İlham verenler :)

kendinize... etrafınıza... ışık arayan ve gerçekçi olan herkese...

kendinize… etrafınıza… ışık arayan ve gerçekçi olan herkese…

“Takımınızdan daha çok bahsedin, çünkü beni kendime inandırıyorlar” yazmış Feride mailinde…

Ben de başarı öykülerimizi asla es geçmiyorum, ne zamanki bir arkadaşım hedefine ulaşsa ya da “bu eşik aşılmaz” dediği bir eşiği aşsa hemen size yazıyorum.

Gebelikte kilo aldığımda, etrafımda bana ne yapamayacağımı söyleyen, geçmişten getirdikleri klişeleri tekrar eden onlarca insan vardı.

Onlara göre emzirirken diyet yapılmazdı. Bilinen anlamda, kalorisi çok düşük ve tek tip beslenmeye dayalı diyetler sadece emzirirken değil hayatımızın hiçbir alanında yapılmamalıydı zaten. Doğru bir beslenme listesinin içinde, eti, yoğurdu, sebzesi, meyvesi, kuru baklagilleri, kuru yemişleri olmalıydı… O zaman bu gerçeği onlara izah etsem de var olan kilom insanların daha çok konuşmasına neden oluyordu.

Onlara göre, bir daha asla eskisi gibi formda olamayacaktım. Onlara göre süt verebilmemin tek yolu yağlı ve şekerli beslenmemdi, onlara göre anne olan kadın yaşlanmaya doğumla birlikte başlıyordu…

Kilo verenlerin bebek bakıcıları, aşçıları, spor antrenörleri vardı (!!!) – tabii ya ne demezsin-

Onlar sürekli “yapamayacaklarımı” söylediler. Bunları söylerken ezberlediklerini yüzüme okumaktan, basit ve yavan akıl yürütmelerini tekrarlamaktan çekinmediler. Ben böyle anlarda tartışan biri değilimdir. Annemin metoduna, bilimselliğine, kendi irademe ve zamanın getireceklerine güveniyordum. Önceliğim evladımı emzirmekti… Hiç bilmediğim bir şeyi yapacaktım, zamanı yönetebilecek miydim, emin değildim. Onu da yaşayıp görecektim… Son aylarda ödem iyice başıma dert olmaya başladığında, normalin iki katı bir ebatım vardı diyebilirim. Yani hamilelikte kilo alan kadınların figüratif değil gerçek portresiydim.

İşte öyle anlarda, bana yapamayacaklarımı söyleyen insanları dinlemek bana hiçbir şey vermediği için dünyadaki başarı öykülerini araştırmaya başladım. Gebelik sonrası ya da değil, sağlıklı yollarla ve yeterli sporla kilo vermiş kişileri, ünlülerin değil, benim gibi evladına, evine ve işine aynı anda ve sıfır yardımla yetişmeye çalışan bir kadına hitap edecek öyküleri işaretledim. Çok çocuklu, yoğun tempolu insanların kilo verme öykülerini keşfettikçe benim rol modellerim bu isimsiz kahramanlar oldu. Vazgeçmeden kendisi için en doğrusunu araştıran, uygulayan, vazgeçmeyen ve çevresine ışık saçarak bildiklerini paylaşmaktan çekinmeyen insanlara duyduğum saygı bana güç veriyordu.

Üstelik benim birkaç avantajım daha vardı, hayatımın çok büyük bir kısmını sağlıklı beslenmenin teorik ve pratik olarak yaşandığı, öğretildiği, öğrenildiği ve uygulandığı bir atmosferde geçirmiştim. Dünyadaki en iyi hocaların konuşmalarını, derslerini birebir dinleme şansım olmuş, çok iyi şeflerin mutfaktaki yaratıcılıklarına bizzat şahit olmuştum. Sürekli bir öğrenme halindeydim… Dahası annem gerçekten işini iyi yaptığına inandığım birkaç diyetisyenden biriydi. Çocukluğumuzdan itibaren yeme içmeye dair sorduğumuz tek bir soru bile havada asılı kalmamış, daima en bilimsel, en keyifli yanıtlarla doyurulmuştuk. Belki de yaşamımda beslenmemin kontrolünü en çok yitirdiğim, mecburiyet ve özel durumumla da iyice sıkıntı yaşadığım bu anın içinden çıkmanın yolu bildiklerimi ve yeni öğreneceklerimi harmanlamaktı… Benim ışığım, ilham kaynaklarım ve “ben de yapabilirim” dememi sağlayan insanlar asla vazgeçmeyen ve başarı öykülerini yazan insanlardı… Bu başarı öykülerinde kendi gerçeklikleri, zaafları, zorlanışları da vardı. Ama asla vazgeçmiyorlardı… Her zaman benim içinden geldiğim ekolü benimsiyor da değillerdi ama daima bilimsel, gerçekçi, sürdürülebilir ve sağlıklı olana yöneliyorlardı. Kendilerini geliştirmekten asla çekinmiyorlardı. Söylesenize, bu nasıl ilham verici olmasın?

Bu yüzden başarı öyküleri benim için çok ama çok özeldir. Feride’nin mailinde yazdığı seslenişin ne anlama geldiğini çok iyi anlıyorum… Feride’nin mailini okuduğum esnada, bir sonraki başarı öyküsü geldiğinde bunu Feride’ye ve azimden ilham alan herkese adayacağım demiştim… Bu post, onlara armağan olsun…

Şu an yazma şansım oluyor… Bugün size Eda’dan bahsetmek istiyorum. Daha önce sürecimiz esnasında kendisiyle tanıştırmıştım ancak şimdi hedefine ulaşma öyküsünü anlatma vakti geldi…

eda başardı...

eda başardı…

Eda’nın başarısını instagram sayfamda duyurduğumda şöyle not düşmüşüm, sizinle buradan da paylaşıyorum:

“Bugün alkışlar Eda’ya… 70.4 kilodan 57 kiloya kadar sürdürdüğü azmine. Azim diyorum çünkü Eda, Irak Erbil’de bir şantiyede çalışan bir mühendisti (9 ağustosa kadar böyleydi) Oradaki fiziksel koşullar itibariyle sporumu yapamam DEMEDİ. Ben bu malzemeyi bulamam olmaz bu iş DEMEDİ. Onun yerine “sporumu yapmamın başka yolu var mı?” dedi, “bulamadığım yiyecekler bunlar, başka alternatifleri var mı?” dedi. Hedefinin adına “57” dedi ve ne bir eksik ne bir fazla… Tatiline kadar kendisine zaman tanımıştı. 3 aylık bu sürede en küçük bir kaçamak yapmadan ve elbette molalar da alarak ama emeğimize ihanet etmeden bu işi bitirdi. Ben ona sadece sevgi değil bu sözünü ettiğim azmi nedeniyle çok büyük bir saygı da duyuyorum. Programımızın koruma fazına geçti. Taylan Kümeli’nin sadece danışanlarıma özel hazırladığı listelerle ve bendenizin koçluğunda biz Eda ile ağırlıklarımızdan kurtulduk…”

Yoğun temponuz, fiziksel uygunsuzluklar ya da beslenmenizde bir türlü çözemediğiniz tıkanıklıklar sizi yıldıracak gibi olabilir. Ama her zaman başka, iyi ve doğru bir yolun olduğunu kendinize anımsatın lütfen… Kendinizden asla vazgeçmeyin, geçmişteki denemelerinizde olup biten başarısızlıklarınızı geleceğinize fatura etmeyin, yine aynısı olacak demeyin…

Doğru beslenme, yani şimdi kullandığımız anlamda rejim değil, yeme ve mutfak tarzımızı ifade eden diyet, uzman diyetisyenin elinden size en uygun kriterlerle çıktığında sizi ve yapınızı orantılı olarak şekillendirmeye, sağlıklandırmaya ve sizin için sağlıklı olan kiloya doğru sizi harekete geçirmeye başlar. Geçtiğimiz günlerde bir diyetisyen hocamız buna dair çok güzel bir not yazmıştı, aradım fakat bulamadım ancak aklımda kalan, yeme içmemizin bizim sağlığımız açısından neyi aradığımıza bağlı olarak biçimlendirilmesi gerektiği idi…

Gerçekten iyi beslenme, size sağlıktan ve dolu dolu yaşamdan başka bir şey vermez zaten. Etrafınızda sağlıklı yiyerek ideal kilosuna gelen insanlarla, gözü kapalı bir şekilde kilo vermek için her şeyi yapan insanları kolayca ayırt edersiniz. Fiziksel ve psikolojik olarak kolayca gözlemlenebilir bu…

Eda, kendi başarı öyküsüne şu önemli notu düşmüştü: (instagram sayfamda da görebilirsiniz)

image_1

“En büyük endişemdi yüzümün çökmesi, çünkü yüz, gerçekten yaş tayininde en önemlisi. Ama o kadar orantılı kilo verdim ki, hem kollarım inceldi, hem de asla incelmez dediğim bacaklarım. Hem yüzüm küçüldü hem göbek kısmım inceldi…”

Küçülen, daralan, incelen yapımız sağlıklı ve doğru beslenmede son derece orantılı olarak ilerler… Bu da göstergelerden yalnızca bir tanesi… yani çökme yoktur küçülme vardır, sarkma yoktur incelme ve daralma vardır, orantısızlık yoktur bütünsellik vardır.

Az sonra son 8 kiloluk viraja girdiğimiz Deniz’in de fotoğrafını paylaşacağım… 66.3 ile başladığımız yolculuğumuzda 56 kilodayız şu an… Bu fotoğraflar ise 64-56 kg aralığında yani 8 kiloluk bir fark varken çekildi… Ancak incelme daha da fazlası varmış gibi gösteriyor. Bu da son derece orantılı giden ve yağ kütlesi olarak kaybedilen kilonun işareti…

Deniz 10 kg verdi. Elimizdeki bu 2 fotoğrafta ise 8 kilonun farkı görülüyor. Oysa incelme ve şekillenme muhteşem...

Deniz 10 kg verdi. Elimizdeki bu 2 fotoğrafta ise 8 kilonun farkı görülüyor. Oysa incelme ve şekillenme muhteşem…

Ben takımımdaki arkadaşlarımın her defa kendi hikayeleri içindeki zorlukları ve güzellikleri; imkansızlıkları ve olanakları aynı anda okuyabildiğimizde başarılı olacağımıza inandım… Elbette kendi emeğinizi çöpe attığınızda hep söylediğim gibi kimse eğilip o emeği sizin için çöpten almaz ama iyi bir takım arkadaşı ve doğru bir rehber o emeğin daima kıymetlenmesi ve çöpe gitmemesi için size omuz verir ve doğru yolu gösterir.

İşte bu yüzden yolumuza 76.8 ile çıkarken gram bile kıpırdamayacağını düşünen ama bugün 68.2’ye merhaba diyen Aylin’in başarısı ikimizin arasındaki iletişimin ve bilimselliğin başarısıdır. Tülay’ın 71.5’tan 66.0’ya gelişi, Şeyda’nın bugün 76.7 ile başlayan yolculuğunda 63’ü görmesi, Burcu’nun 60’tan 55’e gelişi, Güzide’nin emzirirken 72.5 ile başlayıp 64 ile devam eden süreci yazılmakta olan başarı öyküleridir ve inançla, azimle, “yapamayacaklarımızı” değil “yapabileceklerimizi” fark ettikçe yazılmaya devam edecektir…

Ben onlara inanıyorum. Ben vazgeçmeyenlerin öykülerinin, azimli olan herkese ışık tutabildiğine inanıyorum.

Kucak dolusu sevgiler

Elif Ezgi Uzmansel


					
Reklamlar