Tanıdık Sorunlara Yeni Çözümler…

Size, çok tanıdık gelen bir hikaye anlatacağım… Meselenin kilo almak ya da kilo vermek değil, meselenin disiplini kurmak ve betonlaşmış alışkanlıklarımızı değiştirmekle ilgili olduğunu içten içe bildiğimiz ve bazen yüksek sesle olmasa da yine içten içe kendimize fısıldadığımız bir hikaye bu…

Bazen her şey itiraf etmekle başlar, netleşmek ve çöpleri ayıklamakla devam eder, kararlılıkla sürer ve gelişmiş olarak tamamlanır. Bakalım, siz de bu itirafı bir yerden tanıyor musunuz?

“Defalarca başladım, bir çok yöntemle ilerlemeye çalıştım ama zihnimde sürekli “yapamazsın” diyen bir ses çınlıyor ve ben de ona katılıyorum…

Çünkü ne yaparsam yapayım, ya yarım kalıyor ya da bir şeyler beni kolaylıkla çeldiriyor. Aslında kavga ettiğim midem değil, zihnim… Bana verdiği emirler o kadar net ki, kendimi sürekli olarak yarı yolda bırakmama neden oluyor…

Keşke hedefimi netleştirebilsem…

Keşke hedefime ulaşırkenki yolumu netleştirebilsem… Ve kendimi yeniden yapılandırırken, hedefimi geliştirirken bundan hiç vazgeçmeyecek kadar motive kalabilsem… Bu mümkün mü? “

 

  • Kendinize karşı dürüst ve net olmak…

Bu, “ben nasılsa böyleyim” diyen boşvermiş bir itiraftan çok, değişime açık, kendisini sorgulamaya ve dönüştürmeye açık insanların başlangıç şeklinden söz ediyorum.

  • Hedefim nedir?
  • Kendimi şu an nasıl görüyorum?
  • Kendimi nasıl görmek istiyorum?
  • Beni engelleyen nedir? Adlı adınca neler benim engellerim?
  • Bu engelleri ortadan kaldırmak için ne yapmalıyım?
  • Bu engelleri ortadan kaldırmak için ne kadar süre uğraşmalıyım?
  • Ne kadar zaman alırsa alsın, kendime ve disiplinime olan algımı değiştirmek için çabalamaya hazır mıyım?
  • Kendinizi yeni halinizle hayal etmekten hiç vazgeçmeyin…

En yorulduğunuz zamanlarda bir yol ayrımına gelirsiniz. Bunu adlandıramaz ya da yanlış adlandırırsınız: Devam mı tamam mı?

Oysa aslında ağzında durduğunuz yol ayrımı: “eskiye geri mi döneceğim, yoksa kat ettiğim yola ihanet etmeyerek devam mı edeceğim?” Soruyu böyle sorduğunuzda vazgeçmekten vazgeçiyorsunuz değil mi?

neden kendi hayallerinizi somutlaştırmıyorsunuz?  Önce adını koyun, sonra yazıya dökün, sonra daima gözünüzün önünde olmasını sağlayın :)

neden kendi hayallerinizi somutlaştırmıyorsunuz?
Önce adını koyun, sonra yazıya dökün, sonra daima gözünüzün önünde olmasını sağlayın 🙂

  • Kat ettiğiniz aşamalara haksızlık etmeden, sabır ve sebatla devam edin, çünkü…
Aşamalarınızı daima kaydedin, Gülay hanımla kayıt tutmak bizim motivasyonumuzu daima arttırdı ve sürece olan katılımını diri tuttu.

Aşamalarınızı daima kaydedin, Gülay hanımla kayıt tutmak bizim motivasyonumuzu daima arttırdı ve sürece olan katılımını diri tuttu.

Bazı süreçler, zamana yayıldığında yola neden çıktığımızı unutabiliriz. Oysa ya hiç başlamamış olsaydınız? Bu bakımdan kayıt tutmak çok ama çok önemlidir. Nereden başladığınız ve ne kadar yol aldığınıza dair size ölçülebilir kanıtlar sunar. Blogda yer alan deftere benzeyen bir kontrol günlüğü tutabilir, ya da siz de takım arkadaşlarımla yaptığım gibi fotoğraflı bir arşiv oluşturabilirsiniz. Bunu yapmayı asla bırakmayın. Böylelikle kat ettiğiniz aşama size “az” gelse bile “ aslında kulağınıza şunu fısıldayacaktır “sen yola çıktın ve başlamak bitirmenin yarısıdır”

  • Mutlaka eğlenin…

Evet, bu disiplin ve ciddiyet gerektiren bir süreç çünkü işin uzamasından, yıllar içerisinde defalarca karşınıza çıkarak sizi yıldırmasından çok sıkıldınız… Bu oldukça anlaşılır bir şey. Ancak bu, eğlenmeyi unutacaksınız anlamına gelmiyor. Sadece eğlence algınızı yeniden tanımlamaya çalışın. Sürecinize dair yerine getirmeniz gerekenleri illâ mutsuz ve baştan savma “bitse de gitsek” mantığıyla yapmak zorunda değilsiniz. Bazen basit bir tabağı şölenle hazırlamak sizi tahmin edebileceğinizden çok daha motive eder. Ve ilk lokmanız ağzınıza girmeden önce doygunluğunuz gözlerinizle başlar.

‘Yemek için değil, tabağımı süslemek için bir sonraki öğünü bekliyorum’ diyen bir takım arkadaşım, bu durumun en güzel örneğini veriyor bize. Çünkü aslına bakarsanız, odak noktasına “ye ye ye” sloganını koyan da bizleriz, o tabelayı oradan kaldıracak olan da…

Mecburiyet mi şölen mi? Motivasyonunuz tercihinizle şekillenecek unutmayın...  Şimdi... Neyi tercih ediyorsunuz?

Mecburiyet mi şölen mi? Motivasyonunuz tercihinizle şekillenecek unutmayın…
Şimdi… Neyi tercih ediyorsunuz?

  • Kör yiyici değil, bilinçli tüketici…

Az sonra bir şeyler yiyeceksiniz… Neden tabağınıza ve sonrasında da bedeninize misafir ettiğiniz besinler hakkında bilgi toplamıyorsunuz? Neden oradalar, neden bir araya geldiler, neden o porsiyonda servis edilmeleri öneriliyor? Sizin hangi ihtiyacınızı karşılamak için önerildiler? Ya da siz neden böyle bir besini tercih ettiniz? Doğru kaynakları taramayı ve tabaklarınız size hükmetmeden önce sizin onlara hükmeden kişi olmanızı sağlayabilirsiniz. İçtiğiniz suyun bile bedenimize anlattığı bir şey var; yeter ki dinlemeyi tercih edelim… Peki, bu bize ne sağlar ve bu neyi engeller? Bu, yaşam boyu alışkanlıklarımızı oluştururken edilgen değil, etkin ve seçici olabilmemizi sağlar. Yani uzun vadede, kat ettiğiniz yolu korumanıza ve pekiştirmenize yardım eder. Neyi engeller? Doğru bilinen, ya da yapılagelen ve asla sorgulanmayan hataları, masum görünen tehlikelilerin yaşamınızda barınmasını engeller.

  • Üşenmek = “Kendim için bir şey yapacak değilim, başkası benim için bir şey yapar mı acaba?” demek mi?

“Kim hazırlayacak o yemekleri, şöyle dışarıdan söyleyebileceğimiz bir şeyler olsa…” Şimdiye kadar şikâyetlerinizin altında yatan şeyin, bu tutumunuz olmadığına emin misiniz?

“Evde zaten hazırlanan şeylerden kontrollü bir şekilde tüketsem olmaz mı?” Evde tüketilen şeyleri de reformize etmediğiniz sürece gerçekten kalıcı bir sonuç mümkün olabilir mi? Elbette, dışarıda da evde de az önce bahsettiğimiz gibi, bilinçli tercihler yapabilmeniz çok önemli. Hali hazırda var olan bir besini, ne kadar ve ne zaman tüketebileceğinize dair bilgilenmiş olmanız, bu konuda yeterince araştırma yapmanız size elbette çok yardım eder. Ama daha aktif bir sonuç, daha aktif bir değişim ve dönüşümden geçmez mi? Yani evet, mutfağınıza girmeli, her zaman yaptığınız şeyleri sorgulamaya başlamalı, hayatınıza yeni katılan bilgiler ve tariflerle yeme içme repertuarınızı zenginleştirmelisiniz. Bu, var olanları sonsuza kadar terk etmek anlamına gelmiyor; bu, onları kendi yararınıza dönüştürmek, bu dönüşümü gerçekleştirecek pratikleri yapmanız anlamına geliyor. O yüzden sevgili okuyucu: Üşenmeyiniz…

  • Zamanı anlamak.
zamana bakışınızı yenileyin.

zamana bakışınızı yenileyin.

“O kadar yoğunum ki, ben kim yürüyüş yapmak kim?” Demek, kendiniz için ayıracağınız bir saat ya da en azında bi kırk beş dakika size imkansız geliyor… Neden günün yirmi dört saat olduğunu anımsamıyorsunuz? Ya da başka bir şekilde söylersek 1440 dakikadan kırk beş, altmış dakika ayırmak neden gözünüzde büyüyor? Belki zamana yanlış bakıyoruz. Belki zamandan yiyoruz derken, o bizi yiyip bitiriyor. Sizi bunaltan ya da gözünüze imkansız gelen pek çok konunun aslında o konuya nasıl baktığınızla ilgisi olduğunu söylersem yeni bir şey söylemiş olmam. Ama sanırım bunu siz kendinize söylerseniz, belki içinizdeki yılgın insanı ikna edebilirsiniz.

  • Çevresel Faktörler

Kitabımızdaki motivasyon rehberini yazarken, hatırı sayılır bir bölümü bu konuya ayırmıştım. Aslında ilk maddeden itibaren siz de gördünüz ki, bu süreç ne kadar size dair. Fakat işin ilginç yanı insanlar size bu konuya dair sınırlarını bilmeksizin yorum yapabiliyorlar ve bu da sizi yavaşlatabiliyor, demoralize edebiliyor.

  • Aaaa ne kadar kilo aldın sen eskiden böyle değildin…
  • Bunlarla mı kilo vereceksin? Bu kadarla kalsa ben de kilo verirdim.
  • O kadar kilo verdin ki, çöktün resmen
  • Sen yine yapamazsın,
  • Etme eyleme sağlığından olacaksın.
  • Hala kalçada biraz var…
  • Vaktini bunlarla mı harcıyorsun
  • Aaaa, bu günlük de boşver canım, bak tadına şunların işte ne var. Hem sonra böyle olmaz ki, ille alırsın geri….

Uzayıp gidiyor… Fakat sizin bilmeniz gereken bir tek şey var… Herkes gidip kendinizle baş başa kaldığınızda gerçekten çok istediğiniz şeyin ne olduğunu ancak siz hatırlıyor olacaksınız. Neden bu yolu seçtiğinizi, nelerden şikâyetçi olduğunuzu, bu yorumların içinde samimi uyarılar kadar negatif, önyargılı ve hatta gerçek dışı yaklaşımların olduğunu da bileceksiniz. Eğer kendiniz için en uygun ve en doğru yolu bulduysanız ve buna yürekten inanıyorsanız, en büyük cevabı yolunuza devam ederek ve hedefinize sebatla ulaşarak verebilirsiniz.

Kısacası sevgili okuyucu, çoğumuz karanlıktan korktuğumuzu sanır ama aslında kendi ışığımızdan korkarız… Siz, kendi ışığınızdan korkmayınız… Bilakis, bu ışığın en doğru şekilde sizi aydınlatması için kendinize destek olmaktan vazgeçmeyip size yolunuzda pozitif adımlar attırabilecek öğretilere kapılarınızı açınız.

Sizin ışıltınız ne renk?

Sizin ışıltınız ne renk?

Kucak dolusu sevgiler

  1. Ezgi Uzmansel
Reklamlar

İlham verenler :)

kendinize... etrafınıza... ışık arayan ve gerçekçi olan herkese...

kendinize… etrafınıza… ışık arayan ve gerçekçi olan herkese…

“Takımınızdan daha çok bahsedin, çünkü beni kendime inandırıyorlar” yazmış Feride mailinde…

Ben de başarı öykülerimizi asla es geçmiyorum, ne zamanki bir arkadaşım hedefine ulaşsa ya da “bu eşik aşılmaz” dediği bir eşiği aşsa hemen size yazıyorum.

Gebelikte kilo aldığımda, etrafımda bana ne yapamayacağımı söyleyen, geçmişten getirdikleri klişeleri tekrar eden onlarca insan vardı.

Onlara göre emzirirken diyet yapılmazdı. Bilinen anlamda, kalorisi çok düşük ve tek tip beslenmeye dayalı diyetler sadece emzirirken değil hayatımızın hiçbir alanında yapılmamalıydı zaten. Doğru bir beslenme listesinin içinde, eti, yoğurdu, sebzesi, meyvesi, kuru baklagilleri, kuru yemişleri olmalıydı… O zaman bu gerçeği onlara izah etsem de var olan kilom insanların daha çok konuşmasına neden oluyordu.

Onlara göre, bir daha asla eskisi gibi formda olamayacaktım. Onlara göre süt verebilmemin tek yolu yağlı ve şekerli beslenmemdi, onlara göre anne olan kadın yaşlanmaya doğumla birlikte başlıyordu…

Kilo verenlerin bebek bakıcıları, aşçıları, spor antrenörleri vardı (!!!) – tabii ya ne demezsin-

Onlar sürekli “yapamayacaklarımı” söylediler. Bunları söylerken ezberlediklerini yüzüme okumaktan, basit ve yavan akıl yürütmelerini tekrarlamaktan çekinmediler. Ben böyle anlarda tartışan biri değilimdir. Annemin metoduna, bilimselliğine, kendi irademe ve zamanın getireceklerine güveniyordum. Önceliğim evladımı emzirmekti… Hiç bilmediğim bir şeyi yapacaktım, zamanı yönetebilecek miydim, emin değildim. Onu da yaşayıp görecektim… Son aylarda ödem iyice başıma dert olmaya başladığında, normalin iki katı bir ebatım vardı diyebilirim. Yani hamilelikte kilo alan kadınların figüratif değil gerçek portresiydim.

İşte öyle anlarda, bana yapamayacaklarımı söyleyen insanları dinlemek bana hiçbir şey vermediği için dünyadaki başarı öykülerini araştırmaya başladım. Gebelik sonrası ya da değil, sağlıklı yollarla ve yeterli sporla kilo vermiş kişileri, ünlülerin değil, benim gibi evladına, evine ve işine aynı anda ve sıfır yardımla yetişmeye çalışan bir kadına hitap edecek öyküleri işaretledim. Çok çocuklu, yoğun tempolu insanların kilo verme öykülerini keşfettikçe benim rol modellerim bu isimsiz kahramanlar oldu. Vazgeçmeden kendisi için en doğrusunu araştıran, uygulayan, vazgeçmeyen ve çevresine ışık saçarak bildiklerini paylaşmaktan çekinmeyen insanlara duyduğum saygı bana güç veriyordu.

Üstelik benim birkaç avantajım daha vardı, hayatımın çok büyük bir kısmını sağlıklı beslenmenin teorik ve pratik olarak yaşandığı, öğretildiği, öğrenildiği ve uygulandığı bir atmosferde geçirmiştim. Dünyadaki en iyi hocaların konuşmalarını, derslerini birebir dinleme şansım olmuş, çok iyi şeflerin mutfaktaki yaratıcılıklarına bizzat şahit olmuştum. Sürekli bir öğrenme halindeydim… Dahası annem gerçekten işini iyi yaptığına inandığım birkaç diyetisyenden biriydi. Çocukluğumuzdan itibaren yeme içmeye dair sorduğumuz tek bir soru bile havada asılı kalmamış, daima en bilimsel, en keyifli yanıtlarla doyurulmuştuk. Belki de yaşamımda beslenmemin kontrolünü en çok yitirdiğim, mecburiyet ve özel durumumla da iyice sıkıntı yaşadığım bu anın içinden çıkmanın yolu bildiklerimi ve yeni öğreneceklerimi harmanlamaktı… Benim ışığım, ilham kaynaklarım ve “ben de yapabilirim” dememi sağlayan insanlar asla vazgeçmeyen ve başarı öykülerini yazan insanlardı… Bu başarı öykülerinde kendi gerçeklikleri, zaafları, zorlanışları da vardı. Ama asla vazgeçmiyorlardı… Her zaman benim içinden geldiğim ekolü benimsiyor da değillerdi ama daima bilimsel, gerçekçi, sürdürülebilir ve sağlıklı olana yöneliyorlardı. Kendilerini geliştirmekten asla çekinmiyorlardı. Söylesenize, bu nasıl ilham verici olmasın?

Bu yüzden başarı öyküleri benim için çok ama çok özeldir. Feride’nin mailinde yazdığı seslenişin ne anlama geldiğini çok iyi anlıyorum… Feride’nin mailini okuduğum esnada, bir sonraki başarı öyküsü geldiğinde bunu Feride’ye ve azimden ilham alan herkese adayacağım demiştim… Bu post, onlara armağan olsun…

Şu an yazma şansım oluyor… Bugün size Eda’dan bahsetmek istiyorum. Daha önce sürecimiz esnasında kendisiyle tanıştırmıştım ancak şimdi hedefine ulaşma öyküsünü anlatma vakti geldi…

eda başardı...

eda başardı…

Eda’nın başarısını instagram sayfamda duyurduğumda şöyle not düşmüşüm, sizinle buradan da paylaşıyorum:

“Bugün alkışlar Eda’ya… 70.4 kilodan 57 kiloya kadar sürdürdüğü azmine. Azim diyorum çünkü Eda, Irak Erbil’de bir şantiyede çalışan bir mühendisti (9 ağustosa kadar böyleydi) Oradaki fiziksel koşullar itibariyle sporumu yapamam DEMEDİ. Ben bu malzemeyi bulamam olmaz bu iş DEMEDİ. Onun yerine “sporumu yapmamın başka yolu var mı?” dedi, “bulamadığım yiyecekler bunlar, başka alternatifleri var mı?” dedi. Hedefinin adına “57” dedi ve ne bir eksik ne bir fazla… Tatiline kadar kendisine zaman tanımıştı. 3 aylık bu sürede en küçük bir kaçamak yapmadan ve elbette molalar da alarak ama emeğimize ihanet etmeden bu işi bitirdi. Ben ona sadece sevgi değil bu sözünü ettiğim azmi nedeniyle çok büyük bir saygı da duyuyorum. Programımızın koruma fazına geçti. Taylan Kümeli’nin sadece danışanlarıma özel hazırladığı listelerle ve bendenizin koçluğunda biz Eda ile ağırlıklarımızdan kurtulduk…”

Yoğun temponuz, fiziksel uygunsuzluklar ya da beslenmenizde bir türlü çözemediğiniz tıkanıklıklar sizi yıldıracak gibi olabilir. Ama her zaman başka, iyi ve doğru bir yolun olduğunu kendinize anımsatın lütfen… Kendinizden asla vazgeçmeyin, geçmişteki denemelerinizde olup biten başarısızlıklarınızı geleceğinize fatura etmeyin, yine aynısı olacak demeyin…

Doğru beslenme, yani şimdi kullandığımız anlamda rejim değil, yeme ve mutfak tarzımızı ifade eden diyet, uzman diyetisyenin elinden size en uygun kriterlerle çıktığında sizi ve yapınızı orantılı olarak şekillendirmeye, sağlıklandırmaya ve sizin için sağlıklı olan kiloya doğru sizi harekete geçirmeye başlar. Geçtiğimiz günlerde bir diyetisyen hocamız buna dair çok güzel bir not yazmıştı, aradım fakat bulamadım ancak aklımda kalan, yeme içmemizin bizim sağlığımız açısından neyi aradığımıza bağlı olarak biçimlendirilmesi gerektiği idi…

Gerçekten iyi beslenme, size sağlıktan ve dolu dolu yaşamdan başka bir şey vermez zaten. Etrafınızda sağlıklı yiyerek ideal kilosuna gelen insanlarla, gözü kapalı bir şekilde kilo vermek için her şeyi yapan insanları kolayca ayırt edersiniz. Fiziksel ve psikolojik olarak kolayca gözlemlenebilir bu…

Eda, kendi başarı öyküsüne şu önemli notu düşmüştü: (instagram sayfamda da görebilirsiniz)

image_1

“En büyük endişemdi yüzümün çökmesi, çünkü yüz, gerçekten yaş tayininde en önemlisi. Ama o kadar orantılı kilo verdim ki, hem kollarım inceldi, hem de asla incelmez dediğim bacaklarım. Hem yüzüm küçüldü hem göbek kısmım inceldi…”

Küçülen, daralan, incelen yapımız sağlıklı ve doğru beslenmede son derece orantılı olarak ilerler… Bu da göstergelerden yalnızca bir tanesi… yani çökme yoktur küçülme vardır, sarkma yoktur incelme ve daralma vardır, orantısızlık yoktur bütünsellik vardır.

Az sonra son 8 kiloluk viraja girdiğimiz Deniz’in de fotoğrafını paylaşacağım… 66.3 ile başladığımız yolculuğumuzda 56 kilodayız şu an… Bu fotoğraflar ise 64-56 kg aralığında yani 8 kiloluk bir fark varken çekildi… Ancak incelme daha da fazlası varmış gibi gösteriyor. Bu da son derece orantılı giden ve yağ kütlesi olarak kaybedilen kilonun işareti…

Deniz 10 kg verdi. Elimizdeki bu 2 fotoğrafta ise 8 kilonun farkı görülüyor. Oysa incelme ve şekillenme muhteşem...

Deniz 10 kg verdi. Elimizdeki bu 2 fotoğrafta ise 8 kilonun farkı görülüyor. Oysa incelme ve şekillenme muhteşem…

Ben takımımdaki arkadaşlarımın her defa kendi hikayeleri içindeki zorlukları ve güzellikleri; imkansızlıkları ve olanakları aynı anda okuyabildiğimizde başarılı olacağımıza inandım… Elbette kendi emeğinizi çöpe attığınızda hep söylediğim gibi kimse eğilip o emeği sizin için çöpten almaz ama iyi bir takım arkadaşı ve doğru bir rehber o emeğin daima kıymetlenmesi ve çöpe gitmemesi için size omuz verir ve doğru yolu gösterir.

İşte bu yüzden yolumuza 76.8 ile çıkarken gram bile kıpırdamayacağını düşünen ama bugün 68.2’ye merhaba diyen Aylin’in başarısı ikimizin arasındaki iletişimin ve bilimselliğin başarısıdır. Tülay’ın 71.5’tan 66.0’ya gelişi, Şeyda’nın bugün 76.7 ile başlayan yolculuğunda 63’ü görmesi, Burcu’nun 60’tan 55’e gelişi, Güzide’nin emzirirken 72.5 ile başlayıp 64 ile devam eden süreci yazılmakta olan başarı öyküleridir ve inançla, azimle, “yapamayacaklarımızı” değil “yapabileceklerimizi” fark ettikçe yazılmaya devam edecektir…

Ben onlara inanıyorum. Ben vazgeçmeyenlerin öykülerinin, azimli olan herkese ışık tutabildiğine inanıyorum.

Kucak dolusu sevgiler

Elif Ezgi Uzmansel


			

Ramazandan Sonra Biz :)

17 haziran-20 temmuz arasında Fetiye müthiş bir ilerleme kaydetti... Bunu sağlıkla, doyarak ve tamamen bilimsel koşullar altında gerçekleştirebilmiş olması ise işin en büyük bonusuydu

17 haziran-20 temmuz arasında Fetiye müthiş bir ilerleme kaydetti… Bunu sağlıkla, doyarak ve tamamen bilimsel koşullar altında gerçekleştirebilmiş olması ise işin en büyük bonusuydu

Ramazan ben ve ekibim için oldukça iyi geçti diyebilirim; danışanlarımıza özel hazırladığımız Ramazan menüleri hem çok keyifliydi, hem de oldukça sağlıklıydı. Böylelikle Ramazan’daki temel hedeflerimize ulaştık.

  • İbadetimizi olabildiğince mütevazi ve afiyet içerisinde gerçekleştirebilmek,
  • Ramazan’daki davetlerde bile ne yapacağımızı bilerek şişkinlik, hazımsızlık ve kilo artışı ile karşılaşmamak.
  • Yediklerimizi doğru kombine ederek, besin ve sıvı kaybını yerine koyabilmek,
  • Yediklerimizi doğru kombine ederek Ramazan sürecinde de kilo vermeye devam etmek…

Ramazan’ın en başarılı danışanlarından birisi Fetiye idi… Kendisi 1 ayda 11 kilo vererek, hem oruç tutabilmenin hem sağlıklı beslenmenin hem de ciddi bir hafiflemenin kazanımını yaşadı. Normal şartlar ve standartlar göz önüne alındığında, bir kadının ayda maksimum 7 kilo vermesini bekleyebiliriz. Özel durumlar söz konusu olduğunda, birlikte çalıştığınız uzman kişi bu özel durumun anahtarını sizin için bulur ve önünüzdeki engeli ve sorunsalı çözümler… Fetiyede de böyle olunca kilolar standartların yukarısında kaybedildi. En önemlisi, Fetiye bu ay normalde karşılaştığı yorgunluk, tansiyon ve şişkinlik ataklarını, oruç koşullarına rağmen minimuma indirebildi.

Refika da İsveçten takımımıza katılmıştı. Yıllardır 90 kilonun altına inememekten şikayetçi olan Refika, Ramazanda başladığı programının ilk ayını 5 kilo 500 gram kayıpla tamamlayarak 8 ile başlayan sayılara geçiş yaptı. uzun süren oruç saatlerinden sonraki yeme düzenini birlikte yönettik.  Şimdi Ramazan sonrası normal beslenmeye adaptasyon halinde…

Gözde ise vermesi gereken az sayıda kilosu olan bir kişi olmasına rağmen, Ramazanda 3 kilo ile vedalaşmayı bildi.

gzd

Alp Burak bey ise 101 kilo olarak başladığı Ramazanı 98 kg olarak tamamladı.

Onların, tam verimlilikle geçirdiği bu Ramazan’a vesile olabildiğim için çok mutluyum …

Peki Ramazan’da birlikte çalışma fırsatı bulamadığımız arkadaşlar… Geçtiğimiz hafta Ramazan sonrasında 4 kişi kabul edebileceğime dair bir post göndermiştim. Ancak sizlerden gelen yoğun talepleri karşılayabilmek için bu sayıyı biraz daha yükseltmeyi planlıyorum. Birebir çalışabilmek, takım arkadaşı olarak Ramazan’da ve Bayramda ve hatta dahası tatilde üzerinize yapışan fazla kilolardan kurtulabilmek için belki bu sistem tam da aradığınız şeydir.

Ancak her şeyin ötesinde, ben yine söylemekten yorulmayacağım. Kiloları vermek, zayıflamak, incelmek her zaman bir şekilde mümkündür. Ancak bunu size en uygun, en bilimsel ve en sağlıklı şekilde yapmak önemlidir. Daha da önemlisi, bu süre zarfında kazandığınız alışkanlıklardır zira size yaşamınız boyunca eşlik edecek olan alışkanlıklarla bu programı sonlandıramıyorsanız, sonuç diğer denemeleri ve metotları aratmayacak kadar sıradanlaşır ve geçici olur.

Bu anlamda doğru ve heyecanlı bir başlangıç çağrısı kadar, sürdürülebilir, keyifli yeni alışkanlıklar katmaya sizi davet ediyorum.

17 haziran-20 temmuz arasında Fetiye müthiş bir ilerleme kaydetti... Bunu sağlıkla, doyarak ve tamamen bilimsel koşullar altında gerçekleştirebilmiş olması ise işin en büyük bonusuydu

17 haziran-20 temmuz arasında Fetiye müthiş bir ilerleme kaydetti… Bunu sağlıkla, doyarak ve tamamen bilimsel koşullar altında gerçekleştirebilmiş olması ise işin en büyük bonusuydu

Tatil öncesinde bir soru geldi, ben de yanıtlama işini bugüne yani tatil sonrasına bırakmak istedim. Soru şöyleydi; Ramazanda danışanlarınız nasıl ilerledi? Kilolarını koruyabildiler mi?

Ramazanda çalıştığımız arkadaşlarımız için önceliğimiz, ibadetlerini en sağlıklı ve verimli bir biçimde sürdürebilecekleri bir sistemi oturtmaktı. Mevsim itibariyle sıvı kaybı ki bu kayıp mineral, vitamin v.b mikro besin öğelerini de içeriyor- yerine koymaktı… Sonra ikinci hedefimiz kilomuzu korumak ve son hedefimiz ise kilo vermeyi sürdürmek olacaktı. Nitekim, oldukça sorunsuz ve keyifli bir liste hazırlandı. Taylan Kümeli’nin Ramazan metodu, benim tariflerimle 30 günlük keyifli, sağlıklı ve bilimsel bir listeye dönüştü.

Sahur da dahil olmak üzere, ara öğünlerle birlikte 4 öğün (max.) yapılırken, sıvı takviyesi ile Ramazan’ın son haftasını kucaklamış bulunuyoruz. Yukarıda gördüğünüz baskül sonuçları Fetiye hanıma ait… Fetiye hanım, Ramazan’dan bir hafta önce çalışmaya başladığımız bir danışanımız. Almanya’da yaşıyor ve Ramazan sonunda Türkiye’ye gelmeden kilo vermek için bize başvurdu. Bu ay 11 kilo kaybederek, sanırım bir ayda en çok kilo kaybeden kadın danışanımız oldu. Daha önce yaşadığı mide ve yorgunluk sorunlarını, Ramazan’a rağmen bu yıl yaşamaması ise ayrı bir kazanımımız.

Ayçayla tanıştığımızda yeni doğum yapmıştı. metabolizması benim "suskun" dediğim tarzda, yavaş ve inişli çıkışlıydı... Biz onunla 11 kiloya 2 ayda veda ettik... Ve incelmesi inanılmazdı...

Ayçayla tanıştığımızda yeni doğum yapmıştı. metabolizması benim “suskun” dediğim tarzda, yavaş ve inişli çıkışlıydı… Biz onunla 11 kiloya 2 ayda veda ettik… Ve incelmesi inanılmazdı…

Şimdi önümüzde bayram var…

Ramazan sürecinde birlikte çalışma şansı bulamadığımız arkadaşlarımız Ramazan sonrası için soruyorlar; bu soruyu yanıtlamayı ertelemeyeceğim:

Ramazan sonrası için, özel bir hafifleme ve incelme programı hazırladık ve kayıtlarımıza başladık. Bayramdan sonra eğer siz de bu kararları vermek istiyorsanız, sizi aramızda görmekten mutlu oluruz.

–          Aldığım kiloları vereceğim,

–          Hedefe ulaşacağım ve kilomu nasıl koruyacağımı öğreneceğim,

–          Doğru beslenme alışkanlıkları kazanacağım,

–          Bu kez başla bırak yapmayacağım,

–          Yoğun yaşam tempoma uygun beslenmeyi ve spor uygulamalarını öğreneceğim,

–          Metabolik hastalıklarımla doğru beslenme yoluyla mücadele edeceğim,

–          Tatlı krizleri, gece yeme atakları, defalarca diyette başa sarma halinden kurtulacağım.

–          Yeme içme repertuarımı genişleteceğim ve sağlıklanacağım…

–          Yaz mevsiminin ve sıcaklığın verimliliğinden faydalanarak metabolizma hızımı doğru beslenme metodu ile arttıracağım

Nilay PCOS'un marifeti olan kilolarından kurtulan canım danışanlarımdan bir tanesi.

Nilay PCOS’un marifeti olan kilolarından kurtulan canım danışanlarımdan bir tanesi.

 

Şimdilik bu program için yalnızca 4 kişilik bir kontenjanımız mevcut. Ramazan sonrası programı için kayıtlarımız başladı ve 25ine kadar sürecek… Kontenjan açıldıkça da buradan duyurmaya devam edeceğim. 🙂

Çalışma sistemimiz ve tarifemiz için lütfen mail adresimizden ulaşınız: ezgikoroglu@gmail.com

 

Sevgiler 🙂

Sağlıklı yaşam ve diyet koçu

Elif Ezgi Uzmansel

Sağlık, Güzellik, Hafiflik (Şeyda’nın başarı öyküsü)

77den 64e

77den 64e

“Sağlık sorunlarım ve yeme şımarıklığım bana inanılmaz kilo aldırdı” diyor Şeyda… Dizindeki ve belindeki problemin en kötü düşmanı ise kilo… Onu ağırlaştırmakla kalmıyor, ağrılarının şiddetini ve sıklığını arttırıyor. Doktoru sürekli uyarıyor onu: “Lütfen kilo ver…” Şeyda ise bir sürecin eşiğinde, uzun bir süre yurtdışına gidecek, bütün odak noktası bu, sağlıklı beslenme öncelikleri arasında değil…

Derken, yurtdışındaki süreç tamamlanıyor ve Türkiye’ye geri dönüyor. Biraz daha ağırlaşmış olarak…

Doğrudan benimle bağlantı kurup, buna bir son vermek istediğini söylüyor. “Ben üşenmem… Öyle ki, sabahları canım simit ya da poğaça çekiyorsa gidip alırım.” Biz ondaki çalışkan parçayı alıyor, geri kalan simitli poğaçalı kısmı atıyoruz.

O kadar disiplinli ve istekli ki… hani müthiş bir motivasyonla başlar, iki üç gün sonra neden yola çıktığınızı unutursunuz ya… Şeyda öyle değil… Tam anlamıyla bir maraton koşucusu… Acele ve paniğin aç bir motivasyon yiyicisi olduğunu biliyor, çünkü acele ederseniz bedeninizden gerçek dışı şeyler beklemeye başlarsınız. Bir günde 200 gram verseniz bile bunu küçümsersiniz ki bu aslında bir günde 1 paket sana yağı vücuttan atmaktır bir bakıma… Kendi yolunu ve bedenini tanıyor. Ona iyi davranmaya karar verdikten sonra bunu sürdürmek… İşte burada bizim takım arkadaşlığımız devreye giriyor. Onun için en doğru, en uygun beslenme listeleri seçiliyor.

Bugün 1 ay 3 hafta sonunda kendisi 13 kilo ile vedalaştı. Bizim son 9 kilomuz… Görüyorsunuz ya, müthiş bir incelme, toparlanma söz konusu. Çünkü uyguladığımız listeler, bir bütün halinde iyileşmeyi ve öncelikle yağ kütlesinden kayıp verdirmeyi hedefliyor.

Şeydaya kocaman bir tebrik ve alkış… İnşallah 9 kilo sonra görüşürüz diyelim.

Herkese kocaman sevgiler

Elif Ezgi Uzmansel

Sevgili Okurlarım;

Sizinle geçen hafta arkadaşlarımın kilo verme serüvenlerini paylaşmıştım… Daha sonra sizden gelen ve “bizi yüreklendirdi, bizi motive etti, lütfen sıkça yaz” istekleri üzerine bu hafta da günlük bildirimler üzerinde durmaya karar verdim…

Takım arkadaşlarımla gün içinde sıkça iletişim kuruyoruz… Bizler için kırılma noktaları var; dönüm anları, kendimizdeki değişimleri hissettiğimiz o güzel noktalar…

İşte bunlar bize “devam et, doğru yoldasın” sinyali veren ışıklar…

En aşılmaz dediğimiz, ayağımıza takılır, bu eşikten geçemem dediğimiz tümseklerden geçip gitme noktalarıdır… vazgeçmeyişimizin meyvelerini aldığımız ve bunu bütün samimiyetimizle hissettiğimiz anlar…

İşte sizinle bu hafta onları paylaşacağım…

Konumuzla ilgisiz olan ve diyaloglarımızın özel kısımlarını ayıklayarak sizlere güç ve motivasyon olacak parçalarını paylaşmak istiyorum…

Güç ve azim bulaşıcıdır, size de bizden güç ve azim bulaştırmak istiyorum.

Herkesi sevgiyle kucaklıyorum…

Ahuyla direnç haftalarında bile incelmeye devam edince ondan gelen bu mesaj beni çok mutlu etmişti :))  Baskül dursa mezura durmuyor anlayacağınız :))

Ahuyla direnç haftalarında bile incelmeye devam edince ondan gelen bu mesaj beni çok mutlu etmişti :))
Baskül dursa mezura durmuyor anlayacağınız :))

Kendinize baktığınızda uzun zamandır alıştığınız ama sizi bir yandan mutsuz eden, değiştirebileceğinize olan inancınızı kaybettiğiniz o görüntü değişir. Her şeyden önce, yüzünüzde hafif bir gülümseme vardır artık. Bu paha biçilemez… Evet… pantolonlar terziye gidecektir doğru, ama tadilat hiç bu kadar zevkli olmamıştır :))

Hiç gitmez dediğiniz "bölgesel" sorunlar aslında "bütüncül" bir kilo verme sistemi ile yavaş ve kalıcı olarak değişim göstermeye başlar... Bu da kendinizden umudu kesmeyin sinyalidir aslında...

Hiç gitmez dediğiniz “bölgesel” sorunlar aslında “bütüncül” bir kilo verme sistemi ile yavaş ve kalıcı olarak değişim göstermeye başlar… Bu da kendinizden umudu kesmeyin sinyalidir aslında…

Evet… “Bölgesel şikayetler” aslında “genel sorunların” ürünüdür… Elbette yatkınlıklarınız belirleyicidir ama doğru beslenme ve spor haritası çizerek bu işin içinden çıkabilirsiniz… Bu kalıcı olan çözümdür…

En son ne zaman içine sığdığımızı güçlükle hatırladığımız giysiler bol gelmeye başlayınca "ben yapabiliyorum" duygusu sağlıklı yaşama dört elle sarılmanıza yardımcı olur

En son ne zaman içine sığdığımızı güçlükle hatırladığımız giysiler bol gelmeye başlayınca “ben yapabiliyorum” duygusu sağlıklı yaşama dört elle sarılmanıza yardımcı olur

Sağlıklı yaşam serüveninize başladığınızda 5 yerden geri bildirim alırsınız:
1- Baskülden 2- Aynalardan 3- kıyafetlerinizden 4- sizi uzun süre görmemiş insanlardan 5- kan tahlillerinizdeki düzelmelerden. Ve bunların herbiri size “iyi ki” dedirtiyorsa, doğru yoldasınız demektir.

"Diyet çok keyifsizdir" önyargısı sizi ürküttüğünde ve aslında sağlıklı beslenmenin bilinen diyetlerle ilgisi olmadığını görünce sürecinize dört elle sarılırsınız...

“Diyet çok keyifsizdir” önyargısı sizi ürküttüğünde ve aslında sağlıklı beslenmenin bilinen diyetlerle ilgisi olmadığını görünce sürecinize dört elle sarılırsınız…

Sevgili Azeri danışanım Gülşen listesini sevip benimsediği ve bu listeyle keyifle ve ağız tadıyla yapacağına inandığı için “listesine tam uyacağına” kanalize oldu ve söz verdi ve bu sözü tutmaması için hiçbir neden yok aslında 🙂

"asla, asla demeyin" sevgili okurlar... :)

“asla, asla demeyin” sevgili okurlar… 🙂

Kendinize, yeni bir “siz” armağan etmenizin en büyük ödülüdür o “moral” !!! Mutlu insan, bedeniyle barışmaya başlayan insandır…

Omuz omuza, tastamam bir takım gibi hissederek devam etmek gerçekten çok keyifli... Siz de size inanan, size yardımcı olmak için istekli olan insanlarla bu yola çıkın...

Omuz omuza, tastamam bir takım gibi hissederek devam etmek gerçekten çok keyifli… Siz de size inanan, size yardımcı olmak için istekli olan insanlarla bu yola çıkın…

Yol uzun ama yol arkadaşı sizin kadar istekli ve inançlıysa; size sizin kendinize güvendiğiniz kadar güveniyorsa bu iş kaçarı yok olur…

Kendimiz için en uygun olan yolu keşfetmek de bize pozitif geri dönüşler sağlayacaktır. Alkali metot, TK Sentez metodu, ya da başka bir metot... Yeter ki bilimsel olsun... Kendiniz için en uygun gidiş yolunu bulmanızdır en önemli olan...

Kendimiz için en uygun olan yolu keşfetmek de bize pozitif geri dönüşler sağlayacaktır. Alkali metot, Taylan Kümeli Sentez metodu, ya da başka bir metot… Yeter ki bilimsel olsun… Kendiniz için en uygun gidiş yolunu bulmanızdır en önemli olan…

İşte sevgili okurlarım…

bu hafta sizi olumlu olarak etkilesin, fişeklesin ve canlandırsın diye seçtiğim geri bildirimler… Umarım siz de kendinize, bedeninize ve iradenize inanırsınız…
Sevgiler

Benim Hayalim…

KENDİNİZE İYİ DAVRANMAYA HEMEN BAŞLAYIN

KENDİNİZE İYİ DAVRANMAYA HEMEN BAŞLAYIN

Hepimiz kendimize veya hayatımıza dair düşler kurarız… Bazıları masalsıdır, gerçekleşmesi için bir mucize olması gerekir; bazıları ise eğer azmederseniz sizin olacaktır. Gerçekleşmesi, sizin çabalamanıza bağlıdır.

Bu düşler her şeyle ilgili olabilir…  Ve çoğu zaman, kendimizi daha sağlıklı, daha formda görmeyi hayal ederiz… İşte bu gerçekleşmesi sizin çabalamanıza, azmetmenize bağlı olan bir düş…

AMA DİKKAT!

***Her pazartesi başlanılan ve çarşambaya kalmadan bozulan, metabolizmayı kevgire çeviren, bizi aç bırakan,

***belki zayıflatan ama bilincimizi ve alışkanlıklarımızı değiştirmediği; farkındalığımızı arttırmadığı için kısa sürede o zayıflığı fazla kilolara dönüştürüp, yapışkan bir biçimde bedenimize mıhlayan diyetlerle olacak gibi değildir.

NEDEN DİKKAT ETMELİYİZ?

* Bu her defasında umudun kırılmasına yol açmakla kalmaz, kendinize olan inancınızı ve çevrenizden gördüğünüz desteği yitirmenize neden olur.

*Dahası vücudunuz size karşı suskunlaşmaya başlar. Kısa vadeli kilo kayıpları için yaptığınız her agresif hamle, bedeninizi direnmeye ve kendisini kilitlemeye itecektir.

*Sonra “sürekli başa sarıyorum, böyle yaşamaya alışsam belki daha iyi olur” cümlesi beyninizde çınlar ve kucağınızda bir tabakla, sonu mutsuzluğa varacak bir yeme karanlığına çıkarsınız…
*Genelde bu ümitsizliğin uçsuz, kısır bir döngü ile seyrettiğini gözlemledim. Mutsuz oldukça yemek, yedikçe kilo almak, kilo aldıkça mutsuz olmak ve tekrar yemek… Aynaya bakmadıkça, basküle çıkmadıkça ya da bedenimizden “yorgunum ve taşıyamıyorum” sinyali gelmedikçe ötelediğimiz bir silsile…

OLUMSUZ GERİ BİLDİRİMLERİ DEĞİL, HAYALLERİNİZİ VE BİLİMİN SESİNİ DİNLEYİN

Hayaliniz için yeniden denemeye ve kendinize bir şan vermeye karar verdiniz diyelim… Bunun için ürkek adımlar atarsınız: “Aman canım çoluğun çocuğun var, olacak o kadar kilo. Zayıf olan annelerin kesin bakıcıları, yardımcıları vardır” cümlesini işitebilirsiniz ki birinci ağızdan bu kanının bir yalan olduğunu size söyleyebilirim

ya da

“Oooof zayıfla zayıfla nereye kadar, hem sen kilo verince çöküyorsun” cümlesi yüzünüze çarpılır ama aslında doğru bir beslenme sistemi size bütünlüklü olarak kilo kaybettireceğinden hiçbir zaman çökmez ya da sarkmazsınız…

Tabii bununla bitmez, geçmişte başarısız olmuşsanız eğer bu yüzünüze çarpılacaktır: “Sen daha önce de yapamadın, dayanamıyorsun kabul et!” diyenler mutlaka çıkar… Oysa yine doğru bir beslenme ve spor haritası ile hedefinize eğlenerek, öğrenerek ve bilinçlenerek yürüyebilirsiniz.

Ama şu bir gerçek: hayalleriniz ne olursa olsun, ister oturup kitap yazmayı hayal edin isterseniz de kilo vermeyi; üç şey sizin düşmanınızdır:
ÜŞENMEK, ERTELEMEK  ve VAZGEÇMEK
Bu sebeple yazdım size, bugün takımımdaki arkadaşlarımla kilolardan önce bu üç düşmanla savaşıyoruz.

ÜŞENMİYORUZ: Bizim için hareketsiz bir gün yok, listemizde yazanları hazırlamamak için ya da onların yerine doğru alternatifler koymamak için bahanemiz yok. Deyim yerindeyse “buraya oturmaya mı geldik?” Hayır 🙂 O halde kalkıyor ve hazırlıklarımızı yapıyoruz.
ERTELEMİYORUZ: Eğer şikayetçi olduğumuz şey bizi kendine doğru çekiyorsa ve hızla sürüklendiğimiz o yerde mutsuzluk, memnuniyetsizlik ve sağlıksızlık varsa direksiyonu tam ters yöne kırmak için beklemeye gerek var mı?  Hayır 🙂  O yüzden, yukarıda yazdığı gibi; pazartesi değil… hemen! şimdi!
VAZGEÇMİYORUZ: Hiç bir dürüst ve bilimsel yöntemde “şok” / “mucize” / “sihirli” vaatler yoktur. Hayatınızı ve sağlığınızı tehlikeye atan hiçbir şey, sırf sonuca ulaşmak için önerilmez. Kendi bedeninizin gerçeklerini anlamak, buna göre davranmak esastır. Bu yüzden elde ettiğiniz başarılar geçici, uçucu değil aksine kalıcı ve gerçektir. Bazen, dolu dizgin hedefinize doğru gider bazen de metabolizmanızın kırmızı ışığına yakalanırsınız. O kırmızı ışıkta arabayı terk etmiyorsunuz… O zaman ilerlemek ve gitmek istediğiniz yere varmak için hiçbir şansınız olmaz. Arabanızı ters yöne kırmıyorsunuz yani eski alışkanlıklarınıza kapılmıyorsunuz, bu sizi başladığınız yere geri götürür… Kırmızı ışık sönene kadar doğru şeyi yapmaya ve baskülden size cevabın gelmesini beklemeye devam ediyorsunuz. Bazen de 20 kilo vermeyi hedefler ama 5 kilo kaybettikten sonra rehavete kapılırsınız… Gerçek hedefinizin 5 değil 20 kilo olduğunu düşünmekten ve gerçek hedefinize yürümekten vazgeçmiyorsunuz… Rehavetin sizi ele geçirmesine müsaade etmiyorsunuz. Vazgeçmemek bu işin en önemli parçası.

Peki ne yapmalısınız?
1) Kendinize iyilik yapmaya bir yerden başlamalısınız ve bunun gerçek bir iyilik olabilmesi için en doğru yerden, en doğru kişi ya da kişilerle başlamalısınız.

2) Bilimsellikten asla vazgeçmemeli ve kendinize karşı dürüst olmalısınız. Doğumdan kalan kilolarınız varsa ve eskisine geri dönemeyeceğinizden korkuyorsanız adını koyun. Metabolizmanız inatçıysa ve size gün geçtikçe gram gram kilo aldırıyorsa adını koyun…

3) Kilo kaybetmek kadar alışkanlıklarınızı değiştirmeyi ve düzeltmeyi önemsemelisiniz. “Ben biliyorum” ya da “ben oldum” tavrı yerine “mutlaka öğrenebileceğim yeni şeyler olmalı” tavrı size yardımcı olacaktır.

4) Bu defa başa sarmamak konusunda kesin kararlı olmalısınız. iki gün iki hafta iki ay değil, hedefiniz neyse o ana kadar sürdürmelisiniz bu yolculuğu. Mesele çünkü kilo vermek değil, kendinize verdiğiniz sözü tastamam tutmak bir yerden sonra…

5) Kendinize ve bedeninize zaman tanımalısınız. Yavaş yavaş kilo veriyorum diyebilirsiniz. Burada odaklanmanız gereken sözcükler “yavaş yavaş” değil, “kilo veriyorum” olmalı… Ola ki, siz bu yola çıkmamış olsaydınız, direksiyonun yönünü kilo alımından kilo kaybına doğru kırmamış olsaydınız gün geçtikçe (ister yavaş ister hızlı) kilo alıyor olacaktınız. Siz vazgeçmediğiniz ve doğru şeyleri yapmayı sürdürdüğünüzde bedeninizden daha olumlu yanıtlar gelecektir.

6) Çok zayıf, incecik, dal gibi olmayı övenler olabilir… Bu size çok uygun da olabilir hatta ama bazen vücut yapınız daha yuvarlaktır. Ne kadar kilo verirseniz verin o yuvarlak hatlarınızı kaybetmezsiniz. Bu durumda kendi bedeninizi tanıyarak hedefler koyun…
7) Birlikte çalıştığım bir çok danışanıma, daha doğrusu takım arkadaşıma şunu söylüyorum: “Bugün siz kendinize iyilik yapan, bedenini yücelten ve arıtan insanlarsınız… Siz bu sebeple de çok güzelsiniz”

Evet sevgili okurlar, bedeninize iyilik yapın, onu sağlıklı kılın… Aynaya bir dahaki bakışınızda karşılaştığınız insan “hayallerini gerçekleştirmek için adım atan” bir insan olsun…

Kilo verirken güzelleşmeyi de unutmayın: Bazen seyahatlerle, bazen kitaplarla derinleşin, insanları seyredin ve onları anlamak için çaba sarfedin, dahası vicdanınızı sevgi ve merhametle mutlaka şişmanlatın 🙂 size söz her yerde ama istisnasız her yerde aynı cümleyi göreceksiniz: SİZ ÇOK GÜZELSİNİZ.

az öfkelenin
çok sevin
yeteri kadar yiyin
huzurla uyuyun
fazlaca okuyun
olabildiğince gezin
O ZAMAN HER ŞEY
SİZE SESLENECEK:
ÇOK GÜZELSİN!

Görüşmek dileğiyle,

Elif Ezgi Uzmansel