#DirenME kilo!

Siz direnirseniz kilolar direnemez! Vazgeçmeyin...

Siz direnirseniz kilolar direnemez! Vazgeçmeyin…

Listelerime harfiyen uyuyor muyum? Evet… 

Sporumu yapıyor muyum? Evet… 

Klinik durumumu bilip ona göre davranıyor muyum? Evet… 

Bedenimle aynı dili konuşuyor, ona sağlığı sunuyor ve doğru şeyleri yapıyor muyum? Evet… 

O halde bu baskül neden susuyor? Neden aynı şeyi, aynı rakamı söylemeye devam ediyor? 

Sevgili okurlar, kilo verme sürecinde motivasyonumuzu en çok imtihan eden şey direnç kilolarına geldiğimiz anlardır. Baskülde değişmeyen sayı bize yerimizde saydığımız duygusunu yaşatır, her şey boşuna mı yapılmaktadır, işe yaramıyor mudur?
Eh öyleyse yesek de bir yemesek de diyoruzdur içimizden.

Durun!

Öncelikle vücudumuzun yağ-kas-su-kemik kütlelerinden oluştuğunu unutmayalım. Gerçek kilo kaybının yağ kaybı olduğunu anımsayalım. Yani doğru beslenme ile yağ kaybediyor olabilirsiniz. Ancak iklim koşulları sebebiyle vücudunuz kendisini korumaya almaya çalışacak ve normalden daha fazla su tutacaktır. Başta lodos ve diğer sert rüzgarlar estiğinde bu etkiyi doğrudan görebilirsiniz. Aniden oluşan ödemden kurtulmanın yolu bol su ve sıvı tüketmektir. Hatta dilerseniz içtiğiniz suyun ph. seviyesini yükseltebilirsiniz. yani sürahinizin içine kabuk tarçın, bazı taze otlar (nane/ fesleğen), kakule, zencefil ya da havlıcan atabilirsiniz. Dahası yeşil elma ve portakal dilimleriyle destekleyebilirsiniz. Bu malzemeler suda bekledikçe size daha çok yardım edecektir.
Buna benzer bir tarifi 1,5 yıl kadar önce yaz versiyonuyla paylaşmıştım; aynı tarifi mevsime uyarlayabilirsiniz: Lütfen tıklayınız 🙂

Ayrıca yağ direnci denilen bir fenomen var. Yine aniden soğuyan havaların marifeti. Bu zamanlarda, egzersiz, sauna yoluyla vücudunuzun ısısını yükselterek bununla mücadele edebileceğiniz gibi; termal yiyeceklerden ve baharatlardan faydalanabilirsiniz. Yani sıcak bir çorba, pul biber, zencefil, karabiber gibi sıcak baharatlar ve sıcak tüketilen bitki çayları size yardımcı olacaktır. Aynı şekilde spor yaparken termal şortlar kullanabilir ya da gazete kağıdı/streç film gibi yalıtkan malzemelerden faydalanarak vücudunuzdaki ısıyı daha iyi dönüştürebilirsiniz. Ayrıca normal sıcaklıkta yapacağınız banyo da vücut sıcaklığınızı yeniden ayarlamanıza yardımcı olacaktır. Banyolarınızı karın ve kalça bölgesine küçük ve dairesel masajlar yaptığınız mini kürler olarak değelerlendirmeyi ihmal etmeyin 🙂

Günlerin kısa olması, güneşli gün sayısının azalması da kilo kaybının durması üzerinde ciddi bir etkendir. Mehmet Öz’ün Siz Diyettesiniz kitabında belirttiği gibi; “Beyninizdeki serotonin seviyesi düştüğünde vücudunuz açlığı sezer ve kendini korumak için açlık sinyalleri göndermeye başlar…” Güneşli günlerle serotonin seviyesi arasında doğrudan ve kopartılamaz bir bağ olduğunu söyleyen bilimsel kaynaklara bakacak olursak; d vitaminini arttırma zamanımızın geldiğini anlayabiliriz. Şu halde omega bakımından zengin gıdalara yönelme zamanıdır… Peki bunlar hangileri; Taylan Kümeli’nin Sentez Diyeti kitabında Omega-3 kaynaklarına örnek olarak: “Ceviz, fındık, soya fasulyesi, lahana, ıspanak, brokoli, marul ve soğuk su balıkları ya da balıkyağı kapsülleri” şeklinde sıralıyor.

Annemle bu direnç konusunu konuşurken bana aktardığı bir diğer bilgi de  besin intoleransları… Besin intoleransı, alerjiden daha farklı bir olgu. Kabaca şöyle izah edilebilir: “Bir gıda sizin metabolizmanız tarafından sindirilmeyi reddediyor” Yani söz gelimi yulafa intoleransınız var. Oysa siz onu, faydasını görmek, içerdiği e vitamininden faydalanmak ve lifli yapısı için tüketiyorsunuz. Normal şartlar altında, düşük glisemik indeksi sizi tok tutmalı; Lifli yapısı sayesinde kolaylıkla tuvalete çıkabilmelisiniz ve dahası hafif hissetmelisiniz. Oysa tüketiminizin ardından şişkinlik, tuvalete çıkma sıkıntısı ve bir takım sindirim problemleri baş gösteriyor. Ancak siz yulaftan kuşkulanmıyorsunuz. Şu halde yulaf, mayınlı tarladaki mayın… Hedefe giderken mayına basmamak için bu besinlerle aranıza bir süre mesafe koymalısınız.

Bütün bu faktörlerin yanı sıra bir de vücudunuzun bu yeni halinize “hayret etme” tepkisi var. Yani ben böyle adlandırıyorum. Bedeniniz için bir çağ kapanırken bir çağ açılıyor. Kilo veriyorsunuz ve vücudunuz yeni halinin bir “güçten düşme” olmadığını anlamak istiyor. Kendisini duraksatıyor; yeni alana geçmeden önce bu yenilikten kendisini korumak istiyor. Eğer siz doğru şeyi, bilimsellikle ve sağlıkla yapmaya devam ederseniz bu “hayret etme” sürecini sona erdirebilirsiniz.

Bir de baskülde sürekli aynı sayıyı görüyorsunuz ama öte yandan bel, bacak, kalça bölgesinde incelme ve daralma hissediyorsunuz. Aslında bu en az baskül kadar ciddi ve önemli bir sonuçtur. Ayrıca doğru ölçümle size somut olarak “doğru yolda” olduğunuza ve boşa kürek sallamadığınıza dair veri sağlar. Hatta Mehmet Öz’e kalırsa kilo ölçümünden daha önemli ve daha sağlığa dair bir şey varsa bu da bel çevresinin ölçümüdür.

Bilimsel bu ayrıntıları heybemize koyduktan sonra; direnç süreci için şunu asla aklınızdan çıkartmayın sevgili okurlar:
1- Basküldeki kilo size ne söylerse söylesin bunu aşmanın yolu DOĞRU ve TEMİZ beslenmeye vazgeçmeden devam etmektir. Böylelikle bir şansınız olur… Ama bu “geçici” direnç noktasında vazgeçerseniz, o şansı yitirebilirsiniz ve muhtemelen yeniden başa alırsınız . Bu vücudunuz için tehlikeli olan yoyo sürecini başlatmak demek, aynı zamanda morallerin yıpranması anlamına geliyor. O yüzden baskülden yardım alın ama size hükmetmesine izin vermeyin. Siz ondan istediğinizi alana dek savaşmayı ve sağlıklı kalmayı sürdürün. Geri dönüp baktığınızda “iyi ki vazgeçmedim ve inancımı yitirmedim” diyeceksiniz.
2- Baskülün suskun olduğu zamanlarda bel, kalça ve bacak ölçülerinizi kaydetmeyi sürdürün. İnceldiğinizi görmek size şu düşünceyi aşılayacaktır : “mezura bana bunu söylüyorsa pek yakında baskül de inceldiğimi söyleyecektir”
3- Direnç kilosunda olmak demek, 3 hafta boyunca tartıda aynı sayıyı görmek demektir. Kendinize gereğinden erken “direnç” gösteriyorum teşhisi koymayın.
4- Vazgeçmeyin… özellikle de biz kadınlar için sağlıklı kilomuza gelirken bir çok imtihan edici parametre vardır. Hormonlarımız, özel günlerimiz, dış etkenlere açık metabolizmalarımız, stresten, uykusuzluktan ve yorgunluktan daha çok etkilenen halimiz… en başta da dediğim gibi, doğru şeyi yapmayı sürdürün: Doğru süreç doğru sonucun tek anahtarıdır çünkü…
5- Eğer gerekli görüyorsanız bu listeden de faydalanabilirsiniz: Direnç Kırıcı Kür (by. dyt Taylan Kümeli)

Sağlıklı günler 🙂

Reklamlar