamak değil, sizi zayıflatan iyi alışkanlıkları hayatınıza süresiz olarak dahil etmektir. Anlayacağınız, katılımcılık, vazgeçmemek, sormak, anlamaya çalışmak ve iletişimde kalmak bu işin sırrı diyebiliriz… Yorulduğunuzda bu yolculuğa neden başladığınızı anımsamak çok önemlidir.

Ben de bu sebeple başlarken aldığım notlara yeniden göz attım. Bütün notlar ve kat edilen yollardan bana mutluluk payı olarak şunlar düştü:

İlk mesaj: Defalarca denedim ama başa sarmaktan çok yoruldum.
Sonraki mesaj: Bu defa başarıyorum. Vazgeçmeden devam ediyorum.

***

İlk mesaj: Kendimi diyetler esnasında sosyal olarak da sınırlanmış hissediyorum.

Sonraki mesaj: Bir toplantım var, neleri tercih edebiliriz?

***

İlk mesaj: Ben sabah başlayıp öğlen bozuyorum, artık kendime güvenim kalmadı.

Sonraki mesaj: Seyahatte bile bozmadan sağlıklı beslenmeyi sürdürebiliyorum.

***

İlk mesaj: Aç kalmaktan çok korkuyorum.

Sonraki mesaj: Programımız bittiğinde de bu tarifleri yapacağım; çok zevkli ve lezzetli şeyler var.

***

İlk mesaj: Su içmeyi unutuyorum

Sonraki mesaj: Su içmeden yapamaz oldum.

***

İlk mesaj: Ben gece yemeden duramam…

Sonraki mesaj: Aylardır gece açlığı çekmiyorum.

***

İlk mesaj: Bir defa bozulunca vazgeçiyorum.

Sonraki mesaj: Tökezlesem de birlikte devam ettiğimiz için başardık.

***

İlk mesaj: Çok tembelim spor yapamam…

Sonraki mesaj: Spor yapmadan uyuyunca dinç uyanamıyorum.

***

İlk mesaj: Koladan nasıl vazgeçeceğim

Sonraki mesaj: Ben bu kolayı nasıl içmişim!

***

İlk mesaj: Bu tarifler çok tuhaf değil mi?

Sonraki mesaj: Sabah iksirimi seviyorum, herkes bu ne diye soruyor…

***

Cuma günü bütün danışanlarımdan gelen mesajların ve maillerin dökümlerini; ilk başlama noktamızdaki sıkışmaları; sonra onları vazgeçmeden çözmek için gösterdiğimiz çabayı, başardığımızda paylaştığımız mutluluğu yeniden görme şansım oldu.Ortada üstün körü olmayan, daima ince ve ayrıntılı çalışılan süreçler var. Önümüze takılan engeli aşmadan önce onu iyice tanımaya çalışmış olduğumuzu gördüm. Çünkü yeniden karşımıza çıktığında nasıl davranmamız gerektiğini bilmek istiyorduk.

Bütün bunları basitce “zayıflama” olarak açıklamak çok haksızlık olur… Gerçekten kilo kaybı konusunda şahaneyiz… İnceliyoruz, sıkılaşıyoruz… Şimdiden kıyafetleri daraltmalar, eski kıyafetleri kaldırmalar başladı bile… Sevgili kadın danışanlarımın içlerindeki kuğunun uyanışına şahit olmak muhteşem bir şey… Erkek danışanlarım ise kendi sözleri ile “jilet gibi” oldular. :) Bahara hafif bir merhaba diyoruz… Ama bütün bu görüşünüşsel değişimin ötesinde herkesin beslenme tarihçesine bir çağı kapatıp bir çağı açtığına, açabildiğine tanık olmak paha biçilemez…

Rabia ile Kasım 18de başlayan yolculuğumuz 20 kilonun kaybıyla bugüne ulaştı. Selinle 10 kiloya veda ettik. Tuğba da çok zorlu bir direncin ardından bugün 10 kiloyla vedalaştı. Duygu 10 kilo verirken 36 bedene girebilmenin mutluluğunu yaşıyor. 36 bedenle kavuşan bir başka danışanım da Nadire. Yasemin ilk haftasında 3.2 kilo vererek bomba gibi bir başlangıç yaptı. Cella ile 1 ayda 5 kiloyu uğurladık ve bunu bizi zorlayacağını vaat eden metabolizmasına rağmen yaptık. Sütler arttı, kilolar azaldı… Aslı’nın metabolizması da inatçı mı inatçıydı ama biz 1,5 ayda 6 kiloyu devirdik. Esra… Benim canım genç arkadaşım… 9 kilo kaybederek PCOS’un metabolizmanın frenine basan huysuzluğuna kafa tuttu. Bu arada 42 bedenden 38 bedene düştüğü müjdesini de verelim… Figen ise hem can arkadaşım oldu, hem de 7 kiloyla vedalaşarak koruma sürecine merhaba dedi…

Ama bu rakamların ötesinde hepimiz, ismini saydığım ya da sayamadığım herkes kazandığı yeni alışkanlıkları ile asıl ödülünü alıyor.

Takım arkadaşlarımın hepsine, kendilerine inandıkları ve vazgeçmedikleri için teşekkür ederim.

Sağlıklı Yaşam ve Diyet Koçu
Elif Ezgi Uzmansel
ezgikoroglu@gmail.com

Bizim Buralar…

Ekibimin şahaneleri... Daha ne olsun :)

Ekibimin şahaneleri… Daha ne olsun :)

Bir süredir bizim ekipte ne var ne yok anlatma şansım olmadı… Bu haftaya da çok güzel haberlerle başlayınca herkesi motive edecek haberlerimizi verelim istedim.

Önce kiminle başlasam bilemedim; sanırım 40 bedenden 36 bedene düşen Duygu için “süper haber” diyebiliriz; ya da “Ezgi abla ben diyete başladığımda öğlen olmadan bozuyorum” demesinin üzerinde firesiz geçen 2 ayın sonunda Esra’nın 66.9 kilodan 58.7’ya düşüşünü alkışlayabiliriz. Belki de 4 ayda 18 kilo kaybederek 73 kiloya düşen Rabia için alkışların büyüğünü saklarız… Ama “7”li sayıların direncini kırıp 69 ile “6”lara göz kırpan Selin’i göz ardı edemeyiz…

Dedim ya bilemiyorum hangisi ile başlamak daha münasip…

İlk haftasında 1.300 gr kaybeden Müge’yi de tebrik etmek istiyorum. Kilo verirken; sütünü arttıran Cella’ya da hayran olduğumu söylemeden geçemeyeceğim…
Disiplinleri ile; Sevil hanım (kendisi tam bir leydi) grubumuzun en tecrübeli ve yaş almış üyesi… Bu arada haftada 3 defa tempolu yürüdüğünü; bir kez olsun listesinin dışına çıkmadığını ve düzenli olarak kullandığı ilaçları olmasına rağmen bu hafta da yağdan -400 gr kaybettiğini belirtmeliyim.
Bu ay korumaya geçen arkadaşlarımdan Selin; kendi menülerini oluşturmaya başladı… Birlikte günlük nasıl beslenebileceğini yönetiyoruz. Ben su içmekten, spor yapmaktan ve sizin tariflerden kopamam diyor… Şİmdi bunları hayatının içine düzenli bir şekilde yaymaya bakıyoruz.
Figen ise korumadan önceki son durakta… Kendisi ile kas yapmayı hedefledik. Beslenme ve Diyet Uzmanı Taylan Kümeli’de Figen’e en uygun olan ve kas kütlesi oluşturmasına yardım edecek olan listeyi seçti. Sonuçtan çok  memnunuz…
Lale zor bir seyahati atlatmıştı… Zorluğu enfes doğu mutfağı ve anne yemekleriydi… Az bir artışla geri dönmüştü. Kendisi ile 84.5 ile başlayıp 80 kiloya kadar, 3 haftada inmiştik. Ancak seyahat bizim için zorlu geçebilirdi. Nitekim döndüğünde 600 gr kadar almıştı. Ancak hiç zaman kaybetmeden beslenme düzenimize geri dönerek kaldığımız yere geri dönmekle kalmadık; baskülde 78.8’i görerek “7”lere göz kırptık. Her sabah yürüme alışkanlığı edinmesi ise beni en çok mutlu eden ayrıntı….
Anlayacağınız üzere biz dolu dizgin ve sağlıkla bu yolculuğa devam ediyoruz…
Ben onların sağlıklı yaşam ve diyet koçu olmaktan öte takım arkadaşları, yoldaşları olabildiğim için çok mutluyum…
Siz de eğer dilerseniz takımıza katılabilirsiniz;
Birlikte çalışmak için ayrıntıları mail yoluyla öğrenebilirsiniz.
ezgikoroglu@gmail.com
Sevgiler.

Disiplin: 1 – Nefis: 0

vazgeçmeyen kazanır...

vazgeçmeyen kazanır…

Bugün maillerimi kontrol etmek için açtığımda Nisagül’ün maili beni bekliyordu…
Kendi hikayesi, kendi serüveni ve kendi disiplini ile buradan hepimize örnek olabilecek bir hikaye…
O sağlıklı beslenme yolculuğuna çıkmış… Yol kat etmiş ve hedefe doğru, inançla, sabırla ve keyifle pupa yelken gidiyor…

Bunun bir parçası olmak paha biçilemez…

İşte mailinden onun müsaadesi ile bir parça paylaşıyorum:

<<Ezgi hanım nasılsınız?
Ben size nasıl teşekkür etsem ne kadar dua etsem inanın az. Her hafta başarı hikayelerinden dolayı bizimle paylaştığınız arkadaşlarırımızın isimleri okurken beni de paylaşın istiyorum. Bu benim değil çünkü sizin zaferinizdir. Yıllardır bir türlü kurtulamadığım ve ben böyle mutluyum diye kendimi kandırdığım kilolarımla her hafta tartıda vedalaşırken sizin kulaklarınızı defalarca defalarca çınlatıyorum inanın.Ve diyet listelerimizi harfiyen yerine getirmeye çalışıyorum . Hiç öğün atlamadan birebir malzemelerle… Bir yere gideceğimde bile akşamdan listemi hazırlayıp yanımda poşet poşet yiyecek taşıyorum. Gören herkes şaşırıyor hem zayıflığıma hemde azmime ama bu hepsi sayenizdeeeeee ALLAH RAZI OLSUN.

 

27 kasımda 103,5 kg ile başlayan serüvenim bugün itibariyle 85,9 kg :)))))))))) >>

Ne dersiniz Nisagül’ün azmi ve disiplini koca bir alkışı hak etmiyor mu? Bence ediyor; tahtalara vuruyorum, Maşallah diyorum ve onun “başardım” diyeceği günü sabırsızlıkla bekliyorum.

Probiyotik Yoğurt Mayalamaca :))

Teşekkür Ederiz :)

Teşekkür Ederiz :)

Selin Ç. bana probiyotik yoğurt mayalama sürecini aynen şöyle aktardı:
“Sütü mikrodalgada ısıttım, parmağını değdirdiğinde yakmayacak ama sıcak gelecek eline, (dikkat ılık değil)
Sonra kasedeki yarım paket probiyotik yoğurdu ılıyan sütle ılıştırdım, sanki yoğurt çorbasının terbiyesini ılıştırır gibi kaşık kaşık süt ekleyip ayni anda diğer elimle sürekli karıştırdım.
Sonra probiyotik yoğurdum da sütle ılınınca hepsini sütün içine yavaş yavaş döküp karıştırdım…
6 saat kadar sardım havlu ve battaniyeyle
3 püf noktasi:
1. Sütün sıcaklığı, çok ılık olursa sulu, çok sıcak olursa maya kesilir
2. Sürekli karıştır mayayı ılıtırken, tek bir bölge ekstra ısınmasın, tamamı homojen ılınsın…
3. Toprak kapta daha kati oluyor toprak kap nefes aldığı için…
<<Daha önce de denemiştim, benimki de sulu olunca araştırıp ısısını vs bulmuştum>>
Gece mayaladım sabah dolaba kaldırdım”

Daha önce siz de benim gibi deneyip başarısız olanlardansanız, anlaşılan bu işin sırrı ısıyı doğru ayarlamakta… Probiyotik yoğurt mayası olarak elinizde hali hazırda mayanız yoksa, markette satılan yovita ya da aktivia gibi markaların sade probiyotik yoğurtlarından faydalanabilirsiniz.

Portakal Kabuğundan Nağmeler…

bak şunun marifetlerine...

bak şunun marifetlerine…

İnternette dolaşırken; portakal kabuğunun faydalarını görünce haykırdım: “Biliyordummmm!!!! Sen bu kadar iyi bir şeysin, biliyordum!!!”
Biz portakal kabuğu şekerlemeleri ya da reçelleri ile sınırlandırılmış olarak duruma bakarken; meğer bu kabuklar kilo verme sürecinde de nefis birer aromatik yani çeşnilendirici olabileceği gibi;

– Kolesterol karşıtı;

– kanser riskini azaltıcı

-Metabolizma hızlandırıcı,

-Sindirime yardımcı

– Aroması sayesinde tokluk hissine yardımcı,

ve laksatif yani bağırsak çalıştırıcı olabiliyorlarmış. (***better health juice) Dişleri beyazlatması, cilde iyi gelmesi gibi kozmetik etkilerinin yanısıra böyle kullanılabileceğini öğrenmek gerçekten yararlıydı… Ben de denedim…

önce iyice yıkadıktan sonra soyduğum kabukları fırında 100 derece kuruttum… Tamamen kuruduktan 24 saat sonra baharat öğütücüsünde ise yukarıdaki hale getirdim.
Smoothilerime, yulaf lapalarıma, bitki çaylarıma, salatalarıma eklemeyi düşünüyorum… Tokluk hissine yaptığı yardımlar bile beni yeterince ikna ediyor :) Denemekte yarar var :)

Kekfig…

kekfig çok doyurucu ve gerçekten çok hafif...

kekfig çok doyurucu ve gerçekten çok hafif…

Sevgili Okurlarım;

Bir süredir birlikte sağlıklı beslenme serüveninde olduğum bir takım arkadaşım bana “şöyle bir kek tarifi yok mu?” diye sordu.
ben de onun için; ideal porsiyonlarda unsuz ve şekersiz bir tarif denedim…
Sonuç mu? LEZZETİN İNANILMAZ HAFİFLİĞİ!!! tabii ki bu keke onun ismini vermek kaçınılmaz oldu: Figen için yapılan bu kekimizin adı kekfig :) Afiyet olsun…

İşte tarif:
(Bu arada tarifte bulunan protein tozunu temin edemezseniz; onun yerine 1,5 yemek kaşığı tam tahıllı un ekleyebileceğiniz gibi hiiiç karbonhidratları bu işe bulaştırmayalım derseniz hindistan cevizi, fındık ve yulaf kepeğini 1 çorba kaşığı yerine 1,5 çorba kaşığı olarak kullanabilirsiniz)

1 yumurta
1 olcek protein tozu (gnc)
1 corba kasigi yulaf kepegi
1 corba kasigi hindistan cevizi
1 corba kasigi findik tozu
2 kasik splenda (toz)
1 tatli kasigi tarcin
1 portakal kabugu rendesi
1/2 cay bardagi soya sutu
1+1/2 kasik sivi yag
Kabartma tozu
1 avuc kizilcik kurusu

Toz karışımların ölçüsü 1 çay bardağına denk düşmeli.  Burada hindistan cevizi, fındık tozu, yulaf kepeği ve protein tozu var... :)

Toz karışımların ölçüsü 1 çay bardağına denk düşmeli.
Burada hindistan cevizi, fındık tozu, yulaf kepeği ve protein tozu var… :)

Peceteye birazcik yag aliyoruz ve kahve fincanlarini 1 tatli kasigini gecmeyen yag ile yagliyoruz. Birlikte cirptigimiz malzemeleri fincanlarin yarisina dokuyor ve tencereye yerlestiriyoruz (yayvan/ pilav tenceresi) fincanlarin yarisina gelecwk sekilde su doldurup kapagini kapatiyoruz. Artik kapagi uzunca bir sure acmayacagiz. Su kaynayana kadar yuksek, kaynadiktan sonra kisik ateste pisiiyoruz, sonra altini kisip 15 dk daha bekliyoruz. Ve sonra fincanlardan keklerimizi cikartiyoruz.

İşte keklerimizin pişme anı; yayvan ve cam kapaklı bir tencere kullanmanız işinizi kolaylaştıracağı gibi keklerinizi daha kolay takip etmenize yardım edecektir :)

İşte keklerimizin pişme anı; yayvan ve cam kapaklı bir tencere kullanmanız işinizi kolaylaştıracağı gibi keklerinizi daha kolay takip etmenize yardım edecektir :)

Lutfen bu tarifi denediginizde #elifezgiuzmansel hashtagini kullanmayi ya da referans bildirmeyi unutmayin.

Afiyet olsun. Bol lifli proteinden zengin glisemik indeksi dusurulmus kekiniz hazir. Aksam uzeri son ara ogununuzde yiyebilirsiniz. :) sevgiler

ta daaa kek fig hazır :)

ta daaa kek fig hazır :)

Bir Isırık Gökkuşağı…

Diyet dediğimizde, kafamızın içinde ölgün ve kötü kokulu yeşillerden oluşan bir resim var. Şimdi o resmi çöpe göndermenizi rica ediyorum… Gerçek bir sağlıklı beslenme tablosu rengarenktir ve yeterince renkli bir beslenme tablosu daima çeşitliliği, eğlenceyi, sağlığı ve lezzeti vaat eder…

Kendinizi yalnızca dış hatları belli bir siluet olarak düşünmenizi rica ediyorum… Bu siluetin içini dolduracak olan aldığınız besinler olsun… Siz hangisi olmak isterdiniz? İçinizi kızartma yağları, unlu soslar, ağır kremalarla doldurmak istemeyeceğinizi var sayıyorum…

Siz içinizi neyle dolduracaksınız? :)

Siz içinizi neyle dolduracaksınız? :)

Sırf bu sebeple bile gökkuşağından bir ısırık almak; haftalık menülerinizde doğanın renklerine yer vermek için yeterli ilhamı bulabilirsiniz…

İşte ben de geçen hafta böyle bir çalışma hazırladım. Her gün için bir renk…

Pazartesi: #BugüngünlerdenYEŞİL

Bu müthiş arındırıcılar hakkında neler biliyoruz? Örneğin, koyu yeşil yaprakların içerdiği klorofillerin tam anlamıyla birer antioksidan (yani zehirkarşıtı) olduğunu duymuşuzdur. Bu temizleyici şöhretlerini veren yeşil renkleri aslında sadece su ve lif içermelerinden kaynaklanmıyor. Bir çok yeşil sebze/meyve A, C, E, K ve B6 açısından zengindir… Toprakta yetişenler, ağaçta yetişenlere oranla mineral açısından daha güçlü içeriklere sahiptir: manganez, kalsiyum, selenyum, ribofilovin, demir ve çinko gibi… Ispanak ve türevlerinin omega 3 kaynağı olduğu belirtilmektedir. Kötü huylu kolesterole, tembel bağırsaklara, ödeme, zayıf bağışıklığa açtığımız savaşta tabağımızın başköşesinde yine yeşiller olacak…

Yeşil sebze meyve suyu ile haftaya tertemiz başlamak...

Yeşil sebze meyve suyu ile haftaya tertemiz başlamak…

yeşillerle arınmaya devam etmek...

yeşillerle arınmaya devam etmek…

ara öğünü yeşil tutmak... :)

ara öğünü yeşil tutmak… :)

nar ekşili körpe ıspanak salatası ile yeşil final...

nar ekşili körpe ıspanak salatası ile yeşil final…

Salı: #BugüngünlerdenKIRMIZI

Kırmızıların içerdiği yüksek likopen yine onları eşsiz antioksidanlar haline getiriyor. C vitamininden oldukça zengin olan bu besinler kalp hastalıkları riski ile mücadelenin en önemli kahramanı olabiliyorlar. Kötü huylu kolesterolle savaşırken, artritli dokuları tedavi ederken, kan basıncını düşürmek ve kalp hastalıkları riskini azaltmak istediğimizde kırmızıları devreye sokuyoruz… Kilo vermek istediğimizde çilekgiller bizim en yakın dostumuz haline geliyor çünkü neredeyse hiç yağ içermeyen bir yapıları var. Bu sayede kilo vermemizi sağlayan hormonlara “evet yapabilirsiniz biz buradayız” mesajını yolluyorlar…

Kırmızı ete gelince… Kırmızı et, eşsiz bir B12 kaynağıdır. Haftada ortalama 2 öğünde (öğün başına 1 el ayası olacak şekilde) tüketilmesi önerilmektedir.

tazelenmeye kırmızılarla başlıyoruz... Bugün lezzetlerle kilo verme günü... Kırmızı meyveler baş rolde.

tazelenmeye kırmızılarla başlıyoruz… Bugün lezzetlerle kilo verme günü… Kırmızı meyveler baş rolde.

ara öğüne ekşilerle devam... :) Tatlı arzusuna karşılık ekşi atağı...

ara öğüne ekşilerle devam… :) Tatlı arzusuna karşılık ekşi atağı…

öğle yemeğini allayalım bakalım :)

öğle yemeğini allayalım bakalım :)

IMG_8403

Domatesli ve tarhunlu kinoa enfes… Protein ve antioksidan açısından mühtiş zengin; glisemik indeksi oldukça düşük bu demek oluyor ki uzun süre tokuz!

kuşburnu çayındaki detoksu koklayabiliyor musunuz?

kuşburnu çayındaki detoksu koklayabiliyor musunuz?

akşama kırmızı yakışır... B12 vit. gelsin bakalım...

akşama kırmızı yakışır… B12 vit. gelsin bakalım…

Izgara nerede yeşil salata orada... :) tabii kırmızılar göz kırpıyor...

Izgara nerede yeşil salata orada… :) tabii kırmızılar göz kırpıyor…

Finalde bütün pamuk prenseslere kötü huylu kolesterol düşmanı kıpkırmızı bir elma :))

Finalde bütün pamuk prenseslere kötü huylu kolesterol düşmanı kıpkırmızı bir elma :))

Çarşamba: #BugüngünlerdenBEYAZ

Daima beyazları yerin yedi kat dibine sokan beslenme söylemleri ne kadar klişeleşti değil mi? Sahiden bütün beyazlar bu kadar zararlı mı? Aksine! Alisin içeren beyaz sebze ve meyveler tam bir bağışıklık sistemi güreşçisi… Soya filizi, turp içerdikleri sık lifler ve su bazlı yapılarıyla müthiş birer sindirim temizleyicisi… Bu sayede tembel bağırsakların korkulu rüyası olabiliyorlar… Ayrıca süt grubu gıdalara beyaz rengini veren de içerdikleri kalsiyum. Bugün bilinen bir süt/ süt mayası alerjiniz yoksa içeceğiniz bir bardak kefir sizi bağışıklık sisteminden avlayacak bir çok hastalıklardan koruyacak ve sindirim floranızı yeniden yapılandıracaktır.

Çarşamba gelin gibi beyazlara büründü... Haşlanmış yumurtalar hayvansal protein kaynağımızdı; soya filizleri ise bitkisel protein ve lif bakımından çok zengindi...

Çarşamba gelin gibi beyazlara büründü… Haşlanmış yumurtalar hayvansal protein kaynağımızdı; soya filizleri ise bitkisel protein ve lif bakımından çok zengindi…

İlk ara öğünümüz süt ürünlerinin (bence) şahı olan kefirle gerçekleşti... Bağışıklık sistemini kuran, bağırsakları temizleyen, metabolizmayı hızlandıran, açlık kan şekerini düzenleyerek tokluk hissi veren, kalsiyum kaynağı kefir başımın tacıdır :)

İlk ara öğünümüz süt ürünlerinin (bence) şahı olan kefirle gerçekleşti… Bağışıklık sistemini kuran, bağırsakları temizleyen, metabolizmayı hızlandıran, açlık kan şekerini düzenleyerek tokluk hissi veren, kalsiyum kaynağı kefir başımın tacıdır :)

Lahana+soyafilizi+tavuk+sarımsak+kereviz ve limonlu çobam öğlen içimi ısıtmakla kalmadı benim için bir metabolizma hizlandırıcısına dönüştü...

Lahana+soyafilizi+tavuk+sarımsak+kereviz ve limonlu çobam öğlen içimi ısıtmakla kalmadı benim için bir metabolizma hizlandırıcısına dönüştü…

Kinoalı armutlu sütlaç... Bu kadar doyacağıma ve lezzetinden dört köşe olacağıma inanmazdım :)

Kinoalı armutlu sütlaç… Bu kadar doyacağıma ve lezzetinden dört köşe olacağıma inanmazdım :)

Kinoalı sütlaçımın gizli kahramaları

Kinoalı sütlaçımın gizli kahramaları

Akşama bu beyazlardan bazıları sofraya geliyor... :)

Akşama bu beyazlardan bazıları sofraya geliyor… :)

işte ılık rezene salatası; sarımsaklı limonlu ve nefis :)

işte ılık rezene salatası; sarımsaklı limonlu ve nefis :)

Biberiyeli levreğim.

Biberiyeli levreğim.

pepino... Sakin lezzet

pepino… Sakin lezzet

pepino... Sakin lezzet ile final

pepino… Sakin lezzet ile final

Perşembe: #BugüngünlerdenMOR

“Eğer her gün yalnızca bir tek renkte yiyebiliyor olsaydım bu rengin mor olmasını isterdim” diyor James Joseph (TUFTS university, USDA Human Nutrition Research Center on Aging)

Besinlere mor rengini veren antokyanin bu besinleri birer bağışıklık savaşçısı; kanser önleyici ve beyin hücreleri güçlendirici askerlere dönüştürüyor… Metabolik sendromdan, tip 2 diyabete ve yüksek kan basıncına/tansiyona kadar bir çok sorunu ve riski ortadan kaldırmak için beslenme ve diyet otoritelerinin menülerinde yer verdiği bir renk mor…

IMG_8566

Sabahın güzeli, yabanmersinli soyashake

IMG_8580her yerde mor bir ışık var… Yürüyoruz…

Mürdüm eriği, çia tohumlu light labne ile.

Mürdüm eriği, çia tohumlu light labne ile.

pancar ve ebe gümeci kavurması

pancar ve ebe gümeci kavurması

mor güzeller...

mor güzeller…

Öğleden sonra eflatun bir durakta... açai üzümlü form çay+ kuru erik...

Öğleden sonra eflatun bir durakta… açai üzümlü form çay+ kuru erik…

İtalyan marulu, mor soğan ve ton balığı ile akşam yemeği...

İtalyan marulu, mor soğan ve ton balığı ile akşam yemeği…

... gecenin üzümleri... + kefirle

… gecenin üzümleri… + kefirle

Cuma: #BugüngünlerdenTURUNCU

Turuncu, bazı psikolojik ekollerde mutluluğun rengi olarak adlandırılıyor… Yalan da değil; ışığı ve duruşu ile güneşi andıran bu rengin besinlerde de aynı etkiyi gösterdiğini söyleyebiliriz. Turuncu rengin mimarı olan karotenoid, A vitaminin kurucu bileşeni diyebiliriz. Bu sebeple karaciğerin en yakın dostlarından… Ayrıca saç ve göz sağlığına katkıları kuşkusuz… Kötü huylu kolesterole, damar sertliğine açılan savaşta bu turuncular imdadımıza yetişiyor diyebiliriz…

Tabağınızda güneş doğunca...

Tabağınızda güneş doğunca…

balkabağının hurma şurubuyla aşkı... Şekere ne hacet?

balkabağının hurma şurubuyla aşkı… Şekere ne hacet?

artık şeker yerine katkısız ve doğal hurma şurubu tatlı zamanı en yakın arkadaşım olacak gibi...

artık şeker yerine katkısız ve doğal hurma şurubu tatlı zamanı en yakın arkadaşım olacak gibi…

turuncu mutluluğun rengidir demiş miydim?

turuncu mutluluğun rengidir demiş miydim?

Ara öğünde dalton kayısılar var...

Ara öğünde dalton kayısılar var…

öğlene yoğurtlu balkabağı çorbası

öğlene yoğurtlu balkabağı çorbası

vitaminlerin patchman'i...

vitaminlerin patchman’i…

Somon şöleni salatası

Somon şöleni salatası

Cumartesi: #BugüngünlerdenSARI

Sarı renkli sebze meyveler gerçekten bir C Vitamini deposu olarak bilinir. Ama bu şöhretlerinin yanı sıra bilimsel kaynaklarda yaşlanma karşıtı beslenmenin önderleri olarak yer almaktadır. Demir emilimini arttırmanın en bilinen yolu c vitamininden zengin beslenmektir. Demir eksikliği ile mücadele eden bir ülke olarak sanırım c vitaminine dört elle sarılmamız için bir neden daha bulduk diyebiliriz.

Günün sağlıklı sabah iksiri...

Günün sağlıklı sabah iksiri…

Yulaf ananas ve labne... En sevdiğim kahvaltılardan...

Yulaf ananas ve labne… En sevdiğim kahvaltılardan…

ara öğünlerin en kolay ve en besleyici sarısı: fındık...

ara öğünlerin en kolay ve en besleyici sarısı: fındık…

mantarlı ve fesleğenli integral makarna ile öğlen öğünü

mantarlı ve fesleğenli integral makarna ile öğlen öğünü

mutfağın altınları ile baharatların dansı...

mutfağın altınları ile baharatların dansı…

en sağlıklı lezzetlendiriciler baharatlar...

en sağlıklı lezzetlendiriciler baharatlar…

hurma şuruplu tarçınlı şekersiz ayva tatlısı+ light labne ile...

hurma şuruplu tarçınlı şekersiz ayva tatlısı+ light labne ile…

akşam yemeğinde kara buğdaylı limonlu yer elması...

akşam yemeğinde kara buğdaylı limonlu yer elması…

ananaslı tarçınlı probiyotik yoğurt ile kapanış.

ananaslı tarçınlı probiyotik yoğurt ile kapanış.

Pazar: #BugüngünlerdenGÖKKUŞAĞI

Burada kısa kısa notlarla bahsettik fakat aslında rengarenk beslenmenin önemi “saymakla bitmez” diyeceğimiz türden… Tanrı’nın doğaya bu kadar rengi bahşetmiş olmasının bir nedeni olmalı değil mi? Vücudumuz bize verdiği sinyallerle bazı sorular sorup, bazı eksikliklerini dile getirir: “Saçlarım bu kadar kuru, benim betakarotene ihtiyacım olabilir mi?” Ya da “bağışıklığım güçsüz, kendimi halsiz hissediyorum şimdi ne yapacağım?” belki de “bağırsak tembelliğim, şişkinliğim var ve rahatsızım!”… Şu halde vücudumuzun sorduğu soruların yanıtları doğada gizli…

Sabaha rengarenk bir giriş... 4 renkli smoothie

Sabaha rengarenk bir giriş… 4 renkli smoothie

herkese 1 yudumluk meyve suları...  Nane-salatalık balkabağı altın çilek Ayva ananas Kara üzüm Çilek greyfurt

herkese 1 yudumluk meyve suları…
Nane-salatalık
balkabağı altın çilek
Ayva ananas
Kara üzüm
Çilek greyfurt

Gökkuşağı pizzası, kepekli lavaş tabanıyla...

Gökkuşağı pizzası, kepekli lavaş tabanıyla…

meşrubat yok, meyveli sular var...

meşrubat yok, meyveli sular var…

Ara öğünde ananas ve nane soslu meyve salatası

Ara öğünde ananas ve nane soslu meyve salatası

Akşam üzeri paylaşmalık sağlıklı atıştırmalıklar...

Akşam üzeri paylaşmalık sağlıklı atıştırmalıklar…

Sitrik/ekşi meyveler eşliğinde somon füme- erik ekşisi sosu ve karabiberle...

Sitrik/ekşi meyveler eşliğinde somon füme- erik ekşisi sosu ve karabiberle…

*** Fotoğraflar: Elif Ezgi Uzmansel, izinsiz kullanılamaz.

*** Tarifler: Elif Ezgi Uzmansel

*** Klinik bilgiler, Beslenme ve Diyet uzmanı P.Taylan Kümeli

Selin T. için üç kere: Sağol… Sağol… Sağol…

Rocky filminde azmin ve vazgeçmemenin sembolü olan şu sahne... Sanki hatırlamanın tam zamanı!!! Ne dersiniz?

Rocky filminde azmin ve vazgeçmemenin sembolü olan şu sahne… Sanki hatırlamanın tam zamanı!!! Ne dersiniz?

İki ay önce birlikte sağlıklı beslenmeye adım atarken bana şöyle not düştü:
“Ezgi, peşpeşe iki doğum yaptım. Evlatlarıma kendim bakıyorum. Gerçekten tam zamanlı olarak ev işleri ve onlarla ilgileniyorum. Öğünlerim, beslenme ritmim çok kötü… Dahası 53.8 kiloda duran ve asla daha azına inmeyen inatçı bir kilom var. Oysa ben, benim sağlıklı kilom olan 48’e düşmek istiyorum. Bu kiloyu görmeyeli 7 yıl oldu… Sence bu beslenme disiplinini başarabilir miyiz? Sence bu  kilonun katılığını kırabilir miyiz?”

Birinci önceliğinin sağlıklı bir program oluşturmak olduğunu biliyordu. Ne olursa olsun zayıflamak değil, sağlıkla, beslenme alışkanlıklarını ve yanlışları değiştirip doğrusunu yerleştirerek kilo kaybetmenin aslolan olduğunu biliyordu. Belli ki yavaş ilerleyecektik ama sağlam basacaktık, kararımız buydu…

SAĞOL-1:

O yoğun temponun içinde bahane bulmadan, vazgeçmeden devam ettiğin için…

SAĞOL-2:

Sağlıklı yönlendirmeleri uygularken eğlenmeye, anlamaya ve öğrenmeye gayret ettiğin ve disiplinle uyguladığın için.

SAĞOL-3:
Kendine yepyeni ve güzel alışkanlıklarla örülü yeni bir başlangıç yapma fırsatı tanıdığın için…

SAĞOL BONUS-

Şahane takım arkadaşlığın, süper diyalogun ve güzel kalbin için… Seni tanıdığım için…

SAĞOL SAĞOL SAĞOL…

Bugün baskülde 48 kilo bize tastamam merhaba dedi. Bu 6 haftanın sonucudur…

Sağlıkla Bilimsellikle disiplinle

Sağlıkla
Bilimsellikle
disiplinle

Şimdi sırada ne mi var? Şimdi koruma sürecimiz başlıyor… Bu mezuniyetten önceki son final! Sonra artık kendinizi tanıyan ve kendi özelliklerini, sınırlarını, mayınlı noktalarını ve şifasını bilen; yani kendisi için doğru beslenmeyi anlayabilen bireyler oluyorsunuz…

Herkese kucak dolusu sevgiler, sağlıklı günler :)

Sağlıklı Olmak Eğlencelidir!

Klasik anlayışlarda “diyet” kokusu, görünüşü ve tadıyla sizi kendisinden soğutan ve aç bırakan yemeklerle örülü bir süreçtir. Dahası, normalde yağ, salça veya terbiyelerin gölgesinde kalan bir çok yiyecek gözünüzde büyümeye ve gereğinden fazla yücelmeye başlar… Onlarsız olmayacakmış gibi gelir. Bu kanaatler aslında gerçek olmayan bir açlığın yani duygusal açlığın tohumudur. “Açım” sesi genelde midenizden değil, kafanızın içinden gelmektedir.

Kendiniz için yaptığınız güzel şeylerle eğlenebilirsiniz.  Zor mu yoksa meydan okumalı ve eğlenceli mi; bakış açınıza bağlı...

Kendiniz için yaptığınız güzel şeylerle eğlenebilirsiniz. Zor mu yoksa meydan okumalı ve eğlenceli mi; bakış açınıza bağlı…

 

Klasik anlayışlardaki diyet doğanıza aykırıdır ve sevimsizdir.  Açlık üzerinden yükselir…  Oysa iyi bir beslenme anlayışında sizin için yeterli olan porsiyonlar dizayn edilmiştir. Sık sık sizi “doyana kadar” tüketebileceğiniz alternatiflere de yönlendirir. Gerekli görürse gönlünüzce yiyip içebileceğiniz esnek/serbest öğünler hazırlar.

İşin doğrusu lezzet uğruna feda ettiğiniz sağlık unsurunu düşününce, sağlıklı olmak için de peşinen lezzetsiz olan yiyeceklere yönelmeniz gerektiğine inanırsınız. Ama bu boş bir inançtır… Yapmanız gereken “lezzet” anlayışınızın neye dayandığını gözden geçirmektir…

Elbette, kilo vermek, sağlıklı noktanıza dönmek, yanlış alışkanlıklarınızı ayıklamak, ritüel haline gelen zararlı istek ve iştahlarınızı faydalı ve temiz olanlarla değiştirmek kolay değildir. Ama bu tamamen lezzete sırtınızı döndüğünüz bir süreç de değildir.

Elbette gerçekten bilimsel ilkelerle dizayn edilmiş bir beslenme listesi bütünlük gerektirir; alternatifler olsa da genel olarak yazılan her şeyin birincil kıymeti vardır. Muhakkak ki hindi yerine tavuk yiyebilirsiniz. Dahası hindi bulamadığınızda tavuk yemek en doğru hamledir ancak menünüzde hindi bulunmasının bir nedeni olduğunu unutmamalısınız. İkincil olarak koşullarınızın ve lezzet istencinizin ışığında size uygun olan ikinci alternatife yönelebilirsiniz…

Sağlık keyifli olabilir; peşin hükümlere müsaade etmeyin...

Sağlık keyifli olabilir; peşin hükümlere müsaade etmeyin…

 

Elbette başarı fedakarlık ister. Ama bu size sevimsiz gelecek ya da mutsuz hissedeceğiniz bir süreç değildir. Aksine; “gerçekten” sevimsiz olan şeylerden ve sizi “gerçekten” mutsuz eden noktadan uzaklaşmak için attığınız ilk gerçek adımlardır. Doğanıza uygun bir beslenme sistemi sizinle ahenk içinde olabilir; tabii eğer siz de müsaade ederseniz. Ancak sizinle ahenk içinde olması, yanlışlarınızla da ahenk içinde olacağı anlamına gelmez…

Sağlık, lezzetli olabilir...  Hatta sağlık lezzetin aslında ta kendisidir...

Sağlık, lezzetli olabilir…
Hatta sağlık lezzetin aslında ta kendisidir…

 

Ne de olsa bu süreç, beslenme yanlışlarınızı ayıkladığınız bir süreçtir. İşte bize zor gelen de bu ayrımlardır.

Günün sonunda, sizi zorlayan  -ki kum istiridyeyi zorlamadan inciye dönüşmez- parçaları yönetebilirseniz eskilerinin yerine ikame ettiğiniz iyi beslenme alışkanlıklarınız yaşam boyu size eşlik edecek ve gerçekten sizin için değerli olan, sağlıklı olan noktaya ulaşabileceksiniz. Ya da pes ederek, eski alışkanlıklarınıza döneceksiniz ki, yanlışlar doğruyu doğurmaz…

Kendi kapasitenizden, bilimden ve doğru yönlendirmelerden ümidinizi kesmeyin.

Sevgiler :)

Vazgeçmemek Kazanmaktır!

Winner-Image

Bu senin başarı öykün olabilir

Bu hafta benim için kuşkusuz Tuğba Ç. büyük bir başarıya imza attı… Öyle sabırlı, öyle dirayetliydi ki, vücudu bir direniyorsa o on direndi diyebilirim. Uzun süren metabolizma savaşımızdan biz galip çıktık! Bazen haftalarca cevap vermeyen bir metabolizmadan söz ediyoruz. Araştırmaya, denemeye ve doğru olanı yapmaya devam ettik ve iki haftada iki kiloyu uğurlamış olduk. Hipotiroidik ve insülin dirençli bir metabolizma neredeyse kilo almaya programlıdır diyebiliriz. Biz kilo kaybetmek için uğraşırken akıntıya karşı kürek çekiyoruz demektir. Bu anlamda pes etmemek, durgun suya gelene kadar doğru şeyi yapmaya devam etmek, normal metabolizması olanlar uçarken bir adım olsun emekleyebilmek bile çok değerlidir. İşte Tuğba ile bunu başardığımız için çok mutluyum.

Cuma günü bir bombayı da Rabia Y. patlattı… 91.8 başladığımız maratonumuzda baskülde 75 kiloyu görerek 16.8 kg ile vedalaştık. Yoğun programına rağmen şaşmayan azmine, programına harfiyen uyma dirayetine şapka çıkartıyorum elbette… Ve onunla hedefe kadar devam edeceğiz!

Bu hafta 2 kilo 600 gr kaybı ile Arzu da sevinçli haber veren bir danışanım oldu. “Hamileliğimin üçüncü ayından beri bu kiloyu görmüyordum” diye not düştük bugünü…

Çiğdem ise ilk haftasını 2 kilo 700 gramlık bir kayıpla kapattı… Devasal bir nazar boncuğu takıyorum ilk haftamıza… Sağlıklı ve temiz beslenme sürecimize güzel bir başlangıçla adım attık.

Özlem üç haftayı 8 kilo kayıpla noktalayarak sıfır fire vermenin ve listelerdeki formüle riayet etmenin meyvelerini alıyor. Onunla yolumuz uzun ve ben başaracağımıza yürekten inanıyorum.

Esra ise seyahate çıkmadan önce “5”lerle karşılaştı mı? Baskül günümüz Çarşamba ve biz çok umutluyuz… 66.9 ile başlayan kilo verme serüvenimizin “5”li sayılarla devam eden perdesi aralanıyor mu? Bu hafta merak ettiklerim arasında Nadire ve Fatoş’un da sonuçları var…

Adlarını saydığım sayamadığım bütün danışanlarıma yani takım arkadaşlarıma, sabırları, azimleri ve bilimselliğe duydukları güven için teşekkür ederim.

Vazgeçmemek zaten kazanmaktır; sonuç bunu takip eder…

Herkese mutlu haftalar dilerim. :)

Bizde ne var ne yok?

Bir baktım ki, geçen hafta bizdeki havadisleri yazmayı unutmuşum… Oysa ekibimdeki arkadaşlarımla gerçekten çok güzel şeyler başardık… Dahası yine şunu gördüm ki; “Vazgeçmeyen, şikayetle zaman kaybetmeyip çözüme yönelenler eninde sonunda sonuçla kucaklaşıyorlar.”

Üşenme  Erteleme Vazgeçme

Üşenme
Erteleme
Vazgeçme

Bu anlamda Tuğba Ç. ile uzun zamandır mücadele ettiğimiz direnci öyle güzel kırdık ki; annemin deyişiyle fermuarın durduğu noktayı çözmek zaman alır ancak o nokta çözüldükten sonra fermuar akar gider… İşte Tuğba’nın vazgeçmemesi böyle bir meyve verdi bize.

Rabia ise 91 küsür ile başladığı yolculuğunda 76 kiloya ulaştı. Gerçekten istediğimiz şeyin adını koymak ve deyim yerindeyse yan çizmeden bu hedefe doğru ilerlemek, vazgeçmeden ilerlemek çok önemli. Bunun en güzel örneklerinden birisi de Lale oldu… Başlarken endişeleri vardı… Ancak bu süreçte bir yol ağzına geliyorsunuz: Endişe mi edeceksiniz, yoksa çözmeye yönelik mi davranacaksınız? üzülerek ya da var olan probleme odaklanarak zaman mı kaybedeceksiniz yoksa ertelemeden adım mı atacaksınız? Lale çözümü ve adım atmayı tercih etti… Böylelikle yalnızca 3 haftada 4 kilo kaybetmeyi başardı.
Figen ise ilk mezunumuz diyebilirim artık :) 51 kilo olarak başladığı maratonunu 46 kilo ile noktalıyor. Firesiz ve müthiş disiplinle ilerlediği bu süreç için ona koca bir alkış. Vazgeçmek, ödülü ertelemektir. Sizin için orada iyi bir şey duruyorsa neden bunu gidip almayasınız? Ya da bunu almayı neden erteleyesiniz?
Selinle çorba dolu bir haftayı geride bıraktık. “Yine mi direnç!!!” diye söylenirken imdadımıza özel direnç kürü ile Taylan Kümeli yetişti. Selin, ne olursa olsun vazgeçmeden doğru şeyi yapmaya devam ediyor ve onun disiplinini görseniz hayran olursunuz. 100er gramlarla ilerledik bu hafta ama ben önümüzdeki hafta için umutluyum…
Gelelim Aslı’ya… Aslı, stres, yorgunluk ve bir çok metabolik frenle boğuşuyor. Biz de onu yıpratan şeylerle… Sonuç mu? 2 haftada 3 kiloya veda ettik.
Burcu ile ilk başladığımızda, ” geçmişte 1 ayda yalnızca 1 kilo verebildim” demişti. Gerçekten de metabolizmanız “pause” tuşuna basmışsa, o tuşun yerini bulmadan devam edemiyorsunuz. Ama iki haftada  2 kg 900 gr. ile vedalaştığımıza göre sanırım o tuşun yerini bulduk :)
Nadire de bir süredir aynı kilo ekseninde dolaşıyormuş, bu döngüyü kırmak ve yukarı gidişe dur demek için başladık. Onunla ilk haftamızı yaklaşık 3 kiloluk bir kayıpla bitirdik.
Esra, benim en genç danışanım… “Daha önce başladım fakat ilk günü bile zor tamamlıyordum” demesinin üzerinden firesiz, aksaksız 40 gün geçti…  Kendisi bir öğrenci… Polikistik over sendromu vardı… Dersi icabı gireceği ameliyatları, finalleri vardı ama bahanesi yoktu…. Bu da onu 67  kilodan 61 kiloya taşıyan başarının sebebi…
Duygu ile 71 kiloyla başladığımız serüvenimizde 63 kilonun kapısına dayanmış bulunmaktayız. Duygu tam anlamıyla bir incelme yaşadı. Kendisi için şöyle diyor: “Ben şuur kazandım. Krizler, açlık ve tatlı isteği kapımı çaldığında nasıl başa çıkacağımı öğrendim. Bir toplantıda yiyebileceklerimi öğrendim. Sağlıklı seçeneklerle nasıl lezzetli bir sofra kuracağımı öğrendim” Hedefimize son 5 kilo kaldı artık… Birlikte çalışmamız sona erdiğinde sözünü ettiği bilinç ona eşlik edecek.
Ve bugün Arzu ile bir başlangıç yaptık… O da 10 kiloyla vedalaşmayı gözüne kestirdi. :)
İrademiz açık, iştahımız kapalı olsun… :)

Siz de takımımızın bir parçası olmak ve kişiye özel diyet koçluğu hakkında bilgi alıp başvurmak için ezgikoroglu@gmail.com adresinden bana ulaşabilirsiniz. :)

fotoğraf 2 (2)
Not: Sevgili Şule… Müthiş bir heyecanla sağlıklı beslenmeye ve kilo vermeye devam eden danışanlarımdan bir tanesi… Uzun zamandır sıkıntı yaşadığı bir rahatsızlığı yüzünden programına ara vermek zorunda kaldı. Kendisine acil şifalar diliyor, onu yeniden aramızda görmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.

Sağlıklı Beslenme ve Zamanlama

Ana öğünlerim-  tasarım eeu.

Ana öğünlerim-
tasarım eeu.

“Akşam saat 7’den sonra yemek yemeyin demek, bütün gece ameliyatta kalmış bir cerrah için ‘sana sağlıklı beslenme şansı yok’ demektir.” demişti annem… Buradan da anlaşılıyor ki, sağlıklı beslenirken zamanlama “genel geçer” değil, “kişiye özel” uyarlanabilen bir şeydir. Öğün aralarındaki mesafe size uzmanınız tarafından söylenir; siz de bunu kendi hayat koşullarınıza uyarlarsınız. Eğer sabaha dek devam eden bir işiniz varsa ve herkesin uyandığı bir saatte yatağa giriyorsanız yahut belirsiz vardiyelerde çalışıyor; hatta sürekli seyahat ediyorsanız katı, esnetilemeyen, uyarlanamayan beslenme düzenleri sizin için sürdürülebilir olmaz.

benim kahvaltı zamanım :)

benim kahvaltı zamanım :) Sizin kahvaltı vaktinizi, kendi hayat ritminiz belirleyecektir. 

 

– Saatli değil, zaman aralıklı beslenme anlayışı… (saat 17.00 ara öğün demek yerine öğlen yemeğinden 2 saat ve 4 saat sonra ara öğün)

– Saat 7’den sonra yemek yasak! demek yerine “yedikten 2 saat sonra uyuyun”

– Her sabah spor yapın demek yerine “günde 40 dakika spor yapın” demek gibi…

benim ara öğün zamanım

benim ara öğün zamanım- Sizin öğle yemeğiniz sabahki başlangıcınıza göre şekillenecektir. 

Çünkü önemli olan genel geçer bir saate göre kendinizi uydurmak değil, hayatınız ne kadar yoğun olursa olsun öğünlerinizi atlamadan ve sporunuzu tamamlayarak günü bitirmek esastır.
Mutlu ve sağlıklı günler :)

Benim akşam yemeği zamanım - siz akşam yemeğinizi ne zaman yiyebiliyorsunuz?

Benim akşam yemeği zamanım – siz akşam yemeğinizi ne zaman yiyebiliyorsunuz?

*** Fotoğrafların tasarımları bana aittir, izinsiz kullanılmamasını rica ediyorum :) Sevgiler, sevgiler, sevgiler :)

Tatilin Ardından…

sevgili danışanımdan şahane bir armağan :)

sevgili danışanımdan şahane bir armağan :)

Tatil dediğinizde bütün beslenme düzeniniz sarsılacak, balıklar batacak, hatta batmakla kalmayıp yan gidecek gibi bir korku vardır. Oysa böyle zamanlarda hücuma yönelik değil, defansa yönelik oynamak hedefinizden uzaklaşmanızı engeller.

Yani belki kilo vermeyi bekleyemezsiniz ama metabolizmanızın ritmini bozmaz ve kilo da almadan tatilinizi tamamlayabilirsiniz. Bunun sırrı, sizin için en sağlıklı, en masum ve en uygun olan seçenekleri değerlendirmekten ve sizin için zararlı olabilecek olan gıdaları “ayıklamaktan” geçer.

Biz de danışanlarımla yeniyıl ve yeniyıl tatili zarfında böyle bir yol haritası belirledik.
Tatilin ardından da yeniden sistemimize dönüp, kaldığımız yerden tam gaz devam edebildik.
Ve sonuçlar oldukça motive ediciydi:
Önce en büyük alkış Şükrü Bey’e… Şükrü bey 92 kilo olarak başladığı sağlıklı beslenme yolculuğunda 84 kiloyu gördü. Rabia ise 77 kiloyla yeni haftayı selamladı. Selin Ç. ile 79 kilo ile çıktığımız yolculuğumuzda 6 kilo kaybederek 73’e ulaştık. Duygu 72 kilo ile başladığı maratonda 65 kilo ile selamlaştı. Selin T. aşılamaz gördüğü 51 duvarını kırdı ve 50 kilo ile haftaya merhaba dedi. Esra en küçük bir fire dahi vermediği 66.9 ile başladığı sağlık serüvenine 62 kilo olarak devam ediyor. Bu hafta bazı sebeplerle baskül sonuçları ulaşmayan Lale, Tuğba, Figen ise yine hiç fire vermeksizin koca bir alkışı hak etti. Onlardan bu hafta başında gelecek sonuçları heyecanla bekliyoruz. Ve yeni başlayan arkadaşlarım Aslı, Burcu, Tuğba İ. bu hafta onların haftası olsun! Aaa unutmadan emziren danışanlarım arasında çiçeği burnunda bir anne var; Serra… Bu hafta 2 kilo kaybetti; mottomuz süt artsın kilo azalsın! İsmini saydığım ya da sayamadığım bütün yol arkadaşlarım; emziren, çalışan, bir mücadelenin içinde kendileri için bir şeyler yapma gayretinde olan harika insanlar… Şu an yazmakta olduğunuz başarı öyküsünün bir parçası olmak öyle güzel ki. Sizi hayranlıkla, merakla ve heyecanla “takip ediyorum” :)
Birlikte nice sağlıklı günlere…

*** Fotoğraftaki magneti bana “sen benim 2013’e attığım golsün” diyerek, yüreğimi sevinçle doldurup armağan eden sevgili danışanım Duygu’ya çok çok çok teşekkür ederim. Mutluluğunuzda payım olduğunu bilmek paha biçilemez. :)

Emziriyorum ve Sağlıklı Besleniyorum…

göğsün küçük süt mü olur?  Olur...  Salça, hamur, tatlı yemiyorsun sütün mü olur? Olur...  Yakında mamaya başlarsın... Hiç sanmam...  Hurafelere karşı doğru bilgi :) özel durumlar haricindeki dış etkenler ve söylentiler neden sizi frenlesin ki?

Doğru bilgileri rehber edinin ve aşkla emzirin :) Bütün meleklere benden selam olsun :)

“Aaaaa emziren anne diyet yapar mı arkadaş!” diyen meraklı sorulara bir tek yanıtım var “değil emziren anne, hiçbir kimse açlık odaklı diyetlere yanaşmamalı… Ama herkes, istisnasız herkes temiz, kaliteli ve sağlıklı beslenmeli, benim de yaptığım buydu…”

Ne yazık ki, emziren kadınlar yalnızca iyi süt verme kaygısıyla mücadele etmiyor. Mahalle baskısı, hurafeler ve kulaktan dolma tarifler tarafından sıkı markaja alınmış durumda; işin sonunda bedeniyle küskün bir anne; yeterince besleyemediğine inandığı ve formül mamalardan yardım alarak doyurmaya çalıştığı bir bebek söz konusu…

Oysa vücudun daha net bir denklemi var: Onun süte dönüştürmek için kaliteli besinlere ve bol suya ihtiyacı var. Kaliteli besinler illa çok ağır ve aşırı kalorili olmak zorunda değil. Düzenli ve temiz beslenme zaten klasik diyet anlayışını reddeder. Bedene zarar veren ve gereksiz yere ağırlaştıran gıdaların yerine bedeni temizleyen, sağaltan ve güçlendiren doğru gıdaları koymayı amaçlar…

Kolalı, gazlı, işlenmiş şeker, tatlandırıcı içecekler çöpe! Bol su, meyvelerden elde edilen şekersiz kompostolar, ayran, kefir, meyve çayları, size uygun bazı bitki çayları  ve laktozsuz sütler mideye!

Salçalı, yağlı, şekerli, hamurlu ve kaloriden ağır, besleyicilikten hafif gıdalar çöpe! sebzeler, tahıllar, et grubu besinler mideye…

Kötü pişirme yöntemleri: kızartma, kavurma çöpe! Buharlama, fırınlama, yağsız ızgaralama ve çiğ tüketme gündeme!

Pişirilmiş, okside olmuş doymuş yağlar yerine; bedeni her anlamda tamir eden, destekleyen doğru yağlar: salataya eklenen 1 yemek kaşığı zeytinyağı, çiğ kuru yemişten alınan omega gibi…

Seyrek ve yoğun öğünler çöpe; çeşitlendirilmiş, sık öğünler gündeme!

Unlu, yağlı, salçalı, nişastalı soslar, terbiyeler çöpe; limonlu, nar ekşili, elma sirkeli, balzemikli ve baharatlı çeşniler mideye!

Çok çok değil, yeteri kadar…

Bir anda değil, az az ve sık sık…

Bir tek besin değil, her besin grubundan yeterince…

Bu düsturları düşününce, kimse bunların yanlış olduğunu söyleyemez… Sütü arttırmak için bol su içmek, beslenirken pilav makarna gibi eşlikçilerin yerine bol salata, yoğurt, tam tahıllı ekmek gibi eşlikçileri dahil etmek yalnızca sütünüze değil genel sağlığınıza yaptığınız iyileştirme davranışlarıdır.

Doğru beslenirken vücudunuz kendisini doğal olarak sağlıklı kilosuna çekmeye başlayacaktır. Bu arada, cildinizden uykunuza; enerji düzeyinizden ruhsal durumunuza kadar her şey olumlu yönde bir değişim haline girecektir.

Çünkü önerilen şey, asla açlık odaklı bir zayıflama tavrı değildir. Günlük besin ihtiyaçlarınızı, vitamin ve mineral açıklarınızı DOĞRU KAYNAKLARDAN ve YETERİ KADAR karşılama davranışıdır.

*** Bebeğinizi zevkle, isteyeren ve istediğiniz zaman emzirin. Çünkü anne sütü verildikçe artan bir besin… Doğaya bakın, emzirme hemşiremin de söylediği gibi: ‘Doğadaki hiçbir memeli canlının göğüsleri kapalı değildir, yavru ne zaman isterse gider ve sütünü alır’ Siz de doğayla uyumlu olun. Yorgunluklardan ve katı zamanlamalardan kaçının…

*** Emzirirken istekli olmak çok önemli çünkü prolaktin (süt) hormonunuzun memede değil beyinde olduğunu unutmayın.

*** Asla öğün atlamayın.

*** Su içmeyi asla unutmayın…

*** Bilgi kirliliğinden kendinizi koruyun ve bilimsel referanslarla hazırlanmış kaynaklara güvenin…

Bugün, 26 ay boyunca bebeğini oldukça verimli emzirmiş bir anne olarak, doğum yaptığım andan itibaren beni doğru yönlendiren;

Pediyatristimiz Doktor Hülya Kazan’a, emzirme hemşiremize, doğru beslenme alışkanlıkları ile sütümü arttıran ama kötü kilolarımı azaltan annem Beslenme ve Diyet Uzmanı Taylan Kümeli’ye, doğru beslenmemde her türlü manevi ve tıbbi desteğini benden esirgemeyen eşim Yard. Doç. Dr Deniz Uzmansel’e teşekkür ederim. Hem kendi adıma, hem de Rüzgar Ali adına… :)

Hamilelikte diyabet riskini ve gereksiz kilo alımı riskini azaltmanın yolları:

Hamileyken beslenmemize neyi dahil edelim, neyi çıkartalım sorusu her zaman sorulagelmiştir. İşlenmiş gıdalardan uzak durulan ve doğal, bol vitaminli, çeşitli besinlere yer açtığımız bir beslenme ise bizim yardımcımız olacaktır.

Hamileyken nasıl menüler oluşturmalıyım?

Hamileyken nasıl menüler oluşturmalıyım?

1- Her sabah aç karnına lütfen şu karışımla başlayın:

1 kabuk tarçın,

1 dilim elma,

1 dilim limon

2 tane karanfil

Kupaya bu malzemeleri ekledikten sonra yarıya kadar sıcak su doldurup demlenmesini bekleyin, yalnızca 1-2 dakika sonra üzerini oda sıcaklığındaki su ile tamamlayıp için

2– Her sabah aç karnına 1 tane sade probiyotik yoğurt yiyin.

3– Öğünlerinizde işlenmiş karbonhidrat kullanmaktan kaçının, onun yerine esmer karbonhidratlara yönelin ve sınırlı tüketin. Örneğin 1 ile 2 dilim arasında tam tahıllı ekmek; evde kendi yapacağınız kepekli lavaş, mide asidinizi de azaltmanıza yardımcı olacak kepekli etimek işinize yarayacaktır.

4- Asla öğün atlamayın ve ara öğünlere önem verin. 2 saatte bir az az beslenmeye çalışın. Ara öğünlerde meyve tüketirken porsiyon ayarlamasına dikkat edin ve eşliğinde mutlaka bir süt ürünü tüketin. 1 su bardağı laktozsuz süt (gaz sorununu da ortadan kaldırır), 1 çay bardağı kefir, 1 kase yoğurt, 1 dilim yağsız peynir meyvedeki şekeri tolare edebilmenizi sağlayacaktır.

5- Bünyesinde nişasta içeren sebzelerin yerine  (patates, mısır, havuç ve bezelye) koyu yeşil yapraklı sebzeleri, kabak gibi diyabet beslenmesinde kullanılan sebzeleri tercih edin. Her yemeğinize pilav ya da makarna gibi aslında şekerin şekil değiştirmiş olan kötü karbonhidratlarla eşlik etmek yerine bol yeşillikli salata ve 1 kase yoğurtla eşlik edin. Bu hem ihtiyacınız olan vitamini hem de kalsiyumu karşılamanıza da yardım edecektir.

6-  Makarna ya da pilav gibi bir öğün tüketmek istediğinizde integral/esmer makarna ve esmer pirinç tercih ediniz. Mümkünse domates soslu, salata ve yoğurt eşliğinde 8-12 kaşık arasında tüketiniz. Pirinç, makarna, bulgur yerine kinoa ile tanışınız. Protein bakımından oldukça zengin bu besin size pilav ve makarnayı aratmayacak olan bir gıdadır.

7- Fastfood, şerbetli tatlı, aşırı yağlı, salçalı ve katkılı gıdalardan kaçınmaya eğer yapamıyorsanız azaltmaya çalışınız. Eğer canınız isterse porsiyonunuzu küçültmeye ve daha sağlıklı olan alternatifi ile değiştirmeye çalışınız.

8- Pişirme şekillerinizi gözden geçiriniz. Kızartma, kavurma gibi yöntemler yerine; haşlama, fırınlama, buharda pişirme gibi metotlar kullanınız. Her gün et grubundan ya da proteince çok zengin bir besin tüketmeniz gerekmektedir. Bu besini seçerken 1 el ayasından biraz büyük olmasına, 1,5 su bardağı ölçüsünde olmasına ve doğru pişirme yöntemi sonrasında tüketilmesine dikkat edilmelidir. Özellikle et grubunun çok iyi pişirildikten sonra tüketilmesi gerekmektedir. Suşi gibi pişmemiş deniz ürünlerinin tüketimi ise bu sebeple de önerilmemektedir.

9-  Yemeklerinize en çok 2 yemek kaşığı yağ ekleyiniz ve lezzetlendirme için salça, işlenmiş soslar yerine baharatlara, limon/greyfurt/ nar ekşisi gibi daha doğal soslara başvurunuz.  Zeytinyağı ise yalnızca salatalarda kullanınız ve asla ateşe maruz bırakmayınız. Böylelikle okside olmasını yani zehirlenmesini engellersiniz.

10-  Sevdiğiniz ve canınızın istediği bir tarifi hazırlarken içerdiği yağ oranını siz ayarlayabilir; şeker yerine meyvelerden, salça yerine domates ve baharatlardan, işlenmiş malzemeleri yerine daha az işlenmiş, organik olanlardan faydalanabilirsiniz.

11-  Gece acıkmalarınız için, meyve+ kefir, ya da 1 bardak süt ve ½ paket tahıllı bisküvi, 1 bardak ayran ve küçük boy beyaz peynirli kepekli tost tercih edebilirsiniz.

12- Hamilelikte bitki çayı kullanmak çok hassas bir konudur. Bitki çayları yerine şekersiz meyve hoşaflarından faydalanabilirsiniz. Elinizdeki meyveleri bir tencereye ekledikten sonra bir kabuk tarçın ve biraz karanfille pişirip posalı halde soğuk ya da sıcak tüketebilirsiniz. Ya da sabah hazırladığınız iksiri, gün içinde birkaç defa tüketebilirsiniz.

13-  Lütfen bol su tüketin. Sürahinizden kabuk tarçın ve taze zencefil dilimleri eksik olmasın.

14-  Aburcubur alışkanlığınız varsa bunu sağlıklı alternatiflerle değiştirerek bir fırsata çevirebilirsiniz. 1 avuç fındık ve kuru meyve ya da bol salatalık, domates, marul gibi seçenekler her zaman hazır ve elinizin altında olsun.

15- Menünüzde mutlaka size hitap edecek bir sebze yemeği, salata, et grubu, süt grubu, yeteri kadar ve kaliteli karbonhidrat olmalı… Siz hamileler için yeterli olan miktar, normal bir insandan +500/ +1000 cal kadar fazla olabilmektedir. Ancak bu kalorileri kötü yollarla alacağımız anlamına gelmez; mutlaka doyduğumuz bir sistem olmalı evet. Ama ne ile doyduğumuz, nasıl pişirdiğimiz, ne eşliğinde tükettiğimiz çok önemlidir. Ayrıca hamileler için kesinlikle önerilmeyen besinlerden haberdar olmanız da kritik önem taşımaktadır.

“( * ..Pastörize olmamış yiyeceklerden yemeyin. Pastörize olmayan sütten yapılan peynirlerde (yumuşak peynirler) listeria adlı bakteri bulunuyor. Bu bakteri, düşük, erken doğum ve doğum kusurlarına yol açıyor. Peynir alırken ambalajını okuyarak alın, ‘pastörize sütten yapılmıştır’ ibaresini mutlaka kontrol edin.

  • ..Diğer bir yasaklı besin de az pişmiş ya da çiğ et. Etlerin iyi pişmiş olmasına özen gösterin. Sucuk, salam, sosis gibi şarküteri ürünlerini mümkün olduğu kadar uzak durun. (Canınız bunları çektiyse az miktarda ve mutlaka pişirerek yiyin.) Çiğ ette bulunan toksoplazma adı taşıyan parazit düşüklere neden olabiliyor. Ayrıca, hamileliğin ilk döneminde bu paraziti alan bebekler, sağırlık, yüksek ateş, sarılık, çeşitli solunum yolu, göz ve sinir sistemi hastalıkları riskiyle karşı karşıya kalabiliyorlar.
  • ..Hamilelikte deniz ürünleri tüketimine dikkat edin. Çiğ deniz ürünleri, zehirlenmeye sebep olabileceği için midye, istiridye, karides gibi çiğ ve az pişmiş kabuklu deniz ürünlerini tüketmemek gerekiyor. Balık seçimi yaparken ise mevsim balıklarını tercih etmek ve civa içeren ton balığından uzak durmakta fayda var. Pişmemiş balık ya da füme balık yemeyin.
  • ..Yumurta dikkatli tüketilmesi gereken bir besin. Yumurtanın iyi pişmiş olmasına dikkat edin. Aksi halde, çiğ ve az pişmiş yumurta, şiddetli besin zehirlenmesine neden olan salmonella’nın kaynağı olabilir. Salmonella, genelde ishal, bulantı, kusma ve halsizlik gibi belirtilerle kendini gösterir ve besin zehirlemelerine yol açabilir.
  • ..Siyah çaydan uzak durun. Türk kadınlarında yaygın görülen kansızlık ve demir eksikliği hamilelik döneminde daha da sık görülür. Demir emilimini azalttığı için mümkün olduğu kadar çaydan uzak durun. Eğer tiryakiyseniz en azından açık ve limonlu çay için.
  • ..Kahve ve gazlı içecek gibi kafeinli içeceklerden uzak durmak genel kural. Kahve keyfinden vazgeçemiyorsanız kafeinsiz tercih edin ve ölçülü için. Çünkü, yüksek seviyelerde kafein, erken doğum ve düşüğe neden olabiliyor.
  • ..Hazır meyve suları içmeyin. Aşırı şekerli hazır meyve suyu yerine kendi meyve suyunuzu sıkın.
  • ..Bitki çayı içerken dikkatli olun. Özellikle adaçayından uzak durun. Ihlamur ve rezene dışında fazla bitki çayı içmeyin. Açık satılan karışımlardan ve kaynağını bilmediğiniz bitki çaylarından içmeyin.
  • ..Hamilelik döneminde aşırı kilo alma kaygısı tüm kadınların ortak derdi. Ancak, uzmanlar hamileyken diyet ürünleri ve tatlandırıcılar kullanılmasını tavsiye etmiyor. Diyet ürünleri hem anneye hem de bebeğe zarar veren çeşitli katkı maddeleri içeriyor.
  • ..Sigara yasakların en başta geleni… Sigara, en başta bebeğin doğum kilosunun düşük olmasına yol açıyor ve günde dört taneden fazla içilen sigara, bebekte sakatlıklara neden oluyor. Ayrıca, hamileler mümkün olduğu kadar sigara içilen ortamlardan uzak durmalı.
  • ..Diğer önemli bir yasak olan içki ise bebekte anomaliye yol açıyor. Bazı uzmanlar, şarabın kan yapıcı ve hücre yenileyici özelliğinden dolayı haftada iki gün birer kadeh kırmızı şarap içilebileceğini belirtiyor. Ancak onun dışında alkol yasak! Araştırmalar düzenli alınan alkolün bebeklerin zeka gelişimini olumsuz etkilediğini ortaya koyuyor- meleklermekanı .com adresinden alınmıştır ) “

Notlar: 1- Bu metni oluştururken bana yardımcı olan annem Beslenme ve Diyet Uzmanı Taylan Kümeli’ye teşekkür ederim. 

2- Koyu renkte yazılmış olan kısım, alıntıdır. Alıntının kaynağı belirtilmiştir.

Mutlu ve sağlıklı bir hamilelik dilerim.

Saygı Duyuyorum!

Yağmurluymuş! Aldırma... yağmurluklar ne içindir?

Yağmurluymuş! Aldırma… yağmurluklar ne içindir?

Kilo verme yolunda…
Bedeniyle, kendisiyle, ruhuyla, mücadelesiyle barışmaya çalışan; bu uğurda emek veren herkese saygı duyuyorum.

Bilimsellikle, bilgiyle, Güzellik uğruna Sağlığı feda ederek değil; güzelliğin ve sağlığın ikiz kardeşler olduğunu bilerek davranan herkese saygı duyuyorum.

Nefsine söz geçirmeye çalışan; ruhunu da vücudunu da kirli olan şeylerden arıtmaya çalışan, bunun için yürekten çaba sarf eden herkese saygı duyuyorum…

Oturduğu yerden eleştirmek, şikayet etmek, burun kıvırmak, küçümsemek yerine kalkıp bir şeyleri olumlu yönde değiştirmek için adım atmaya çalışan, kendisinden ümidi kesmeyen herkese saygı duyuyorum…

Ne kadar zayıf olduğu, ne kadar kilolu olduğu meselesi yerine ne kadar sağlıklı ve mutlu olduğu ile ilgilenen ve yalnızca kendisine dönen insanlara saygı duyuyorum.

Sen yapamazsın, ben yapamadım sen de yapma, sıskan çıkmış, yağların pörtlemiş, tahta gibi kalmışsın, duba gibi olmuşsun tarzında rencide edici, kalp kırıcı benzetmelerden uzak kalanlara; çaba gösteren insanlardan feyz alıp kendilerine dersler çıkartan, kendisi için de sağlıklı bir yol olduğuna yürekten inanan insanlara saygı duyuyorum.

Sonuçlar kadar sürecin de sağlam olması gerektiğine inanan; sabrını yol arkadaşı yapmış, ertelememiş, üşenmemiş, vazgeçmemiş insanlara saygı duyuyorum….

Bugün olmasa bile en kısa zamanda, kendisi için bir şeylerin olumlu olarak değişeceğine ve bu değişimi kendi iradesi, bilimsel bilgi ve süreklilik ile gerçekleştireceğine inanan, hayal kurmaktan ve hayallerini gerçeğe dönüştüreceği o an için geri saymaktan geri durmayan herkese saygı duyuyorum…

Ve bu insanlar sağlıkları için hiçbir bahaneyi siper etmeden yağmur, çamur, şu bu demeden çabaladıktan sonra; başarının da eninde sonunda gelip onları yakalayacağına inanıyorum!!!

Çünkü biliyorlar ki, bir çiçeği düşlüyorlarsa önce tohumu ekmek gerekiyor.

Sevgiler ve kocaman kocaman kocaman SAYGILAR.

Evde Ne Varsa…

Evde Ne Varsa Sebzeli Çorba- Kahvaltı

Evde Ne Varsa Sebzeli Çorba- Kahvaltı

Her zaman savunduğum bir şey var; zaten “temiz ve sağlıklı beslenme” konusunda rüşdünü ispat eden herkesle bu anlamda birleştiğimi söyleyebilirim.  O da yemek alanlarımı temiz tutmak…

Buzdolabın temiz olursa, temiz beslenirsin… Kilerin temiz olursa temiz beslenirsin… Çekmecelerinde, çantanda iyi ve sağlıklı şeyler olursa, iyi ve sağlıklı şeylere kolay ulaşırsın. Basit ama kuşku götürmez bir gerçek.

Ve günün birinde “Allaaaaah evde kahvaltılık kalmamış, akşama ne yapacağım buzdolabı tamtakır” diye serzenişte bulunsan da imdadına yedek oyuncuların yetişir.

Pazar akşamlarımın vazgeçilmez rutini, haftalık beslenme listemi hazırlamaktır. Böylelikle zaman beni köşeye sıkıştırdığında ne yiyeceğimi adlı adınca bilirim. Yani öğün atlamak, ne yiyeceğimi, ne pişireceğimi düşünmek gibi neredeyse angarya olan ve zaman alan şeylerle uğraşmam… Her cumartesi günü semt pazarına uğrar, marketten de eksilen erzakları yerine koymaya gayret ederim. Böylelikle, önümüzdeki haftanın menüsü aslında aşağı yukarı belirginleşir. Ancak bu hafta ne pazara ne markete gidebildim. Dolapta kalanlar yalnız başlarına kaderlerini bekliyorlar ve benim sağlıklı bir haftaya başlamak gibi niyetim var…

Ben de her öğünde gönül rahatlığı ile içebileceğim; içinde tahıllar, sebzeler ve et grubundan öğelerin olduğu bir çorba yapabileceğimi düşündüm.
İşte evde ne varsa çorbası ile sağlıklı bir gün:
1 adet kabak
1 adet büyük kereviz
1/2 bağ maydonoz
1 kırmızı tatlı biber
1 sivri biber
1 el ayası büyüklüğünde yağsız kırmızı et
4 baş sarımsak
1 kahve fincanı yeşil mercimek
1/2 kahve fincanı esmer pirinç
Karabiber
Kurutulmuş 2 adet kırmızı biber
Üzerini 2 parmak geçecek kadar su ile düdüklüde pişirdim. Oldukça acı bir çorbaydı. Sabah bol limonlu içtim, öğlen yanında yeşil salata ile içtim. Akşam da yanında yeşil salata ve ayranla içmeyi düşünüyorum.
Anlayacağınız, bizim evden bunlar çıktı…
Sizin evde neleriniz var? Aman patates, havuç, bezelye ya da mısır olmasın da; yeşil renkli her şeye göz kırpabilirsiniz :)

evde ne varsa sebzeli çorba- öğlen

evde ne varsa sebzeli çorba- öğlen

Mutlu haftalar dilerim.

Bir Başarı Müjdesi İle Yeni Yıla Merhaba

Kendime yeni bir ben lazım diyorsak...

Kendime yeni bir ben lazım diyorsak…

Doğrusu bugün hiç kolay başlamadı; gözümü açtıktan sonra saatlerce oturamayacağımı bildiğim günlerden birisiydi.

Fiziksel olarak enerjimiz azaldığında, bizi ayakta tutan ve coşkuyla işimize, hayata ve görevlerimize sarılmamızı sağlayan temel şey motivasyondur.  Örneğin oğlumdan duyduğum sevgi dolu bir cümle, şansıma sevdiğim bir şarkının radyoda çıkması ve aldığım güzel bir haber adeta yakıt ikmali gibi gelir…

Kilo vermek söz konusu olduğunda, hele de yolunuz uzunsa eğer, sabır sizin en önemli yol arkadaşınız. Çünkü böylelikle motivasyonunuzu yitirmeden oyunda kalabilecek ve hedefinize ne kadar sürerse sürsün yürümeye devam edeceksinizdir.

Bugün Rabia’dan gelen haber benim için çok güzel bir müjdeydi. En son 2 hafta önce basküle çıkmıştı; bir de önünde onu bekleyen uzun bir seyahat vardı. Bu seyahat onun için kesinlikle bir imtihan olacaktı.

Ama ondan çok güzel bir haber geldi seyahat dönüşünde…
Birlikte “seyahatte yiyebileceklerinin listesi” diye bir liste hazırlamıştık. O da müthiş bir dirayetle uyum göstermişti.
Sonuç mu?
iki haftada 4 kilo gitmişti… Rabia, 2014’ü “7”li sayılarla karşılamaya hazırlanıyor…
“9” ile başlayan sayılardan buraya geldi… “İnşallah Rabia’nın başarı öyküsünü birlikte yazacak birlikte okuyacağız”
1 ay 1 hafta gibi bir sürede kendisiyle çalışmamız sonunda yaklaşık 14 kg kaybetmiş bulunuyoruz. Yeni kazandığı alışkanlıklarsa ona ömür boyu eşlik edecek :)

“Hayatında neler değişti?”

Sevgili Okurlarım;

IMG_8237

Pınar, 6 yıldan bu yana en güzel yaza hazırlandığını söylüyor. Her şeyin gönlünce olmasını diliyorum.

Bu yazımda size Pınar’ın kaç kilo verdiğini söyleyerek klasik bir başlangıç yapmayacağım… Çünkü bunun ötesinde bir şey için çalıştığımı artık beni tanıyanlar biliyorlar…

Yapmayacağım ki asıl mesele sanki basitçe zayıflamak gibi anlaşılmasın… Bunun geçici bir süreçten kalıcı bir duruma dönüşebilmesi ve alışkanlıklarımız üzerindeki etkisini konuşacağım. Daha doğrusu size aktaracağım…

Pınarla birlikte çıktığımız sabah yürüyüşünde aklımda bu yazıyı yazmak yoktu. Ancak kendisinin kurduğu cümlelerdeki temel değişimler beni bu yazıyı yazmaya itti diyebilirim. Coşkuyla konuşmasını dinlerken bir yandan da sözlerine kulak kesildim. Sonra bu günlük bir sohbetten yürüyüş arası yapılan bir ciddi bir röportaja dönüştü… Bastım kayıt tuşuna… Ben sadece bir tek soru sordum, gerisini kendisi anlattı:

“Hayatında neler değişti?”

“Eskiden şu diyet bitse de makarnaya saldırsam derdim”

Birbirimizi bulmadan önce hiçbir zaman, kendimle ilgili başladığım bir yenilenme sürecini yüzde yüz devam ettiremedim. Uzun süre devam ettirmek şöyle dursun başladığım günden itibaren o süreci sabote etmek gibi bir huyum vardı. Diyete başlıyorsam sabah iyi gitmişsem bile akşama doğru dengeler bozulur, aklımca bir şeyleri mantığa bürüyerek fireler vermeye başlardım. Benim için ya hep ya hiç olduğunu bile bile küçük küçük fireleri verir, sonra da nasılsa bunu yaptım boş ver gitsin derdim. Seninle tanıştığım günden beri seyahatlerimde bile verdiğim karardan dönmedim, bam telimi buluyor ve bana o an için doğru şeyi söylüyorsun. Yapacağım varsa da yapmam ben kaçamağı… Eskiden olsa, ohooo bitsin de şunu yiyeyim bunu yiyeyim, makarnaya saldırayım derdim. Şimdi bu işin böyle olmadığını anlıyorum, başa dönmeye niyetim yok.

“Akşamları yeme alışkanlığım vardı, dinlenmek benim için yemek demekti. Bunun değiştiğine inanamıyorum. Beş aydır canım bir kere kola çekmedi, buna inanamıyorum.”

Yorgun geçen bir günün ardından televizyon başına geçip bir şeyler atıştırarak dizi ya da film seyretmek beni önce mutlu ederdi, sonra pişman hissederdim. Ama bu pişmanlığı unutturacak bir şey oluyor. Biz dinlenmek ve yemek yemek arasındaki bağı koparttık resmen, demek ki bir şey yenmeden de televizyon izlenebiliyormuş. Bak bu büyük bir devrim.

“Ben kim günde üç litre su bitirmek kim?”

Bana çözüm yollarını öğrettin, bana bir şey nasıl uygulanır onu öğrettin. Ben kim günde üç litre su bitirmek kim, şimdi her yerde su var.

"Ben çok mutluyum, iyi ki kalkıştım buna" diyor.

“Ben çok mutluyum” diyor sürekli, bence bu doğru yolda olduğunuzun en büyük işaretidir.

“Mola verdiğimizde, istediğim her şeyi kontrollü yemek müthiş bir duygu”

Bir menüde bir şey seçmek nasıl olur, porsiyonumu nasıl ayarlarım, kendimi nasıl kontrol ederim, açlık duygusu ile yorgunluğu nasıl ayırt ederim, bunların hepsi seninle hayatıma katılan şeyler. İstediğim her şeyi yiyeceğimi biliyorum ama kontrol bende hissediyorum, müthiş bir duygu…

Hatırlıyor musun, ben hayatta kendi başıma çıkıp da yürümem demiştim”

Şimdi haftasonu, şehir dışı, tatil demeden en az 1 saaat kulağımda müziğimle yürümekten aldığım tadı hiçbir şeyden almıyorum. Bir defa ara verdik ya, o zaman müthiş eksikliğini hissettim. Kendi başıma hayatta çıkıp yürümem demiştim.

“Gidenler öyle orantılı gitti ki, aynada gördüklerimden çok memnunum.”

Açlık denilen şey kafamızda, ben Taylan Hanım’ın yazdığı menülerle hiç aç kalmadım. Alışırken zorlandığım şeyler olmadı diyemem ama asla açlık üzerine kurulu bir yeme içme düzenimiz hiç olmadı. Hatta ömrüm boyunca pişirip yiyeceğim tarifler de öğrendim. O konuda inanılmaz bir birikimim oldu. Yüzüne bakmadığım, ne olduğunu bile merak etmediğim birçok besinle tanıştım ve faydalandım. Bu büyük bir kültür hem de…

“Alışveriş şeklim değişti…”

Eskiden market sepetimi görseydin, cipsler, meşrubatlar, çikolatalar… Şimdi sebzesi, meyvesi, yoğurdu, yulafı, kinoası, sütü, etiket okuyorum sürekli… Bence evdekilere de güzel örnek oluyorum… Evdeki malzemeler değişti.

Eh asıl konuları konuştuğumuza göre, bu değişimlerin nasıl bir sonucu olmuş dilerseniz birlikte görelim… Belki ileride kendisinin daha önceki halinin olduğu bir fotoğrafı da ekleriz… Ama güzel olan ve kalıcı olan, değiştirdiğimiz gözle görülemeyen alışkanlıklar…

İşte bu da değişen alışkanlıklarımızın, kaçınılmaz sonucu :)

İşte bu da değişen alışkanlıklarımızın, kaçınılmaz sonucu :)

**************************************************************************************************************************************************************

unnamed