Tanıdık Sorunlara Yeni Çözümler…

Size, çok tanıdık gelen bir hikaye anlatacağım… Meselenin kilo almak ya da kilo vermek değil, meselenin disiplini kurmak ve betonlaşmış alışkanlıklarımızı değiştirmekle ilgili olduğunu içten içe bildiğimiz ve bazen yüksek sesle olmasa da yine içten içe kendimize fısıldadığımız bir hikaye bu…

Bazen her şey itiraf etmekle başlar, netleşmek ve çöpleri ayıklamakla devam eder, kararlılıkla sürer ve gelişmiş olarak tamamlanır. Bakalım, siz de bu itirafı bir yerden tanıyor musunuz?

“Defalarca başladım, bir çok yöntemle ilerlemeye çalıştım ama zihnimde sürekli “yapamazsın” diyen bir ses çınlıyor ve ben de ona katılıyorum…

Çünkü ne yaparsam yapayım, ya yarım kalıyor ya da bir şeyler beni kolaylıkla çeldiriyor. Aslında kavga ettiğim midem değil, zihnim… Bana verdiği emirler o kadar net ki, kendimi sürekli olarak yarı yolda bırakmama neden oluyor…

Keşke hedefimi netleştirebilsem…

Keşke hedefime ulaşırkenki yolumu netleştirebilsem… Ve kendimi yeniden yapılandırırken, hedefimi geliştirirken bundan hiç vazgeçmeyecek kadar motive kalabilsem… Bu mümkün mü? “

 

  • Kendinize karşı dürüst ve net olmak…

Bu, “ben nasılsa böyleyim” diyen boşvermiş bir itiraftan çok, değişime açık, kendisini sorgulamaya ve dönüştürmeye açık insanların başlangıç şeklinden söz ediyorum.

  • Hedefim nedir?
  • Kendimi şu an nasıl görüyorum?
  • Kendimi nasıl görmek istiyorum?
  • Beni engelleyen nedir? Adlı adınca neler benim engellerim?
  • Bu engelleri ortadan kaldırmak için ne yapmalıyım?
  • Bu engelleri ortadan kaldırmak için ne kadar süre uğraşmalıyım?
  • Ne kadar zaman alırsa alsın, kendime ve disiplinime olan algımı değiştirmek için çabalamaya hazır mıyım?
  • Kendinizi yeni halinizle hayal etmekten hiç vazgeçmeyin…

En yorulduğunuz zamanlarda bir yol ayrımına gelirsiniz. Bunu adlandıramaz ya da yanlış adlandırırsınız: Devam mı tamam mı?

Oysa aslında ağzında durduğunuz yol ayrımı: “eskiye geri mi döneceğim, yoksa kat ettiğim yola ihanet etmeyerek devam mı edeceğim?” Soruyu böyle sorduğunuzda vazgeçmekten vazgeçiyorsunuz değil mi?

neden kendi hayallerinizi somutlaştırmıyorsunuz?  Önce adını koyun, sonra yazıya dökün, sonra daima gözünüzün önünde olmasını sağlayın :)

neden kendi hayallerinizi somutlaştırmıyorsunuz?
Önce adını koyun, sonra yazıya dökün, sonra daima gözünüzün önünde olmasını sağlayın 🙂

  • Kat ettiğiniz aşamalara haksızlık etmeden, sabır ve sebatla devam edin, çünkü…
Aşamalarınızı daima kaydedin, Gülay hanımla kayıt tutmak bizim motivasyonumuzu daima arttırdı ve sürece olan katılımını diri tuttu.

Aşamalarınızı daima kaydedin, Gülay hanımla kayıt tutmak bizim motivasyonumuzu daima arttırdı ve sürece olan katılımını diri tuttu.

Bazı süreçler, zamana yayıldığında yola neden çıktığımızı unutabiliriz. Oysa ya hiç başlamamış olsaydınız? Bu bakımdan kayıt tutmak çok ama çok önemlidir. Nereden başladığınız ve ne kadar yol aldığınıza dair size ölçülebilir kanıtlar sunar. Blogda yer alan deftere benzeyen bir kontrol günlüğü tutabilir, ya da siz de takım arkadaşlarımla yaptığım gibi fotoğraflı bir arşiv oluşturabilirsiniz. Bunu yapmayı asla bırakmayın. Böylelikle kat ettiğiniz aşama size “az” gelse bile “ aslında kulağınıza şunu fısıldayacaktır “sen yola çıktın ve başlamak bitirmenin yarısıdır”

  • Mutlaka eğlenin…

Evet, bu disiplin ve ciddiyet gerektiren bir süreç çünkü işin uzamasından, yıllar içerisinde defalarca karşınıza çıkarak sizi yıldırmasından çok sıkıldınız… Bu oldukça anlaşılır bir şey. Ancak bu, eğlenmeyi unutacaksınız anlamına gelmiyor. Sadece eğlence algınızı yeniden tanımlamaya çalışın. Sürecinize dair yerine getirmeniz gerekenleri illâ mutsuz ve baştan savma “bitse de gitsek” mantığıyla yapmak zorunda değilsiniz. Bazen basit bir tabağı şölenle hazırlamak sizi tahmin edebileceğinizden çok daha motive eder. Ve ilk lokmanız ağzınıza girmeden önce doygunluğunuz gözlerinizle başlar.

‘Yemek için değil, tabağımı süslemek için bir sonraki öğünü bekliyorum’ diyen bir takım arkadaşım, bu durumun en güzel örneğini veriyor bize. Çünkü aslına bakarsanız, odak noktasına “ye ye ye” sloganını koyan da bizleriz, o tabelayı oradan kaldıracak olan da…

Mecburiyet mi şölen mi? Motivasyonunuz tercihinizle şekillenecek unutmayın...  Şimdi... Neyi tercih ediyorsunuz?

Mecburiyet mi şölen mi? Motivasyonunuz tercihinizle şekillenecek unutmayın…
Şimdi… Neyi tercih ediyorsunuz?

  • Kör yiyici değil, bilinçli tüketici…

Az sonra bir şeyler yiyeceksiniz… Neden tabağınıza ve sonrasında da bedeninize misafir ettiğiniz besinler hakkında bilgi toplamıyorsunuz? Neden oradalar, neden bir araya geldiler, neden o porsiyonda servis edilmeleri öneriliyor? Sizin hangi ihtiyacınızı karşılamak için önerildiler? Ya da siz neden böyle bir besini tercih ettiniz? Doğru kaynakları taramayı ve tabaklarınız size hükmetmeden önce sizin onlara hükmeden kişi olmanızı sağlayabilirsiniz. İçtiğiniz suyun bile bedenimize anlattığı bir şey var; yeter ki dinlemeyi tercih edelim… Peki, bu bize ne sağlar ve bu neyi engeller? Bu, yaşam boyu alışkanlıklarımızı oluştururken edilgen değil, etkin ve seçici olabilmemizi sağlar. Yani uzun vadede, kat ettiğiniz yolu korumanıza ve pekiştirmenize yardım eder. Neyi engeller? Doğru bilinen, ya da yapılagelen ve asla sorgulanmayan hataları, masum görünen tehlikelilerin yaşamınızda barınmasını engeller.

  • Üşenmek = “Kendim için bir şey yapacak değilim, başkası benim için bir şey yapar mı acaba?” demek mi?

“Kim hazırlayacak o yemekleri, şöyle dışarıdan söyleyebileceğimiz bir şeyler olsa…” Şimdiye kadar şikâyetlerinizin altında yatan şeyin, bu tutumunuz olmadığına emin misiniz?

“Evde zaten hazırlanan şeylerden kontrollü bir şekilde tüketsem olmaz mı?” Evde tüketilen şeyleri de reformize etmediğiniz sürece gerçekten kalıcı bir sonuç mümkün olabilir mi? Elbette, dışarıda da evde de az önce bahsettiğimiz gibi, bilinçli tercihler yapabilmeniz çok önemli. Hali hazırda var olan bir besini, ne kadar ve ne zaman tüketebileceğinize dair bilgilenmiş olmanız, bu konuda yeterince araştırma yapmanız size elbette çok yardım eder. Ama daha aktif bir sonuç, daha aktif bir değişim ve dönüşümden geçmez mi? Yani evet, mutfağınıza girmeli, her zaman yaptığınız şeyleri sorgulamaya başlamalı, hayatınıza yeni katılan bilgiler ve tariflerle yeme içme repertuarınızı zenginleştirmelisiniz. Bu, var olanları sonsuza kadar terk etmek anlamına gelmiyor; bu, onları kendi yararınıza dönüştürmek, bu dönüşümü gerçekleştirecek pratikleri yapmanız anlamına geliyor. O yüzden sevgili okuyucu: Üşenmeyiniz…

  • Zamanı anlamak.
zamana bakışınızı yenileyin.

zamana bakışınızı yenileyin.

“O kadar yoğunum ki, ben kim yürüyüş yapmak kim?” Demek, kendiniz için ayıracağınız bir saat ya da en azında bi kırk beş dakika size imkansız geliyor… Neden günün yirmi dört saat olduğunu anımsamıyorsunuz? Ya da başka bir şekilde söylersek 1440 dakikadan kırk beş, altmış dakika ayırmak neden gözünüzde büyüyor? Belki zamana yanlış bakıyoruz. Belki zamandan yiyoruz derken, o bizi yiyip bitiriyor. Sizi bunaltan ya da gözünüze imkansız gelen pek çok konunun aslında o konuya nasıl baktığınızla ilgisi olduğunu söylersem yeni bir şey söylemiş olmam. Ama sanırım bunu siz kendinize söylerseniz, belki içinizdeki yılgın insanı ikna edebilirsiniz.

  • Çevresel Faktörler

Kitabımızdaki motivasyon rehberini yazarken, hatırı sayılır bir bölümü bu konuya ayırmıştım. Aslında ilk maddeden itibaren siz de gördünüz ki, bu süreç ne kadar size dair. Fakat işin ilginç yanı insanlar size bu konuya dair sınırlarını bilmeksizin yorum yapabiliyorlar ve bu da sizi yavaşlatabiliyor, demoralize edebiliyor.

  • Aaaa ne kadar kilo aldın sen eskiden böyle değildin…
  • Bunlarla mı kilo vereceksin? Bu kadarla kalsa ben de kilo verirdim.
  • O kadar kilo verdin ki, çöktün resmen
  • Sen yine yapamazsın,
  • Etme eyleme sağlığından olacaksın.
  • Hala kalçada biraz var…
  • Vaktini bunlarla mı harcıyorsun
  • Aaaa, bu günlük de boşver canım, bak tadına şunların işte ne var. Hem sonra böyle olmaz ki, ille alırsın geri….

Uzayıp gidiyor… Fakat sizin bilmeniz gereken bir tek şey var… Herkes gidip kendinizle baş başa kaldığınızda gerçekten çok istediğiniz şeyin ne olduğunu ancak siz hatırlıyor olacaksınız. Neden bu yolu seçtiğinizi, nelerden şikâyetçi olduğunuzu, bu yorumların içinde samimi uyarılar kadar negatif, önyargılı ve hatta gerçek dışı yaklaşımların olduğunu da bileceksiniz. Eğer kendiniz için en uygun ve en doğru yolu bulduysanız ve buna yürekten inanıyorsanız, en büyük cevabı yolunuza devam ederek ve hedefinize sebatla ulaşarak verebilirsiniz.

Kısacası sevgili okuyucu, çoğumuz karanlıktan korktuğumuzu sanır ama aslında kendi ışığımızdan korkarız… Siz, kendi ışığınızdan korkmayınız… Bilakis, bu ışığın en doğru şekilde sizi aydınlatması için kendinize destek olmaktan vazgeçmeyip size yolunuzda pozitif adımlar attırabilecek öğretilere kapılarınızı açınız.

Sizin ışıltınız ne renk?

Sizin ışıltınız ne renk?

Kucak dolusu sevgiler

  1. Ezgi Uzmansel
Reklamlar

Sevgili Okurlarım;

Sizinle geçen hafta arkadaşlarımın kilo verme serüvenlerini paylaşmıştım… Daha sonra sizden gelen ve “bizi yüreklendirdi, bizi motive etti, lütfen sıkça yaz” istekleri üzerine bu hafta da günlük bildirimler üzerinde durmaya karar verdim…

Takım arkadaşlarımla gün içinde sıkça iletişim kuruyoruz… Bizler için kırılma noktaları var; dönüm anları, kendimizdeki değişimleri hissettiğimiz o güzel noktalar…

İşte bunlar bize “devam et, doğru yoldasın” sinyali veren ışıklar…

En aşılmaz dediğimiz, ayağımıza takılır, bu eşikten geçemem dediğimiz tümseklerden geçip gitme noktalarıdır… vazgeçmeyişimizin meyvelerini aldığımız ve bunu bütün samimiyetimizle hissettiğimiz anlar…

İşte sizinle bu hafta onları paylaşacağım…

Konumuzla ilgisiz olan ve diyaloglarımızın özel kısımlarını ayıklayarak sizlere güç ve motivasyon olacak parçalarını paylaşmak istiyorum…

Güç ve azim bulaşıcıdır, size de bizden güç ve azim bulaştırmak istiyorum.

Herkesi sevgiyle kucaklıyorum…

Ahuyla direnç haftalarında bile incelmeye devam edince ondan gelen bu mesaj beni çok mutlu etmişti :))  Baskül dursa mezura durmuyor anlayacağınız :))

Ahuyla direnç haftalarında bile incelmeye devam edince ondan gelen bu mesaj beni çok mutlu etmişti :))
Baskül dursa mezura durmuyor anlayacağınız :))

Kendinize baktığınızda uzun zamandır alıştığınız ama sizi bir yandan mutsuz eden, değiştirebileceğinize olan inancınızı kaybettiğiniz o görüntü değişir. Her şeyden önce, yüzünüzde hafif bir gülümseme vardır artık. Bu paha biçilemez… Evet… pantolonlar terziye gidecektir doğru, ama tadilat hiç bu kadar zevkli olmamıştır :))

Hiç gitmez dediğiniz "bölgesel" sorunlar aslında "bütüncül" bir kilo verme sistemi ile yavaş ve kalıcı olarak değişim göstermeye başlar... Bu da kendinizden umudu kesmeyin sinyalidir aslında...

Hiç gitmez dediğiniz “bölgesel” sorunlar aslında “bütüncül” bir kilo verme sistemi ile yavaş ve kalıcı olarak değişim göstermeye başlar… Bu da kendinizden umudu kesmeyin sinyalidir aslında…

Evet… “Bölgesel şikayetler” aslında “genel sorunların” ürünüdür… Elbette yatkınlıklarınız belirleyicidir ama doğru beslenme ve spor haritası çizerek bu işin içinden çıkabilirsiniz… Bu kalıcı olan çözümdür…

En son ne zaman içine sığdığımızı güçlükle hatırladığımız giysiler bol gelmeye başlayınca "ben yapabiliyorum" duygusu sağlıklı yaşama dört elle sarılmanıza yardımcı olur

En son ne zaman içine sığdığımızı güçlükle hatırladığımız giysiler bol gelmeye başlayınca “ben yapabiliyorum” duygusu sağlıklı yaşama dört elle sarılmanıza yardımcı olur

Sağlıklı yaşam serüveninize başladığınızda 5 yerden geri bildirim alırsınız:
1- Baskülden 2- Aynalardan 3- kıyafetlerinizden 4- sizi uzun süre görmemiş insanlardan 5- kan tahlillerinizdeki düzelmelerden. Ve bunların herbiri size “iyi ki” dedirtiyorsa, doğru yoldasınız demektir.

"Diyet çok keyifsizdir" önyargısı sizi ürküttüğünde ve aslında sağlıklı beslenmenin bilinen diyetlerle ilgisi olmadığını görünce sürecinize dört elle sarılırsınız...

“Diyet çok keyifsizdir” önyargısı sizi ürküttüğünde ve aslında sağlıklı beslenmenin bilinen diyetlerle ilgisi olmadığını görünce sürecinize dört elle sarılırsınız…

Sevgili Azeri danışanım Gülşen listesini sevip benimsediği ve bu listeyle keyifle ve ağız tadıyla yapacağına inandığı için “listesine tam uyacağına” kanalize oldu ve söz verdi ve bu sözü tutmaması için hiçbir neden yok aslında 🙂

"asla, asla demeyin" sevgili okurlar... :)

“asla, asla demeyin” sevgili okurlar… 🙂

Kendinize, yeni bir “siz” armağan etmenizin en büyük ödülüdür o “moral” !!! Mutlu insan, bedeniyle barışmaya başlayan insandır…

Omuz omuza, tastamam bir takım gibi hissederek devam etmek gerçekten çok keyifli... Siz de size inanan, size yardımcı olmak için istekli olan insanlarla bu yola çıkın...

Omuz omuza, tastamam bir takım gibi hissederek devam etmek gerçekten çok keyifli… Siz de size inanan, size yardımcı olmak için istekli olan insanlarla bu yola çıkın…

Yol uzun ama yol arkadaşı sizin kadar istekli ve inançlıysa; size sizin kendinize güvendiğiniz kadar güveniyorsa bu iş kaçarı yok olur…

Kendimiz için en uygun olan yolu keşfetmek de bize pozitif geri dönüşler sağlayacaktır. Alkali metot, TK Sentez metodu, ya da başka bir metot... Yeter ki bilimsel olsun... Kendiniz için en uygun gidiş yolunu bulmanızdır en önemli olan...

Kendimiz için en uygun olan yolu keşfetmek de bize pozitif geri dönüşler sağlayacaktır. Alkali metot, Taylan Kümeli Sentez metodu, ya da başka bir metot… Yeter ki bilimsel olsun… Kendiniz için en uygun gidiş yolunu bulmanızdır en önemli olan…

İşte sevgili okurlarım…

bu hafta sizi olumlu olarak etkilesin, fişeklesin ve canlandırsın diye seçtiğim geri bildirimler… Umarım siz de kendinize, bedeninize ve iradenize inanırsınız…
Sevgiler

Yeniden Başlamadan Önce…

başımız sağolsun

başımız sağolsun

Geçtiğimiz hafta, her zaman olduğu gibi, sizinle ekibimin hikayesini ve kilo verme macerasını anlatan oldukça neşeli bir yazı yazmıştım…  Yani dünya koşturmaları, sağlığımızdan afiyetimizden dem vurduğumuz bir yazıydı…

Ne kadar kontrol etsem de yazım hataları oluyor diye, yayınlamayı ertesi güne bırakıp yattım.

Ancak sabah uyandığımda, ülkemde “neşe, afiyet ve mutluluk” adına ne varsa her şey yok olup buharlaşmış, yerine kor alevler düşmüştü…

Bırakın yazdığım yazıyı, içtiğim suyu ve aldığım nefesi zulüm gördüm kendime…

Bir amaç uğruna çabalayanlar, ekmeğini kazanmak için gece demeden gündüz demeden, zor demeden kolay demeden çabalayanlar bilir; o ekmek sofraya gelinceye kadar bin zahmetle işlenir. Alnın teri, gözün ışığı ile yoğrulur… Bir amaç uğruna çabalayanlar bilir, bir şeyi hak etmek, elde etmek için çaba sarf etmek kıran kırana mücadeledir…

Geçtiğimiz hafta, resmi rakamlara göre 301 ama orada bulunan birinci elden kaynaklara göre 500 civarı insan; babalar, ağabeyler, oğullar, kardeşler korkunç bir facia ile yitirildi. O güzel canlar, yüreğimizden kocaman bir parçayı da beraberlerinde götürerek gittiler…

Ben her sabah 6’da kalkan ve gece yarısına dek durmadan çalışan bir insanım. Çoğumuz biliriz bu biteviye koşturmayı… Emekten tanırız birbirimizi… Alınterinden tanırız… evini çekip çeviren ve çocuklarını yetiştiren bir kadından tutun da, sabahtan yollara düşen öğretmene, elleri dikiş yarası dolu terziye, belinde kamburu çıkmış hammala, gözlerini bozmuş bir yazara, sokakları süpüren işçiye, apartmanı temizleyen görevliye, dükkanı açan tezgahtara, yemekleri dağıtan garsona, evlere temizliğe giden gündelikçiye velhasıl sofrasına ekmek götürebilmek için hak yolu seçen herkese baktığımda işinin başında olmasa da tanırım…

Evladımı, sıcak yatağından uğurlar; karıncalarla yarışırım. Kendimi bildim bileli, Allahtan başka hiçbir güce muhtaç olmamak için böyleyimdir. Elde etmek için hak etmek isteyenlerin gemisindeyim… Pek çoğumuz böyle…

Bu defa birbirimizi kocaman bir acıdan tanıdık… O acıya düştük, yandık, kor kestik.

anne yanımız, baba yanımız, evlat yanımız, kardeş yanımız, emekçi yanımız ama en çok da insan yanımızla kavrulduk.

yeniden başlamadan önce, yeniden yaralarımızı sarıp size hayatın kavgasındaki küçük ama temiz ve güzel hikayelerimizi anlatmadan, sizi kendi mütevazi serüvenimize ortak etmeden önce yitirdiğimiz canlarımızı analım istedim.

Onları kalbimize ve hafızamıza kömürle işaretledik. Hakkımız helal olsun dedik, her ısındığımızda onlardan helallik istemeye devam edeceğiz.

Dua ile…

– yarın inşallah yeni yazımız yayında olacak, saygılar ve sevgiler-

Elif Ezgi Uzmansel

Benim Hayalim…

KENDİNİZE İYİ DAVRANMAYA HEMEN BAŞLAYIN

KENDİNİZE İYİ DAVRANMAYA HEMEN BAŞLAYIN

Hepimiz kendimize veya hayatımıza dair düşler kurarız… Bazıları masalsıdır, gerçekleşmesi için bir mucize olması gerekir; bazıları ise eğer azmederseniz sizin olacaktır. Gerçekleşmesi, sizin çabalamanıza bağlıdır.

Bu düşler her şeyle ilgili olabilir…  Ve çoğu zaman, kendimizi daha sağlıklı, daha formda görmeyi hayal ederiz… İşte bu gerçekleşmesi sizin çabalamanıza, azmetmenize bağlı olan bir düş…

AMA DİKKAT!

***Her pazartesi başlanılan ve çarşambaya kalmadan bozulan, metabolizmayı kevgire çeviren, bizi aç bırakan,

***belki zayıflatan ama bilincimizi ve alışkanlıklarımızı değiştirmediği; farkındalığımızı arttırmadığı için kısa sürede o zayıflığı fazla kilolara dönüştürüp, yapışkan bir biçimde bedenimize mıhlayan diyetlerle olacak gibi değildir.

NEDEN DİKKAT ETMELİYİZ?

* Bu her defasında umudun kırılmasına yol açmakla kalmaz, kendinize olan inancınızı ve çevrenizden gördüğünüz desteği yitirmenize neden olur.

*Dahası vücudunuz size karşı suskunlaşmaya başlar. Kısa vadeli kilo kayıpları için yaptığınız her agresif hamle, bedeninizi direnmeye ve kendisini kilitlemeye itecektir.

*Sonra “sürekli başa sarıyorum, böyle yaşamaya alışsam belki daha iyi olur” cümlesi beyninizde çınlar ve kucağınızda bir tabakla, sonu mutsuzluğa varacak bir yeme karanlığına çıkarsınız…
*Genelde bu ümitsizliğin uçsuz, kısır bir döngü ile seyrettiğini gözlemledim. Mutsuz oldukça yemek, yedikçe kilo almak, kilo aldıkça mutsuz olmak ve tekrar yemek… Aynaya bakmadıkça, basküle çıkmadıkça ya da bedenimizden “yorgunum ve taşıyamıyorum” sinyali gelmedikçe ötelediğimiz bir silsile…

OLUMSUZ GERİ BİLDİRİMLERİ DEĞİL, HAYALLERİNİZİ VE BİLİMİN SESİNİ DİNLEYİN

Hayaliniz için yeniden denemeye ve kendinize bir şan vermeye karar verdiniz diyelim… Bunun için ürkek adımlar atarsınız: “Aman canım çoluğun çocuğun var, olacak o kadar kilo. Zayıf olan annelerin kesin bakıcıları, yardımcıları vardır” cümlesini işitebilirsiniz ki birinci ağızdan bu kanının bir yalan olduğunu size söyleyebilirim

ya da

“Oooof zayıfla zayıfla nereye kadar, hem sen kilo verince çöküyorsun” cümlesi yüzünüze çarpılır ama aslında doğru bir beslenme sistemi size bütünlüklü olarak kilo kaybettireceğinden hiçbir zaman çökmez ya da sarkmazsınız…

Tabii bununla bitmez, geçmişte başarısız olmuşsanız eğer bu yüzünüze çarpılacaktır: “Sen daha önce de yapamadın, dayanamıyorsun kabul et!” diyenler mutlaka çıkar… Oysa yine doğru bir beslenme ve spor haritası ile hedefinize eğlenerek, öğrenerek ve bilinçlenerek yürüyebilirsiniz.

Ama şu bir gerçek: hayalleriniz ne olursa olsun, ister oturup kitap yazmayı hayal edin isterseniz de kilo vermeyi; üç şey sizin düşmanınızdır:
ÜŞENMEK, ERTELEMEK  ve VAZGEÇMEK
Bu sebeple yazdım size, bugün takımımdaki arkadaşlarımla kilolardan önce bu üç düşmanla savaşıyoruz.

ÜŞENMİYORUZ: Bizim için hareketsiz bir gün yok, listemizde yazanları hazırlamamak için ya da onların yerine doğru alternatifler koymamak için bahanemiz yok. Deyim yerindeyse “buraya oturmaya mı geldik?” Hayır 🙂 O halde kalkıyor ve hazırlıklarımızı yapıyoruz.
ERTELEMİYORUZ: Eğer şikayetçi olduğumuz şey bizi kendine doğru çekiyorsa ve hızla sürüklendiğimiz o yerde mutsuzluk, memnuniyetsizlik ve sağlıksızlık varsa direksiyonu tam ters yöne kırmak için beklemeye gerek var mı?  Hayır 🙂  O yüzden, yukarıda yazdığı gibi; pazartesi değil… hemen! şimdi!
VAZGEÇMİYORUZ: Hiç bir dürüst ve bilimsel yöntemde “şok” / “mucize” / “sihirli” vaatler yoktur. Hayatınızı ve sağlığınızı tehlikeye atan hiçbir şey, sırf sonuca ulaşmak için önerilmez. Kendi bedeninizin gerçeklerini anlamak, buna göre davranmak esastır. Bu yüzden elde ettiğiniz başarılar geçici, uçucu değil aksine kalıcı ve gerçektir. Bazen, dolu dizgin hedefinize doğru gider bazen de metabolizmanızın kırmızı ışığına yakalanırsınız. O kırmızı ışıkta arabayı terk etmiyorsunuz… O zaman ilerlemek ve gitmek istediğiniz yere varmak için hiçbir şansınız olmaz. Arabanızı ters yöne kırmıyorsunuz yani eski alışkanlıklarınıza kapılmıyorsunuz, bu sizi başladığınız yere geri götürür… Kırmızı ışık sönene kadar doğru şeyi yapmaya ve baskülden size cevabın gelmesini beklemeye devam ediyorsunuz. Bazen de 20 kilo vermeyi hedefler ama 5 kilo kaybettikten sonra rehavete kapılırsınız… Gerçek hedefinizin 5 değil 20 kilo olduğunu düşünmekten ve gerçek hedefinize yürümekten vazgeçmiyorsunuz… Rehavetin sizi ele geçirmesine müsaade etmiyorsunuz. Vazgeçmemek bu işin en önemli parçası.

Peki ne yapmalısınız?
1) Kendinize iyilik yapmaya bir yerden başlamalısınız ve bunun gerçek bir iyilik olabilmesi için en doğru yerden, en doğru kişi ya da kişilerle başlamalısınız.

2) Bilimsellikten asla vazgeçmemeli ve kendinize karşı dürüst olmalısınız. Doğumdan kalan kilolarınız varsa ve eskisine geri dönemeyeceğinizden korkuyorsanız adını koyun. Metabolizmanız inatçıysa ve size gün geçtikçe gram gram kilo aldırıyorsa adını koyun…

3) Kilo kaybetmek kadar alışkanlıklarınızı değiştirmeyi ve düzeltmeyi önemsemelisiniz. “Ben biliyorum” ya da “ben oldum” tavrı yerine “mutlaka öğrenebileceğim yeni şeyler olmalı” tavrı size yardımcı olacaktır.

4) Bu defa başa sarmamak konusunda kesin kararlı olmalısınız. iki gün iki hafta iki ay değil, hedefiniz neyse o ana kadar sürdürmelisiniz bu yolculuğu. Mesele çünkü kilo vermek değil, kendinize verdiğiniz sözü tastamam tutmak bir yerden sonra…

5) Kendinize ve bedeninize zaman tanımalısınız. Yavaş yavaş kilo veriyorum diyebilirsiniz. Burada odaklanmanız gereken sözcükler “yavaş yavaş” değil, “kilo veriyorum” olmalı… Ola ki, siz bu yola çıkmamış olsaydınız, direksiyonun yönünü kilo alımından kilo kaybına doğru kırmamış olsaydınız gün geçtikçe (ister yavaş ister hızlı) kilo alıyor olacaktınız. Siz vazgeçmediğiniz ve doğru şeyleri yapmayı sürdürdüğünüzde bedeninizden daha olumlu yanıtlar gelecektir.

6) Çok zayıf, incecik, dal gibi olmayı övenler olabilir… Bu size çok uygun da olabilir hatta ama bazen vücut yapınız daha yuvarlaktır. Ne kadar kilo verirseniz verin o yuvarlak hatlarınızı kaybetmezsiniz. Bu durumda kendi bedeninizi tanıyarak hedefler koyun…
7) Birlikte çalıştığım bir çok danışanıma, daha doğrusu takım arkadaşıma şunu söylüyorum: “Bugün siz kendinize iyilik yapan, bedenini yücelten ve arıtan insanlarsınız… Siz bu sebeple de çok güzelsiniz”

Evet sevgili okurlar, bedeninize iyilik yapın, onu sağlıklı kılın… Aynaya bir dahaki bakışınızda karşılaştığınız insan “hayallerini gerçekleştirmek için adım atan” bir insan olsun…

Kilo verirken güzelleşmeyi de unutmayın: Bazen seyahatlerle, bazen kitaplarla derinleşin, insanları seyredin ve onları anlamak için çaba sarfedin, dahası vicdanınızı sevgi ve merhametle mutlaka şişmanlatın 🙂 size söz her yerde ama istisnasız her yerde aynı cümleyi göreceksiniz: SİZ ÇOK GÜZELSİNİZ.

az öfkelenin
çok sevin
yeteri kadar yiyin
huzurla uyuyun
fazlaca okuyun
olabildiğince gezin
O ZAMAN HER ŞEY
SİZE SESLENECEK:
ÇOK GÜZELSİN!

Görüşmek dileğiyle,

Elif Ezgi Uzmansel

Emziriyorum ve Sağlıklı Besleniyorum…

göğsün küçük süt mü olur?  Olur...  Salça, hamur, tatlı yemiyorsun sütün mü olur? Olur...  Yakında mamaya başlarsın... Hiç sanmam...  Hurafelere karşı doğru bilgi :) özel durumlar haricindeki dış etkenler ve söylentiler neden sizi frenlesin ki?

Doğru bilgileri rehber edinin ve aşkla emzirin 🙂 Bütün meleklere benden selam olsun 🙂

“Aaaaa emziren anne diyet yapar mı arkadaş!” diyen meraklı sorulara bir tek yanıtım var “değil emziren anne, hiçbir kimse açlık odaklı diyetlere yanaşmamalı… Ama herkes, istisnasız herkes temiz, kaliteli ve sağlıklı beslenmeli, benim de yaptığım buydu…”

Ne yazık ki, emziren kadınlar yalnızca iyi süt verme kaygısıyla mücadele etmiyor. Mahalle baskısı, hurafeler ve kulaktan dolma tarifler tarafından sıkı markaja alınmış durumda; işin sonunda bedeniyle küskün bir anne; yeterince besleyemediğine inandığı ve formül mamalardan yardım alarak doyurmaya çalıştığı bir bebek söz konusu…

Oysa vücudun daha net bir denklemi var: Onun süte dönüştürmek için kaliteli besinlere ve bol suya ihtiyacı var. Kaliteli besinler illa çok ağır ve aşırı kalorili olmak zorunda değil. Düzenli ve temiz beslenme zaten klasik diyet anlayışını reddeder. Bedene zarar veren ve gereksiz yere ağırlaştıran gıdaların yerine bedeni temizleyen, sağaltan ve güçlendiren doğru gıdaları koymayı amaçlar…

Kolalı, gazlı, işlenmiş şeker, tatlandırıcı içecekler çöpe! Bol su, meyvelerden elde edilen şekersiz kompostolar, ayran, kefir, meyve çayları, size uygun bazı bitki çayları  ve laktozsuz sütler mideye!

Salçalı, yağlı, şekerli, hamurlu ve kaloriden ağır, besleyicilikten hafif gıdalar çöpe! sebzeler, tahıllar, et grubu besinler mideye…

Kötü pişirme yöntemleri: kızartma, kavurma çöpe! Buharlama, fırınlama, yağsız ızgaralama ve çiğ tüketme gündeme!

Pişirilmiş, okside olmuş doymuş yağlar yerine; bedeni her anlamda tamir eden, destekleyen doğru yağlar: salataya eklenen 1 yemek kaşığı zeytinyağı, çiğ kuru yemişten alınan omega gibi…

Seyrek ve yoğun öğünler çöpe; çeşitlendirilmiş, sık öğünler gündeme!

Unlu, yağlı, salçalı, nişastalı soslar, terbiyeler çöpe; limonlu, nar ekşili, elma sirkeli, balzemikli ve baharatlı çeşniler mideye!

Çok çok değil, yeteri kadar…

Bir anda değil, az az ve sık sık…

Bir tek besin değil, her besin grubundan yeterince…

Bu düsturları düşününce, kimse bunların yanlış olduğunu söyleyemez… Sütü arttırmak için bol su içmek, beslenirken pilav makarna gibi eşlikçilerin yerine bol salata, yoğurt, tam tahıllı ekmek gibi eşlikçileri dahil etmek yalnızca sütünüze değil genel sağlığınıza yaptığınız iyileştirme davranışlarıdır.

Doğru beslenirken vücudunuz kendisini doğal olarak sağlıklı kilosuna çekmeye başlayacaktır. Bu arada, cildinizden uykunuza; enerji düzeyinizden ruhsal durumunuza kadar her şey olumlu yönde bir değişim haline girecektir.

Çünkü önerilen şey, asla açlık odaklı bir zayıflama tavrı değildir. Günlük besin ihtiyaçlarınızı, vitamin ve mineral açıklarınızı DOĞRU KAYNAKLARDAN ve YETERİ KADAR karşılama davranışıdır.

*** Bebeğinizi zevkle, isteyeren ve istediğiniz zaman emzirin. Çünkü anne sütü verildikçe artan bir besin… Doğaya bakın, emzirme hemşiremin de söylediği gibi: ‘Doğadaki hiçbir memeli canlının göğüsleri kapalı değildir, yavru ne zaman isterse gider ve sütünü alır’ Siz de doğayla uyumlu olun. Yorgunluklardan ve katı zamanlamalardan kaçının…

*** Emzirirken istekli olmak çok önemli çünkü prolaktin (süt) hormonunuzun memede değil beyinde olduğunu unutmayın.

*** Asla öğün atlamayın.

*** Su içmeyi asla unutmayın…

*** Bilgi kirliliğinden kendinizi koruyun ve bilimsel referanslarla hazırlanmış kaynaklara güvenin…

Bugün, 26 ay boyunca bebeğini oldukça verimli emzirmiş bir anne olarak, doğum yaptığım andan itibaren beni doğru yönlendiren;

Pediyatristimiz Doktor Hülya Kazan’a, emzirme hemşiremize, doğru beslenme alışkanlıkları ile sütümü arttıran ama kötü kilolarımı azaltan annem Beslenme ve Diyet Uzmanı Taylan Kümeli’ye, doğru beslenmemde her türlü manevi ve tıbbi desteğini benden esirgemeyen eşim Yard. Doç. Dr Deniz Uzmansel’e teşekkür ederim. Hem kendi adıma, hem de Rüzgar Ali adına… 🙂

Saygı Duyuyorum!

Yağmurluymuş! Aldırma... yağmurluklar ne içindir?

Yağmurluymuş! Aldırma… yağmurluklar ne içindir?

Kilo verme yolunda…
Bedeniyle, kendisiyle, ruhuyla, mücadelesiyle barışmaya çalışan; bu uğurda emek veren herkese saygı duyuyorum.

Bilimsellikle, bilgiyle, Güzellik uğruna Sağlığı feda ederek değil; güzelliğin ve sağlığın ikiz kardeşler olduğunu bilerek davranan herkese saygı duyuyorum.

Nefsine söz geçirmeye çalışan; ruhunu da vücudunu da kirli olan şeylerden arıtmaya çalışan, bunun için yürekten çaba sarf eden herkese saygı duyuyorum…

Oturduğu yerden eleştirmek, şikayet etmek, burun kıvırmak, küçümsemek yerine kalkıp bir şeyleri olumlu yönde değiştirmek için adım atmaya çalışan, kendisinden ümidi kesmeyen herkese saygı duyuyorum…

Ne kadar zayıf olduğu, ne kadar kilolu olduğu meselesi yerine ne kadar sağlıklı ve mutlu olduğu ile ilgilenen ve yalnızca kendisine dönen insanlara saygı duyuyorum.

Sen yapamazsın, ben yapamadım sen de yapma, sıskan çıkmış, yağların pörtlemiş, tahta gibi kalmışsın, duba gibi olmuşsun tarzında rencide edici, kalp kırıcı benzetmelerden uzak kalanlara; çaba gösteren insanlardan feyz alıp kendilerine dersler çıkartan, kendisi için de sağlıklı bir yol olduğuna yürekten inanan insanlara saygı duyuyorum.

Sonuçlar kadar sürecin de sağlam olması gerektiğine inanan; sabrını yol arkadaşı yapmış, ertelememiş, üşenmemiş, vazgeçmemiş insanlara saygı duyuyorum….

Bugün olmasa bile en kısa zamanda, kendisi için bir şeylerin olumlu olarak değişeceğine ve bu değişimi kendi iradesi, bilimsel bilgi ve süreklilik ile gerçekleştireceğine inanan, hayal kurmaktan ve hayallerini gerçeğe dönüştüreceği o an için geri saymaktan geri durmayan herkese saygı duyuyorum…

Ve bu insanlar sağlıkları için hiçbir bahaneyi siper etmeden yağmur, çamur, şu bu demeden çabaladıktan sonra; başarının da eninde sonunda gelip onları yakalayacağına inanıyorum!!!

Çünkü biliyorlar ki, bir çiçeği düşlüyorlarsa önce tohumu ekmek gerekiyor.

Sevgiler ve kocaman kocaman kocaman SAYGILAR.

2014 Benim Yılım

Kefirimi sağlığınıza kaldırıyorum :)

Kefirimi sağlığınıza kaldırıyorum 🙂

Sizi bilmem ama 2013 ciddi bir imtihandı. Ne şekilde açıklanırsa açıklansın, kıyısından köşesinden herkesin bir şikayeti, bir diyeceği var sanki…

Doğrusunu isterseniz ben bu yılın bitişini ilk günden beri bekler oldum; batıllarım yoktur aslında, nasıl başlarsa öyle gider cümlesi bana göre önyargının bir çeşididir ama bu sene sanki tam tersini yaşadım.  İşin en tuhafı, benim gibi, bu yıldan illallah getiren o kadar çok kişiye rastladım ki; “bir bitsin de işimize bakalım” serzenişi bir marş gibi oldu diyebilirim…

Her yıl, ajandaların ilk sayfası açılır ve o mis gibi, hiç kullanılmamış sayfaya kararlar yazılır…

1-      Daha çok kitap okuyacağım,

2-      Daha çok seyahat edeceğim,

3-      Kilo vereceğim!!!!

4-      Bakımlı olacağım…

5-      Depresyonu alt edeceğim

1 ocak tarihi için yazılmış bu kararların, 2 ocakta bozulması ya da bir haftalık bir mücadeleden sonra tamamen hükmünü kaybedip, hayatın hayhuyuna dalmak pek çoğumuzun şikayeti olmalı…

Oysa bu kez öyle olmayabilir! Gece tam 12de arabalar balkabağına dönüşmeyecek elbette ama herkes kendi mucizesine, kendi değişimine “karar” verebilir. Yeter ki, sağlıklı olalım ve sevdiklerimizin dirlik ve esenliği yerinde olsun.

Şu halde, ajandanın diğer sayfasına

1* yeni kitabıma başladım

2* Seyahat seçeneklerimi sıraladım.

3* Bugün daha hafif besleniyorum, daha çok su içiyorum ve 30 dk yürüdüm.

4* Cildimi temizledim ve saçlarıma bakım yaptım.

5* Beni üzen şeyleri anlamaya ve hayatımdan ayıklamaya karar verdim.

Yazabiliriz…

Bazen bunu tek başımıza yapmak zorunda da değilizdir. Sağlıklı yaşam ve diyet koçluğu işime başlarken bir takım arkadaşının, sizin başlamaya karar verdiğiniz şeyi “SÜRDÜRMEK” ve “SONUÇLANDIRMAK” için ne kadar değerli olabileceği düşüncesini savunarak başladım diyebilirim. Çünkü bu benim için de çok önemliydi. Vazgeçmek üzere hissettiğimde, aldığım kararların pırıltılı hayalleri yerini çaba ve fedakârlık faslına bırakıp ruhumu zorladığında bana “kalk doğrul ve ne için başladığını unutma” diyecek bir gücün var olduğunu bilmek önemliydi. Dahası süreci sekteye uğratabilecek ayrıntıları ayıklamak çok kritikti. Çünkü bazen benim için çok iyi olduğunu düşündüğüm şey, beni frenleyen, bana zarar veren şeyin ta kendisiydi. O kadar yakından bakınca göremeyebiliyordum ama dışarıdan ve benim tarafımda olan bir göz bana bunu söylediğinde bunu daha iyi anlıyordum. İşte bu işe de bunun için başladım. Bu ruhla, bu güçle takım arkadaşı olmak için…

Heybemde bilgi, hayat ve merak var.

2014 benim yılım olsun diyorum.

2014 sizin yılınız olsun… Hem de sahiden 🙂

Ajanda yapraklarındaki hayallerin gerçeklere dönüşmesi dileğiyle…

Sevgiler